Yolda yürürken neden mağazaların camekânlarına yakın yürürüz. Hiç düşündünüz mü? Vitrinlerin de yerçekimi kanununda olduğu gibi bir çekim gücü var mıdır? Psikolojik Danışman ve Psikoterapist Mehtap Kayaoğlu ile bu çekim gücünü konuştuk. İşte merak ettiklerinizin yanıtları...
Yağmur dindi, havalar ısındı, caddelerde yürüyüp vitrinlere bakanlar çoğaldı. Bu görüntü yazın da habercisi oldu. Meteorolojiden alınan bilgilere göre yurt genelinde yağışların azalıp hava sıcaklıklarının aratacağı öğrenildi.
Bu yıl geç gelen ve geç biten kışın ardından yeni sezon ürünler de vitrinlerde yerlerini aldı. İstanbul‘un en hareketli Caddesi olan İstiklal‘de de yoğun kalabalığın ‘Shopping Fest‘ bitmiş olsa da yine alışverişe devam ettiği gözlemlenirken büyük alışveriş merkezlerinden eli poşetli çıkanların da sayıları arttı.
Yolda yürürken neden mağazaların camekânlarına yakın yürürüz. Hiç düşündünüz mü? Vitrinlerin de yerçekimi kanununda olduğu gibi bir çekim gücü var mıdır? Psikolojik Danışman ve Psikoterapist Mehtap Kayaoğlu İle vitrinlerdeki çekim gücünü konuştuk. İşte merak ettiklerinizin yanıtları...
Alışverişin fazlası mutsuz eder
Sık sık alışveriş yapan insanların yeni bir şeyler aldıklarında mutlu olamadıklarını belirten Danışman ve Psikoterapist Mehtap Kayaoğlu; "Canımız sıkıldığı zaman deriz ya ‘gidip alışveriş yapalım da mutlu olalım‘ diye. Ancak artık alışveriş yapmak ta mutlu etmemeye başladı. Büyük alışveriş merkezlerinde insanlar poşetlerini dolduruyorlar ama yüzleri gülmüyor. Bunun nedeni ise ihtiyaçtan fazla alışveriş yapılmasıdır. Her gün, her hafta temel ihtiyaçların haricinde fazla alışveriş yapanlar artık alışveriş yaparak mutlu olamıyorlar. Bu da depresyona yol açar. Ama daha az alışveriş yapanların aldıkları küçük bir eşya ile de olsa mutluluktan gözleri parlıyor" dedi.
Hızlı tüketim toplumu olduk
Mağaza vitrinlerinin özenle hazırlanan tasarımlarıyla toplumu ihtiyaç fazlası alışverişe sürüklediğini ve alışveriş çılgını bir toplum oluşturduğuna dikkat çeken Kayaoğlu; "İnsanların hoşuna gidebilecek ve albenisiyle, insanların bu ürünleri almasını sağlanarak ‘hızlı tüketim toplumu‘ olmaya başladık. Dikkatle incelendiğinde mağazaların vitrinlerine ihtiyaç olmayan ürünlerin sergilendiği görülür. İhtiyaç olanlar da en arka raflardadır. Nasıl olsa insan ihtiyaç olanı alacaktır. Kapitalist sistemde önemli olan ihtiyaç olmayanı da satarak ihtiyaca dönüştürmektir. İhtiyaç fazlası alışverişin pompalanması ve insanların mutluluğu alışverişte araması alışveriş çılgını bir toplum oluşturdu. Bu hızlı tüketim toplumu içinde insanlar vitrinlerdekileri ilgili, ilgisiz ürünleri merak edip vitrinlere yakın yürümeye başladı" diye konuştu.




