Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-15

Abone Ol

SOSYAL TUFAN hatırlatmalarımı yıllardan beri sabır ve sebatla yaptım…

ADİL DÜZEN’in ülkemiz, ADİL DÜNYA DÜZENİ’nin de tüm dünya için yegâne sosyal tufandan yani tüm sorunlardan kurtulma reçetesi olduğunu hatırlattım…

Virüsleri sırasıyla hatırlayalım; Kuş, Kene, Domuz, SARS ve KORONAVİRÜS!

Ve bir anda hayatımızın dört bir yanını kaplayan KORONAVİRÜS DÜZENİ!

(Bu yazı dizisindeki her yazı, birinci yazıdaki bu girizgâh ve devamıyla okunmalı…)

Evet…

Önemine binaen birinci yazıdaki girizgâhın tamamı dikkatle bir daha okunmalı…

Bugün “VİRÜS TUFANINDAN KURTULMAK” başlıklı çalışmamızla yazı dizimize devam edeceğiz; sağlıklı bir sisteme ulaşmamız dua ve dileklerimizle…

***

Orta Çağ’ın savaşları dayanmaya yani dayanıklı olmaya bağlıydı. Bir kenti almayı isteyen devlet ordusuyla o kentin kalesini sarar ve içindekilerin yiyeceklerinin tükenmesini beklerdi. Ancak kendisi de uzaklardan geldiği için uzun zaman dayanamazdı. Hangisinin ikmali yani dayanma gücü erken biterse öbürüne teslim olurdu.

Bu kural yalnız o zaman için geçerli değildi, bugün de geçerlidir. Savaşa başlayanlar üretimi durdurur, çalışanları savaş meydanına gönderirler, mevcut olan imkânlar tükeninceye kadar savaş devam eder. İmkânı biten mağlup olmuş olur ve teslim bayrağını çeker.

Bugün “VİRÜS/ler” de savaş silahı olarak kullanılır, kullanılabilirler; nitekim bazı devletler kullanmaktadırlar. Hangi devletin dayanma gücü erken biterse öbürüne teslim olur.

Bu yıl geçen yıl üretilenler tüketilmekte olduğu için sadece ilaç ve hastalık konusunda yarış vardır. Bütün devletler bir sene dayanabilme gücüne sahiptirler. Bir sene bittikten sonra kim bu arada üretime devam etmiş ve kendisine yeter ürün üretmişse o varlığını sürdürür, diğer devletler uluslarıyla birlikte yeryüzünden çekilip giderler.

Böylece Nuh Tufanı’ndan sonraki ikinci tufan “virüs tufanı” olmuş olur.

***

Bugünkü ölüm-kalım savaşı üretimi sürdürüp sürdürmemeye bağlıdır. Türkiye veya başka bir ülke, virüse tedbir alsın almasın, biraz fazla ölen olur ama üretimi durdurmamışsa o ülke varlığını sürdürecek, virüs tufanında yok olup gitmeyecek. Üretime devam edemeyen ülke virüsle birkaç kişinin ölümünü önlemiş bile olsa gelecek yıl veya birkaç yıl sonra bütün nüfusuyla helak olmuş olacaktır.

Yalnız bir ülkede “virüs tufanı” olsa, diğerleri tufan olmayan ülkelere hicret ederler veya o ülkelerden ikmal yaparak varlıklarını sürdürebilirler. Ama bütün dünya krizde ve tufanda olunca, hicret ya da ikmal imkânı olmayacağından ölüme mahkûmdurlar. Bunun böyle olacağını hesaplamaya 10 yaşındaki çocuğun aklı bile erer.

Bu virüs tufanından kurtulmanın yolunu Kur’an bize göstermiş olmalıdır.

Allah’a inananlar, ırkları ve dinleri ne olursa olsun, ilahi kitaplara başvurarak çözümü Allah’tan istemelidirler. Dua etmek budur. Yoksa camide toplanıp imamın ezberlediği cümlelere âmin demek dua değildir. Tüm insanlık, kurtulmak isteyen herkes, virüsün dünyayı boğmaması için hep birlikte Kur’an başta olmak üzere bütün ilahi kitaplarda anlatılanları yerine getirerek Allah’a dua etmesi gerekir.

Tufanı durdurmak mümkün olmadığı gibi tufan sırasında gark olma da kaçınılmazdır.

Tufandan ancak gemi yapıp kurtulmak gerekir.

Bunu bugünkü var olan sistemler, düzenler ve yönetimler yapamıyorlar. Sermaye’nin basın/medya yoluyla oluşturduğu baskı sonucu ateşe körükle gidiyorlar. Biz halk olarak kendimiz birer araç ya da birer gemi yapıp bu tufandan kurtulmamız gerekir.

Böyle bir araç ya da gemiyi nasıl yapacağımızı, Kur’an’dan aldığımız bilgiler ışığında gelecek yazıda aktarmaya çalışacağız...

Selam ve sağlık dualarımızla, sağlıklı bir sistemde ulaşacağımız zamanlara inşallah…