Vahşi kapitalizmin, küresel emperyalizmin ve çok uluslu
şirketlerin, bir ülkenin algı haritasını değiştirmek için kullandıkları en
etkili yöntem, gazete veya televizyon ekranlarına bombardıman niteliğinde
verdikleri reklamlardır. Markalarını, ürünlerini özellikle kreatif ve albenili
reklamlarla medyada değerlendiren bu markalar, zihinlerde oluşturdukları satın
alma dürtüleriyle cüzdanlarımıza sürekli kirli ellerini sokarak cirolarını
şişirmenin formüllerini aramaktadırlar. Reklâmı izlersiniz ya da izlemezsiniz,
markayı satın alırsınız veya almazsınız, bütün bunlar sizin elinizdedir gibi
bir fikri seslendirebilirsiniz. Ama durum hiç de böyle değildir Çünkü kirli
küresel emperyalist firmaların, sosyal ve siyasal zeminde yapmaya çalıştıkları,
gizliden gizliye oluşturmaya çalıştıkları mağduriyet atlasını da iyi analiz
etmek ve atacağımız adımları da bu şekilde ortaya koymak zorundayız. Çünkü bir
süpermarkete veya bakkala gittiğimizde, sepetimize koyduğumuz her ürünün,
hayatımızdaki yeriyle ilgili de bir şekilde bilgi sahibi olmak ve bu
alışverişin gönül coğrafyamıza yaptığı derin etkileri de düşünmek zorundayız.
Hatırlarsanız, geçtiğimiz Ramazan ayı içinde Ortadoğu nun
çıbanbaşı terörist İsrail, Filistin topraklarında bir devlet terörü uygulamış,
günlerce Gazze de masum Müslüman kardeşlerimizin üzerine ölüm olarak yağmıştı.
Kimyasal silahların, türlü bombaların kullanıldığı bu terörist faaliyetler
dolayısıyla Birleşmiş Milletler ve dünyayı kendi hükümranlığı altında kukla
gibi oynatan 5 li Çete, kıllarını bile kıpırdatmamış, uygulanan bu insanlık
suçuna dair herhangi bir yaptırım uygulanmamıştı. Gün geçmiyor ki, terörist
Siyonistlerle ilgili gazetelere ve televizyonlara yansıyan bir haber olmasın
Siyonistlerin Mescid-i Aksa da yaptıkları, Müslümanlara reva gördükleri
zulümleri, sıradan bir haber gibi izliyoruz. Bu haberler o kadar çok yapılıyor
ki, artık dünyada bu görüntüleri izleyenler de sıradan bir olaymış gibi
kanıksamış durumda. Terörist İsrail, bu zulümlerini sürekli kılarak,
Müslümanların hissiyatının yok olmasına, zihinlerin tepkisizleştirilmesine ve
İslam coğrafyasının bu olaylara karşı duyarsızlaştırılmasına yol açacak bir
vicdansızlığı sergiliyor.
Nitekim Gazze bombardımanlarının olduğu günlerde, İslam
kaygılı, yüreğinde vicdan taşıyan gazetelerimizde, televizyonlarımızda ve
sosyal medyada, İsrail le bağlantılı ve Siyonizm menşeli firmaların ve
ürünlerin boykot edilmesine dair haberler yapılmıştı, kampanyalar
başlatılmıştı. Aradan bu kadar kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen, bu
kampanyalar, bu vicdan muhasebesinin ürünü kaygılar ortadan kaybolmuş durumda.
Siyonizm e en yüksek meblağı aktardığı ifade edilen milyarları cebellezi eden
firma, Türkiye yi sosyal projeleriyle ayağa kaldırdığını iddia eden
reklâmlarıyla televizyonlarımızı işgal etmiş durumda. Bu ne biçim dünya
hikâyesi zor Gerçekten Türk milleti olarak toplumsal hafızamız çok zayıf
Siyaset tarihimize damga vuran bir siyasetçimizin Dün
dündür, bugün bugündür gibi garabet bir sözü vardı. Biz, bu dünyaya bir amaç
için gelmişiz Allah (c.c.) nün bir ayeti kerimesinde buyurduğu gibi, İnsan
başıboş yaratıldığını mı zannediyor
Her şeyimizden sorumluyuz, attığımız adımdan, yürüdüğümüz
yoldan, aldığımız havadan Yaptığımız alışverişten, poşetimize koyduğumuz
ekmekten, market rafında gözümüze ilişen ve menşeini sorgulamadan sepetimize
attığımız emperyalist şirketin ürününden.
Mutfağımızdaki bir cips veya bir şekerli suyun, İslam
coğrafyasında bir Müslüman ın kalbine yönelen bir kurşun, suratında bir yumruk,
hanesinin içinde bir bomba olma ihtimali bile varsa, bunun vebalini ve
mesuliyetini taşıyabileceğinizi vicdanınıza sormalısınız.