Vur abalıya!..

Abone Ol

Yılbaşında memurlara yüzde 5 zam yapılmıştı. Bu zammın yetersiz olduğu da açıktı. Yani, yapılan yüzde 5lik maaş artışı yeterli bulunmuyordu. Çünkü, memurun içine düştüğü sıkıntıdan kurtulabilmesi için öyle yüzde 5lik, 10luk artışların yeterli olması mümkün değildi. Ancak, iktidar bilinen "İmkanımız bu kadar" sözünü tekrarlayarak yaptığı zammı savunmaya çalışıyordu.. Süleyman Demirelin bir zamanlar söylediği, "Benzin vadı da biz mi içtik " söz benzeri bir laf. Sanki iktidarların görevi  ülkenin imkanlarını artırmak değil de, şikayetçi olmakmış gibi anlamsız bir tavır.

Herne ise. Memura yapılan yüzde 5 zammın yetersiz, hatta insafsız olduğunu söyleyip yazarken, karşılaştığımız yüzde 5lik zammın geri alınması operasyonu karşısında doğrusunu söylemek gerekirse insan ne diyeceğini şaşırıyor. Suça girmeden birşeyler söylemenin imkansızlığı karşısında dilimizin şiştiğini hisseder olduk.

Geçtiğimiz hafta içinde TBMMGenel Kurulunda kabul edilen Gelir Vergisi Yasası değişikliğiyle 8 milyon ücretlinin yararlandığı vergide 5 puanlık indirimli tarife yürüklükten kaldırılınca, yukarıda sözünü ettiğimiz manzara ile karşılaştık. Bu yeni yasa değişikliği ile asgari ücretliler dahil tüm maaşlılardan yüzde 5 daha fazla vergi kesilmesi gündeme geliyordu. Kısacası, bundan böyle ücretliler yüzde 5 daha az maaş alacaklar. Bir diğer ifade ile yapılan zam geri alınmış oldu. Böyle yapana kadar yıl başında "Maaşlara zam yapacak imkanımız yok" diyerek bugün geri alınan yüzde 5lik zam yapılmasaydı daha tutarlı davranılmış olunmaz mıydı

İşin bir başka boyutu ise, Gelir Vergisi Yasasında yapılan değişiklik ile 8 milyon ücretliden yapılan kesintinin  zenginlerden yapılan vergi indirdiminden doğacak açığın kapatılmasına gidecek oluşudur. Bir bakıma devlet bir eliyle dar gelirliye verdiği zammı, öbür eliyle geri alarak zenginlere aktarmış olacak.

Bir gazetenin belirttiği gibi fukara ücretli vergi indirimi beklerken, "Zenginden indirip yoksula bindirdiler".

Peki böylesine haksızlıklar ve sosyal dengesizlikler yaşanırken işçi ve memur sendikaları ne yapar Gerçekten bu ülkede sendika var mı Varsa bu sendikalar ne yaparlar Bize göre sendikalar öyle bir noktaya düştüler ki, varlıkları ile yoklukları arasında hiçbir fark kalmadı.

Bu sözlerimiz üzerine sendikacılar beki gücenecekler ama, işin doğrusu da bu. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından sendikalar, grev ve lokavt kanunları ile bazı diğer yasalarda yapılan değişiklikler sonucu tüm sendikalar etkisizliğe mahkum edildi. Adeta adları var, kendileri yok durumuna düşürüldüler. Buna bir de sendikacıların işin kolayını seçmeleri, mücadeleden kaçmayı tercih etmeleri eklenince toplumda hiçbir etkinlikleri kalmadığı gibi üyelerinin haklarını koruma konusundaki fonksiyonları da tırpanlanmış oldu.

Şimdi sendikalar ya ABfonlarından aldıkları paylar ile üyelerini ABye uyuma hazırlıyorlar ya da ABDnin Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında bir takım etkinliklerde görev alıyorlar. Bunu söylerken sendikalara ve sendikacılara haksızlık etmek istemem elbette. ABve bazı dış fonlardan aldıkları paylarla birşeyler yapan  örgütler tabii ki sadece sendikalar değil. Pekçok Sivill Toplum Kuruluşu aynı yolda ilerliyor.

Maksadım elbette dış fonlardan alınan paylarla bir takım projelerin uygulanıyor olmasına dikkat çekmek değil. İşçisi ve memuru ile büyük kitleler ülkemizde adeta açlık ve yoksulluğa mahkum edilmişken, bu yetmiyormuş gibi hâlâ fakirden alınıp zengine pompalanması karşısında sendikaların sessiz ve yetersiz kalışlarına dikkat çekmek. Garibanın tamamen sahipsiz bırakılmış olmasına vurgu yapmak.