Vekâleten Savaşların Yeni Adresi Avrupa mı?

Abone Ol

Avrupa Birliği (AB) kalbinden vuruldu. Olay sonrası ortaya çıkan panik, korku görüntüleri ve hemen sonrasında alınan ve ülkeyi felç eden tedbirler, başta Belçika olmak üzere, Avrupa nın bu travmayı kolay kolay atlatamayacağını gösteriyor. Bunun temelinde ise aslında terörün bumerang etkisi yatıyor. Biz buna amiyane tabirle eden bulur diyoruz. Bu ortamda hoş bir tabir olmasa da, Türkiye ye karşı salkım-talkım hikayesi okuyanların bu ve benzeri sözleri akıllarından çıkarmamaları gerekiyor.

Bu noktada son saldırıların teröre çadır açan bir ülkede gerçekleşmiş olması oldukça dikkat çekici. Dolayısıyla bu saldırıları gerçekleştiren güç, birden fazla mesaj vermeye çalışıyor görünüyor. Bu bağlamda, bombalı eylemlerle ilgili bazı tespitlerimizi maddeler halinde sıraladığımızda olayın boyutu ve hedefleri daha rahat anlaşılacaktır.

Öncelikle, olayın eş zamanlı olarak üç stratejik noktada rahatlıkla gerçekleşmiş olması oldukça dikkat çekici. Çünkü bu bombalı saldırılar Avrupa da bir ilk değil. 11 Eylül sonrası dönemde İngiltere, İspanya ve Fransa da gerçekleşen terör eylemleri sonrası AB ülkeleri olayın ciddiyetini görmüş ve buna göre bir takım tedbirler alma yoluna gitmişti. Fakat bu tedbirlerin yeterli olmadığı görülüyor. Belçika Başbakanı Michel in itirafında da görüldüğü üzere, korktukları başlarına geliyor.

Bu tedbirlerin bir parçası olan benim teröristim iyi, seninki kötü mantığının ve bu kapsamda ben de eylem gerçekleştirmedikçe başka yerlerde eylem gerçekleştiren Avrupalı Cihatçılar (!) anlayışının nasıl bir bumerang etkisi yaptığı bu olayla görülmüş durumda. Bu mantık devam ettikçe Avrupa daha çok vurulacağa benziyor.

İkincisi, bu saldırıları gerçekleştirenlerin aslında kim olduğuyla ilgili. Bu noktada şu tespiti yapmak artık daha kolay: Bu sofistike saldırıları gerçekleştirenler, karşılarındaki güvenlik yapılanmalarından çok daha ileri seviyede bir potansiyele, eylem yapma kapasitesi ve kabiliyetine sahipler.

Bu özelliklerin hepsine birden bir terör örgütünün sahip olabilmesi mümkün değil. Bu ancak çok daha ileri bir teknoloji ve bunu destekleyen bir istihbarat desteğiyle mümkün olabilir. Bu da bizi doğrudan doğruya istihbarat örgütlerine götürüyor. Dolayısıyla, istihbarat örgütleri üzerinden yürütülen vekâleten savaşlar artık Avrupa ya taşınmış durumda. Türkiye de çok tartışılan alışma sözcüğünden hareketle söylemek gerekirse, Avrupa nın buna alışması gerekiyor.

Brüksel Bombalarının Asıl Hedefi Berlin mi

Yapılan değerlendirmeler Belçika da gerçekleştirilen bu bombalı saldırıların Avrupa Birliği nin (AB) kalbini hedef aldığı yönünde. Buna bazı değerlendirmelerde NATO nun da Brüksel sacayağı ile birlikte dâhil edildiğini görüyoruz. Dolayısıyla bombalar, sadece Belçika nın değil, AB nin ve NATO nun Avrupa başkentlerini hedef almış olması itibarıyla fazlasıyla sembolik bir öneme sahip. 

Kuşkusuz bu tespitler yerinde, fakat eksik. Çünkü aysbergin halen derinliklerine bakılmıyor. Oysa bu sembolik hedefler üzerinden vurulan aslında Avrupa daki bir ülkenin AB üzerinden yürüttüğü küresel güç olma hedefleri/projesi. Açık konuşalım, bu ülkenin adı Almanya ve hedef alınan proje de Almanların tarihsel Doğu Politikası .

Almanya nın bu kapsamda ortaya koyduğu politikalar bir bir iflas ettiriliyor. Sırasıyla gitmek gerekirse... Önce, Almanya nın Doğuya Doğru Politikası nın Doğu Avrupa-Rusya boyutu çökertildi. Soğuk Savaş sonrası dönemde Almanya-Rusya ikilisinin ABD yi kıtadan çıkartmaya yönelik hamleleri, Ukrayna-Kırım da duvara toslamış vaziyette. Ukrayna-Kırım krizine bakıldığında bundan ağırlıklı olarak Almanya nın etkilendiği görülmekte. Almanya bu kriz ile birlikte hem AB üzerindeki etkisini hem de NATO daki oyunbozanlığını kaybetti.

İkincisi, Almanya nın AB Komşuluk Politikası üzerinden yürüttüğü eski Roma coğrafyası üzerindeki nüfuz arayışı da iflas ettirildi. Tüm Avrupa, bu politikanın pratikte hiç bir fayda getirmediğini gördü. AB sınırlarının delik deşik olması ve demografik bir bomba olarak baktıkları mülteci akınını durduramamaları bunun en temel göstergesi.

Üçüncü hedefin ise doğrudan doğruya AB olduğu görülüyor. Bu noktada Avrupa Birliği ni güç statüsüne sokan elindeki yumuşak güç unsurlarının temelini oluşturan AB değerlerinin hedef alınması bir tesadüf değil. Bu bağlamda kontrolden çıkmaya başlayan yabancı düşmanlığı, İslamofobi vb. ötekiler anlayışının kıtada ırkçılığı, ırkçı partilerin yükselişini tırmandırmaya başlaması hiç de parlak bir geleceğe işaret etmiyor.

Dolayısıyla bu gelişmelerden en zararlı çıkan ülke aslında Almanya. Bombalar her ne kadar Brüksel de patlamış olsa da, bunun sosyal ve siyasi yıkıcı etkileri en fazla Berlin i ve haliyle Merkel i etkilediği görülüyor. Bu ise, Batı nın kendi içerisinde bir iç savaşı demektir!

ABD/İngiltere-Almanya Mücadelesinin Türkiye Boyutu

Meselenin bir de Türkiye boyutu var ki, bunu atlamamak gerekiyor. Tarihsel döngüler içerisinde Almanya nın Doğu ya Doğru politikasının bir kez daha Türkiye ye dokunmaya başladığı bir dönemde, ABD-İngiltere ikilisinin buna kayıtsız kalması elbette beklenemez. Dolayısıyla buradaki kavganın bir diğer adı da Türkiye.

Bu bağlamda İngiltere nin Brüksel de gerçekleşen son Türkiye-AB Zirvesi nde ortaya koyduğu blokaj ya da bir takım itirazların hedefinin de aslında Türkiye değil, Almanya nın ta kendisi olduğu görülüyor. Son dönemde Türkiye de Alman turistlerin hedef alınması ve misyonlarına yönelik tehdidi bir de bu perspektiften değerlendirmekte fayda var.

Diğer taraftan, Berlin in Ankara ile genişletmeye-derinleştirmeye çalıştığı çok boyutlu stratejik işbirliği de hedef alınmış görünüyor. Merkel in Türkiye ilgisi dikkatlerden kaçmıyor. Merkel e yönelik son dönemde artan baskılar bu bağlamda oldukça önemli. ABD/İngiltere-Almanya arasındaki bu güç mücadelesi Türkiye yi de derinden etkileyeceğe benziyor...