Verdiklerimiz bizimdir

Abone Ol

Bir yazar, “kötülüğün sebebini anlayabiliyorum ama bir insanın karşılıksız iyilik yapma eğilimine hiçbir anlam veremiyorum” diye yakınmış ve materyalist karakterin içinde bulunduğu haleti ruhiyeyi gözler önüne sermişti. Aslında bu anlayış pragmatist bir yaklaşımı ve bu kimselerin insana eşyaya ve hayata bakışını bütün açıklığı ile ortaya koyuyor. Zira bu insanlara göre yapılan her iyilik bir karşılık dahilinde yapılır ve hayat menfaatlerin örtüştüğü ya da çatıştığı bir süreçten ibarettir. Yani biri size bir şey armağan ediyorsa sizden beklediği bir şey vardır, karşılık bulamadığında ise hüsrana uğrayacaktır. Buna göre verdikçe elinizden bir şeyler eksilir ve yoksullaşırsınız. O yüzden karşılıksız bir şey yapmamalısınız. İnsanlara iyilik ve ikram etmenin getirdiği iç huzuru bu insanlara anlatmanız pek mümkün olmaz. Zira vermekten ziyade almaya kurgulanmışlardır. Bu anlayış materyalist insanın insan ilişkilerine bulaştırdığı bir hastalıktır ve bu hastalık ne yazık ki Müslüman toplumları istila etmiştir.

Malonovski’nin “ Gift teorisi” muhteva olarak şöyledir: Sosyal ilişkilerde bilinçaltı bir düzenek vardır ki, buna göre verilen her şey karşılığında alınacak bir şeye endekslidir. Yani yapılan her şey bir karşılık dahilinde yapılır. Mesela bir yoksula yardım ederken, “ben iyi biriyim” diye düşünüp aslında kendiniz için bir şey yapmış oluyorsunuz. Yapılan iyiliklerin karşılığında bir miktar vefa beklentisi içinde olabiliriz fakat Müslüman’ın bu beklentisi daha ziyade ahiret odaklıdır. O yüzden iyilik yapmak onun için her zaman bir kazançtır.

Batı insanı bu teoriden beslendiği için, ilişkilerinde ben odaklıdır. Zira iyilik etmek bu insanlara göre bir kayıp ya da ahmaklıktır. Oysa bizleri beşer olmaktan insan olmaya taşıyan en temel iksirdir iyiliklerimiz. Yaptıklarını Allah için yapan ve bu niyetlerini koruyabilen kimseler için iyilik bir derecedir ve kişi bu vesile ile her daim yükselişe geçer. Fakat bunu ancak inanan ve inandığına sımsıkı bağlı kalan kimseler anlayabilir.