Vicdanlarımızı referans noktası kabul etmiş olsaydık
üşümezdi çocukların elleri. Hakları ellerinden alınmış mazlumların ahı ile
inlemezdi yerküre ve adalet vurulmazdı ta kalbinden
Eğer vicdanlarımızı referans noktası kabul etmiş
olsaydık, ayaktakiler yerdekileri çiğnemez, ellerinden tutup kaldırırlardı.
Sesleri yankılanmazdı çocukların, insanlığı çalınmazdı gençlerin ve hasretle
bakmazlardı yaşlılar
Çünkü vicdan, insanlığın geçtiği o dümdüz yolun
aynasıdır. Varlığımızın olmazsa olmazlarındandır. Ekonomik, siyasi ve sosyal
statü ile belirlenecek bir unsur değildir vicdan aksine semaya kadar uzanan üst
bir değerdir.
Çocuklarımızın fıtratı bozulmamışsa eğer, vicdanları
onlara hayat boyu kılavuzluk eder. O nedenle onlara iyilik telkin edip
vicdanlarının gelişmesine yardımcı olmalıyız. Onlara üzerine basılan bir
karıncanın hissettiği acının, bir çiçeğin koparılmasından kaynaklanan
mahrumiyetin, yıkılan bir gönlün hissettiği sızının gelecekte nelere yol
açabileceğini anlatmayız. En değerli şeyin insanlık olduğunu zihinlerine
işlemeliyiz çocuklarımızın.
Bir insanın yüreğine atılan taşın, bütün insanlığın kalesini
yıkmak anlamına geleceğini öğretmeliyiz onlara. Cezaya değil ödüle, kötü söze
değil güzel söze ağırlık vermeli ve onların yüreklerine sevgi ekmeliyiz.
İLK VİCDANİ UYANIŞ
Hans Zulliger, çocukları eğitirken, kullanılan ceza
yöntemlerinin onun vicdanına zarar getirdiğini, böyle durumlarda çocuğun
cezasını ödediği hissiyle hareket edip, kendini olaylara kapadığını söyler.
Hayatın içinde ödül ve ceza mekanizması döngüsel olarak işler fakat ailelerin
bu konuda hassas davranmaları ve cezadan ziyade ödüle ağırlık vermeleri
gerekir. Yerli yersiz verilen cezalar çocuğun kalbini katılaştırıyor ve nasıl
olsa yaptığım hatanın bedelini ödedim diye düşünen çocuk vicdanını muhakemeye
tabi tutmuyor. Eğer anne baba çocuğun vicdan gelişimine katkı sağlayabilirse o
çocuk doğru ile yanlışı ayırt etmekte zorlanmayacaktır.
Vicdanın ilk gelişim aşaması anne ile bebek arasında
başlıyor. Annenin davranışları çocuğun aynası oluyor çocuk aldığı şefkati
içselleştiriyor. Unutmayalım, birey ve toplumların vicdanları annelerin çabaları
ile gelişir. Anne bir nevi toplumun vicdan öğretmenleridir.
Sevgili anneler,
Cana kıyan katiller,
Kul hakkı yiyen caniler
Devletin malını sömüren açgözlü haydutlar
Namus düşmanları,
İnsani hasletlerini kaybeden biçareler unutmayın ki,
sizlerin ellerinizde şekillenen çocuklardır. O yüzden ekranlara kilitlenip ah
çekmek yerine çocuklarınızın gönlüne şefkat ve adalet tohumlarını ekin ve bu
konuda onlara örnek olun.