Venedik taciri ve Yahudi bir profesör

Abone Ol

Wilyım Şekspirin (William Seakspeare) ünlü oyunu "Venedik Tefecisi" veya çok bilinen adı ile "Venedik Taciri"nde ünlü bir tirad yer alır.

Önce oyundan kısaca bahsedelim:

Olay Venedikte geçer... Hıristiyan asilzadeleri Yahudilerin ticaret yapmasını yasaklamıştır. Ticaret yapamadıkları için Yahudiler "tefeciliğe" başlamıştır. Tefecilik ise o dönemin günahlarından sayılır. Ama bazı Hıristiyan asilzadeleri kendi koyduğu yasaları, kendileri çiğner.

Zengin armatör Antonio, meteliksiz ve beş parsız dostu Bassanio için Yahudi tefeci Shylocktan borç ister.

Shylock, Antonionun hakaretlerine karşılık borç para vermeyi kabul eder. Ancak bir de şart koşar.

Eğer borcun vadesi geçerse, Shylock, diyet olarak Antonionun vücudunun herhangi bir yerinden yarım kilo et ister.

Olaylar farklı gelişmeye başlar. Shylockun kızı genç bir asilzadeye üstelik babasının biriktirdiği paralarla kaçar... Daha beteri, borç verdiği armatör Antonionun gemisi batmıştır. Bu yüzden öfkelidir.

İşte burada Shylock şöyle söylenir:

"Antonio beni aşağıladı. Tam yarım milyonuma engel oldu. Kayıplarıma güldü, kazancımla alay etti. Irkımı küçümsedi, anlaşmalarımın önüne geçti. Dostlarımı benden soğuttu, düşmanlarımı kızıştırdı. Sebebi neydi Yahudi olmam... Yahudi gözlerim mi var, Yahudi ellerim mi var Bedenim, boyum, duygularım, tutkularım, hislerim... Aynı yemekle besleniyoruz, aynı silahlarla yaralanıyoruz, aynı hastalıklara yakalanıyoruz, aynı şekilde iyileşiyoruz. Hıristiyanlarla aynı yazda, kışta ısınıp, üşüyoruz. Bizi keserseniz, kanamaz mıyız Şaka yaparsanız gülmez miyiz Ve bize zarar verirseniz intikamımızı almaz mıyız Siz ve diğerleri gibi isek.. sizlere benziyor isek, bir Yahudi, bir Hıristiyana haksızlık ederse eğer, cezası nedir İntikam mı Bir Hıristiyan bir Yahudiye haksızlık ederse onun cezası ne olur Hıristiyan bir örnek verin. Hadi bir örnek verin bana! İntikam mı Bana öğrettiğiniz alçaklığı göstereceğim sizlere!"

İşte İsrailin yaptığı budur aslında. Tüm bir milleti dünyanın gözü önünde aşağılıyor. Kayıplarına gülüyor. Ölüleriyle dalga geçiyor.

Uluslararası anlaşmaların önüne geçiyor. Dostlarını medyanın baskısıyla soğutuyor, düşmanlarını kızıştırıyor.

Neden Müslüman olduğu için. Şekspir gibi sormalı belki de:

"Müslümanların elleri yok mu Bedeni, boyu, duyguları, tutkuları, hisleri yok mu Aynı yemekle beslenmiyor mu Aynı silahlarla yaralanıyor, aynı hastalıklara yakalanıyor, aynı şekilde iyileşiyor... Aynı yazda, kışta, ısınıp üşümüyor mu Müslümanları kesseniz, kan akmaz mı Müslümanlara zarar verseniz, intikam almaz mı Bir Yahudi bir Müslümana haksızlık etse, cezası nedir İntikam mı "

Kuşkusuz, Müslümanların intikamı, Yahudi tefecinin ifade ettiği gibi, "alçakça" olmaz.

Ama Allahın "Adl" ismi, zamanı geldiğinde tecelli edecek ve o gün mutlaka gelecektir.

Galiba önce vicdanların buna hazır olması gerekiyor. Zira, Yahudilerin kontrolünde olan medya, tek taraflı yayınını sürdürmeye devam ediyor.

Yahudilikle ilgili eleştirel yayınlar henüz kısıtlı olarak yer alıyor medyada.

Sosyal paylaşım sitelerini kullananlar, YouTubeda dolaşan Yahudi bir profesörün öğrencisine verdiği cevap videosunu bilir. Çünkü, bu günlerde "çok tıklanan" videoların başında geliyor.

Görüntüde bir öğrencinin Profesöre, "Konuşmanız boyunca sürekli Musevileri Nazilerle karşılaştırdınız. Bu Almanlar için son derece incitici. Aynı zamanda Nazilerden gerçek anlamda zulüm görmüş Museviler için son derece incitici..." diyor ve sözünün burasında ağlamaya başlıyor genç kız.

Profesör şöyle diyor:

"Artık buna saygı duymuyorum. Bundan gerçekten hoşlanmıyorum. Bu timsah gözyaşlarına saygı duymuyorum." (Alkış ve itirazlar.)

Profesör, "Sözümü bitirmeme izin verin" diyor.

Devamında, "Beyler, lütfen sözlerimi bitirmeme izin verin... Yabancı dinleyicilerle soykırım kartı oynamayı sevmiyorum. Ama şu andan itibaren kendimi buna mecbur bırakılmış hissediyorum. Benim babam, Auschwitz ölüm kampındaydı. Merhum annem... (İtirazlar yükseliyor. Profesör kızıyor).. Kapatın çenenizi! (Sözüne devam ediyor) Merhum annem Majdanek toplama kampındaydı. Ailemin her bir üyesi, hem anne hem baba tarafımdan ailemin her bir üyesi katledildi. Hem annem hem babam Varşova Gettosu ayaklanmasındaydılar. Ve bu annemle babamın bana ve iki kardeşime öğrettiği şu dersten ötürü tamamıyla gerçektir; İsrailin Filistine karşı işlediği savaş suçlarına suskun kalmayacağım. Onların zulmünden ve işkencelerinden daha fenasını düşünemiyorum. Yaptıkları bu kıyımı, bu vahşiliği, Filistinlilerin yaşam alanlarını tahrip etmeyi ve tüm bu suçlarını, kendi maruz kaldıkları zulümlerle haklı çıkarmaya çalışmalarından daha aşağılık bir şey düşünemiyorum. İşte bu yüzden reddediyorum. Bundan böyle gözyaşlarıyla sindirilmeyi ve caydırılmayı reddediyorum! Eğer sen de gerçekten kalp olsaydı bugün Filistinliler için ağlayabilirdin!" diyerek sözlerini tamamlıyor. (8 Aralık 2010, YouTube)

Yahudi bir akademisyenin öğrencisine verdiği bu cevap, henüz vicdanı olanlar için önemli bir gösterge.

Dünyanın neresinde olursanız olun, medyanın Yahudilere bakışı bellidir. Taraflı ve ırkçı bir yaklaşım sergilerler.

Yahudileri eleştiren kimi akademisyen, yazar, çizer veya yönetmen varsa, hemen "antisemitizm" damgası yer.

Her ülke, her devlet eleştiriliyor da, İsrail neden eleştirilmesin

Yahudilik neden sorgulanmasın

Tamam, yıllardır Nazilerin katlettiği Yahudi masallarını dinliyor, biliyoruz... Hakkında yüzlerce kitap basıldı, araştırma yazıları ve makale yayınlandı ve binlerce filme konu oldu... Peki, Filistine dair elle tutulur bir film, kitap veya araştırma yazıları var mı Varsa, bir elin parmaklarını geçmez.

Ne demiştik:

Rabbimin "adalet" ismi zamanı geldiğinde tecelli edecek ve biz bu adaleti gözlerimizle göreceğiz.