Vesayetten kurtaracak otorite!

Abone Ol

O nun adına icra-i faaliyette bulunmak olan vesayet,

neden o nun fonksiyonlarını iptal edip yerine geçmek ister. Bu zaafı

sonlandırmaya yönelik önemli bir kavram otoritedir. Otorite; düşünce, bilgi

tecrübe ve yetenekten kaynaklanan yetki ve itibar ile bağlantılı ve karşı

tarafta saygı ve minnet hissettirmektedir. Bilim ve düşünce dünyasında konuyu

en iyi bilenlere alanında otorite denmesi bu yüzdendir.

Otorite, ötekinin hüküm vermede kendisinden üstün

olduğunu ve kendisine takaddüm ettiğini kabul ve tasdik etmekten geçiyor. Böyle

kavrandığında, kimsenin kimseye otorite hediye edemeyeceği ancak diyalog

içerisinde kazanılacağını anlaşılıyor. Ancak ekonomideki insan insanın

kurdudur zihniyeti bu diyaloğu ortadan kaldırıyor. Vesayetin, ekonomik zihniyetle

derin ilişkisi burada başlıyor ve ihtiyaç için değil, tükettirmek ve daha fazla

kazanmak için koşturan; tabiatın, fıtratın ve geleceğin selametiyle ilgili

yaratıcının kanunlarını dikkate almayan bir süreci tetikliyor.

Batıdaki egemen iktisat disiplininin önce ticaret, sonra

da sanayi ve finans kapitalizmin işleyiş kurallarını belirlemesi bu yüzden

tesadüfi değildir. İslam da ise değer sermaye değil, emektir. Emeğin, helal

kazanç getirmesine ve gaybi boyutuna sürekli dikkat çekilir. Bu açıdan makroekonomik

boyutta küresel kapitalizmin bize biçtiği kalkınma kulvarının aslında vesayet

tuzağı olduğunu idrak etmeliyiz. Aksi takdirde dünya ekonomisinde sanayileşmiş

ve sanayileşen ülkeler arasında kur savaşları, sert ticari rekabet, küresel

yönetişim reformu tartışmaları, yeni-korumacılık eğilimlerini anlayamayız.

Tüketim ekonomisine cevap vermenin yeni bir uygarlık

tasarımıyla mümkün olacağı açıktır. Bugün için bu tasarımı üstlenecek yeterli

bir kitleye ve sabikun nesline sahip olmasak da, yeni bir otorite

üretilmelidir. Bu işin müeyyidesi duyarlı vatandaş olacaktır. Bunun için de,

sempatik ve eko-politik modellere ihtiyaç vardır.  Çünkü ekonomik vesayetten kurtuluş,

antropolojinin iktisadiliğine sempatinin ikame edilmesinin bir arayışıdır.

Ekonomik vesayetten çıkış ise, stratejik plan mantığını güçlendirerek yerel

öncelik belirleme konusunda kapasite inşa etmekle mümkündür.

Aranan otorite; sanayi, teknoloji ve insan kaynağı

yönetimi politikalarını yeniden öne çıkaran yeni bir kalkınma hikâyesi ile oluşacaktır.

Bu sayede reel ekonomi temelli yeni bir kalkınma, stratejik ve siyaseten de

güçlü bir kamu yönetimi (sistem değil, devlet adamı) ile buluşacaktır. Genç

nüfusa iş bulma, bölgeler arası dengesizlikleri ortadan kaldırma, sosyal

adaleti gerçekleştirmek için yeni kaynaklar bulma, ar-ge bütçelerini yükseltme

gibi çok önemli alanlar bu otorite ile beklenen çözüme kavuşacaktır.

Vesayetten kurtaracak otorite için; ülkelere ve kurumlara

acilen bir üst akıl lazım gerektiği, yapılan araştırmalar ve yaşanan

gelişmeler işaret etmektedir. Bu işarete uymak için, para biriktirmekten çok

dost biriktirmeye dönük bir yapısal disipline ihtiyaç duyulmaktadır. Çünkü,

insan insanın yurdu dur! Ancak bu zihniyetle millet lehine müeyyide ve bilinç

üreten hamlelerle uluslararası bağlantılı büyük sermaye kesimlerinin seçilmiş

siyasiler üzerindeki ekonomik vesayet tasfiye edebilecek bir otorite

sağlanabilir. Bunun için önce zihnimizdeki vesayetten kurtulalım!