Vicdanlar birleşirse

Abone Ol

Günümüzde insanlık, büyük bir çıkmazın içerisindedir. Bu çıkmazı insanlığın hazin durumunda, mazlumların hayatın hengâmesinde kaybolan sessiz çığlığında, çocukların cesedi üzerinden üretilen derin stratejilerin kanlı neticesinde rahatlıkla görebiliyoruz. Günümüz dünyasının insanlara huzur ve saadet getiremeyeceğini her gün acı bir şekilde tecrübe ediyoruz. Irkçı emperyalizmin kurduğu bu ifsat dünyası ancak bir avuç azınlığın mutluluğunu amaçlıyor. Bu dünyanın fotoğrafı azgın azınlığın mutfağına erzak götüren çoğunluğun bir fotoğrafıdır. Bu dünyanın fotoğrafı içinde servet sahiplerinin olduğu tahtırevanı omuzlarında taşıyan dünya halklarının bir fotoğrafıdır.

Bir tarafta varlığı lükse ve israfa bulaştıranlar bir tarafta ise yokluğu sözde kaderi gibi yaşayanlar var. Bir coğrafyada insanlar eğlencenin gürültüsünden rahatsızlık duyarlarken başka bir coğrafyada bomba ve silah seslerinin gürültüsünde yaşamak zorunda kalıyorlar. Her an her bölgede yaşanan çatışmalar, savaşlar, katliamlar ve terör eylemleri dünyamızı yaşanabilir olmaktan çıkarıyor. Son günlerde İsrail zulmünün sessizce ekranlardan takip edilmesi, vicdanlı halkların susturulan çığlığı bu konfor alanın bozulmaması adına ne yazık ki. İsrail’in bu derece görünür bir şekilde zulmünü gerçekleştirebilmesinin tek bir açıklaması var, hayatlarından memnun olanların sessizliği, memnuniyetsizlerin ses çıkarabilecek veya sesini duyurabilecek gücü olmamasıdır. Bu durumu aşmanın en isabetli yolu birlikte hareket edebilme iradesini ortaya koyabilmektir.

Birlikte hareket etmekten bahsederken buraya kimlerin dâhil olacağı da önemli bir mesele. Birlikte hareket edebilmek için ortak kaygıları parlatmak, büyütmek ve zemini bunun üzerine inşa etmek gerekiyor. Bu yüzden birliktelik mevzusunu kademeli bir içerikle geliştirmemiz gerekiyor. Şu anda gördüğümüz kadarıyla ortak noktada buluşabilecek bil kuvve güç Müslümanlardır. O yüzden öncelikli hedef inanç üzerinden bir birliktelikle yola çıkmak önemlidir. Çünkü insan topluluklarını motive edebilecek yegâne unsur inançtır. Buradan güç alarak oluşturulan birlikteliğin insanların ortak kaygıları için daha anlamlı olacağı malumdur. Yeter ki mezhepsel ve etnik farklılıklar ile ulusal çıkarların bir virüs olarak bu şekilde oluşabilecek bir birlikteliğin bünyesine sarmasın.

Eğer bu aşamayı sorunsuz olarak geçebilirsek, bir sonraki güç biriktirme merkezi olarak dini farklılıklar dikkate alınmadan vicdanlı insanların itirazlarının kurumsallaşmış halini gösterebiliriz. Bu kurumsallaşmayı yapabilecek ön hazırlığı inanca dayalı birliktelikle kurmuş olmalıyız ki, bu birliktelik yeni bir güç hiyerarşisi oluşturmasın. Bugün İsrail zulmüne karşı tüm halkların tepkisini görüyoruz. Ne kadar yönetimler zulmü görmezden gelmeye, direnişi yaftalamaya kalksa da halkların ekseriyeti vicdanen rahat değil. Bu da bize gösteriyor ki, halklar ilke merkezli yeni bir dünya için birlikte hareket etmeye hazır. Konfor ve koltuk sahiplerini harekete geçirmek de yine bu halkların güçlü itirazına bağlıdır.

Adalet, eşitlik ve barış, insanlığın en büyük ihtiyacıdır. Bu vasatta itirazı olan, duruşu olan, vakarı olan her ferdin birlikteliği önemsemesi, halkların böyle bir birlikteliğin olabilirliğine inanması ve bu doğrultuda stratejiler geliştirmesi önemlidir.