Verme Kültüründen Geliyoruz

Abone Ol

Batı zihniyetinin ürettiği insan prototipi, vermekten çok

almaya odaklıdır. Yalnızca fiyatı olanı önceleyen ve menfaat peşinde koşan bu

hümanist ideoloji, insanı ve onun egosunu merkeze alan bir sistemi üretmekle

kalmamış bu kokuşmuş zihniyetlerini Müslüman toplumlara da bulaştırmıştır.

Bu sistem hayır/iyilik kaynağı olan değer üreten İslam

insanının karşıtıdır. Zira İslam ın biçimlendirdiği insanın merkezinde vahiy,

İlahi kelam ve rıza muhabbet vardır. Vahiyle hayat bulan kişi, insan olma

yolundaki samimiyeti oranında değer kazanır.

Değeri olanın fiyatı olmaz, fiyatı olanın ise bir değeri

olmaz. Materyalist zihniyetlerin hamuruyla biçimlenmiş insan bu yüzden, ikram

etmeyi, vermeyi, vakfetmeyi yakın zamana kadar bilemezdi.

Şimdilerde bunu laboratuvar ortamında denemeye

çalışıyorlar. Onlar fon kullanmayı ya da insanları buna teşvik etmeyi görev

bilirler. Çünkü menfaat odaklıdırlar, iyilik anlayışları sınırlıdır.

Genelde iyilik bu toplumların insanlarında şu alanlarda

hasıl olur:

Ulusal ego gayret ve kayırma

Nefsin tatmini

Kendini kayırma ve gösteriş

Karşılıklı menfaat ilişkisi

Kariyeri yükseltmek için

İnsanlar arasında güç ve itibar elde etmek için

Baskı ve tahakküm kurabilmek için

İslam medeniyetinin temelinde iyilik, ikram, hayır,

hasenat vardır. İhtiyacı olanın ihtiyacını gidermeyi tavsiye eden büyüklerimiz

bunun adabını da göstermişlerdir. İslam toplumlarında yapılan iyilikler

Allah ın rızasını kazanmaya yönelik olduğundan bir karşılık dahilinde yapılmaz

ve başa kakılmaz.

Bu insanlar, tanısınlar tanımasınlar ihtiyaç sahibinin

yanında yer alır ve bunu insani bir sorumluluk olarak görürler. Bu gün büyük

bir dejenerasyonun içinde yer almaktayız. Ancak buna rağmen İslam kültüründen

kırıntılar hala bu topraklarda mevcut. Çevrenizde bir yaşlının elinden tutup

karşıya geçiren gençleri, yere düşen bir kişiyi kaldıran insanları, yoksula

yardım için koşturanları görebilirsiniz.

Çünkü malum zümreler bu toplumu kültüründen koparabilmek

için var güçleri ile çalışsalar da, insanlarımızın toplumsal hafızasında

İslam ın izleri mevcut ve bizler hala bundan beslenmekteyiz.