Vicdanlara seslenen ay

Abone Ol

Ramazan ayının; başlangıcı rahmet, ortası mağfiret, sonu da

cehennemden kurtuluştur. Rahmetin bol olduğu bu ayda insanların manevi

duyguları hareketlenir. Hassasiyetleri arttığından olaylara bakış açısı da

değişir. Bir anlamda insanın acıma duygusuna sahip vicdanının olduğunun,

merhamet gösteren bir yüreğe sahip bulunduğunun farkına vardığı bir aydır

Ramazan ayı.

Ramazan ayı oruç ibadetinin ifasından olsa gerek pek bir

munistir. İnsanlar bu ayda maneviyatın artmasından dolayı dünyadayken uhrevi

bir hale bürünürler. Bir yandan sabrı öğrenen insan aynı zamanda sevdiği için

fedakârlık yapmayı da öğrenmektedir. Zira sevgi bir anlamda ispat da ister.

Sevgisinden yemeden içmeden kesilmek tabiri aslında bu ay için daha bir anlamlı

olmaktadır kanımca. Paylaşmak, karşılık beklemeden vermek de bu ayın

hasletlerindendir.

Maddi durumu hallice olanların kendinden daha aşağıdaki

insanların yaşamlarını anlayabilmesi için aynı zamanda bir fırsattır Ramazan

ayı. Yoklukta varlık bulmak, varlıkta yokluğu bilmek gibi. Toplumun huzur

bulması ve insanların kaynaşması için bundan daha güzel bir fırsat olabilir mi

Ayrıca her anında sevap kazanma şansı vardır insan için. Bir yandan akşama

kadar aç susuz kalacak bir yandan da sevap hanesine sürekli yeni sevapların

eklenmesine vesile olacaktır. Her yönden sürekli kazancın kapısıdır Ramazan ayı.

Ramazan ayının diğer bir özelliği de Kur an ın nazil olmaya

başladığı ay olmasıdır. Allah-u Teâlâ Cebrail vasıtası ile Kur an ı Ramazan

ayında kulu Muhammed e (sav) vahyetmeye başlamış ve Kur an peyderpey 23 yılda

tamamlanmıştır. Bu ayda Hz. Cebrail ile Hz. Muhammed (sav) birbirlerine o ana

kadar inen ayetleri karşılıklı okuyarak mukabele eylemişlerdir. Günümüzdeki

mukabele geleneğinin dayanağı işte buradan neşet etmiştir. Bu yüzden bu ay

özellikle Kur an okumaya ve dinlemeye ayrı bir gayret göstermelidir

Müslümanlar. Her bir harfine okuma ve dinleme sevabının verildiği Yüce

Kitabımızı sadece Ramazan ayında değil 7/24 okumaktır aslında efdal olan.

Müslüman için Kur an anayasa olduğundan Allah-u Teâlâ nın biz kullarından

istediği yaşam biçiminin tamamı burada bulunmaktadır. Bu yüzden Kur an ın

manasını da öğrenmeye gayret göstermeli ve ilahi mesajlara vakıf olmaya

çalışmalıdır Müslümanlar.

Hayır hasenatın önem kazandığı aydır Ramazan ayı. Fakire,

yetime, yoksula, yolda kalmışa, mazluma uzanacak bir el aynı zamanda toplumsal

dayanışmanın da en bariz örneğini göstermektedir. Bir tebessümün bile sadaka

olduğu bu ayda yapılacak yardımların bire yedi yüz oranında karşılığının

verileceğinin farkında olmalıyız. Bu öylesine güzel, kârlı ve bereketli bir

alış veriştir ki dünyevi olarak böylesine yüksek kârın olduğu alışverişin

başkaca da karşılığını bulmanın pek imkânı yoktur. Bir çocuğun tebessümü

dünyanın değişmesine vesile olabilir. Hem dünyanın ayakta kalması çocuk ve

ihtiyarların yüzü suyu hürmetinedir derler eskiler. Pek de haksız sayılmazlar

aslında.

Sayılı günler kaldı bu sayısız fırsatın olduğu ayı idrak

edebilmek için. Geçen her günü layıkıyla ifa edemediğimize hayıflanıp, gelecek

olanı yeni bir fırsat bilip gereğini ifa edelim.

Rabbim tutulan oruçlarımızı ve yapılan ibadetlerimizi ahseni

kabul ile kabul eylesin. Âmin

 

Minik bir tebessüm

Sadrazam yapacakmış

Hüsrev Paşa sinirli ve hırçın tabiatlı biriymiş. Sık sık

çevresindeki, emri altındaki kişileri azarlar, kırarmış. Yine öfkeli bir anında

uşağını ağır bir şekilde azarlamış, hakarette bulunmuş. Uşak:

Artık bu kadarı fazla, diyerek alıp başını gitmiş.

Bunu duyan uşak simsarları hemen Hüsrev Paşa nın konağına

damlamışlar. Hüsrev Paşa aradığı uşakta bulunmasını istediği nitelikleri

sıralamaya başlamış:

Benim huyumu biliyorsunuz, bana buna göre bir uşak

bulacaksınız. Bulacağınız uşak öyle zırcahil olmasın. Az çok okuma yazma

bilsin, biraz mürekkep yalamışlığı olsun.

Bulacağımız uşağın böyle biri olmasına dikkat ederiz paşam.

Bulacağınız uşak hoşsohbet, nüktedan biri olsun. Biraz

halden, dilden anlasın. Yorgun ve sıkıntılı zamanlarımda beni eğlendirsin.

Baş üstüne paşam...

Biraz hesap kitaptan da anlasın.

Peki paşam.

Biraz musikiden de anlasın. Malum müzik ruhun gıdasıdır,

derler.

Emredersiniz paşam.

Bu konuşma sırasında orada bulunan devrin tanınmış şairi

İzzet Molla söze karışmış:

Paşam, sizin aradığınız gibi birini haşmetli padişahımız da

arıyormuş.

Paşa merakla sormuş:

Ya öyle mi, ne yapacakmış acaba

Şayet böyle birini bulabilirse sadrazam yapacakmış.

 

İlgilisine notlar:

*  Ey îman edenler!

Sizden önceki (ümmet)lere yazıldığı gibi, sizin üzerinize de oruç tutmak

yazıldı (farz kılındı). Olur ki bu sâyede takvâya erersiniz. Bakara Suresi -

183

*  Ramazan da orucunu

tutup da Şevval den de altı gün tutan kimse bütün sene oruç tutmuş

gibidir.   Hadisi Şerif (R. Salihin,

1259)

*  Ramazan ayında,

hasta veya ruhsat sahibi olmaksızın kim bir günlük orucunu yerse, bütün zaman

boyu oruç tutsa bu orucu kaza edemez. Hadisi Şerif (Buhari, Savm 29; Tirmizi,

Savm 27)

*  Her gönülde bir

aslan yatar, diyenlere inandım, gönülleri dolaşmaya çıktım. İçinde kediler,

tavuklar, çakallar yatan; yılan, çıyan, solucan yuvalı gönüller keşfettim.

Arif Nihat Asya