Vefasız yaz, yas tutmuyor

Abone Ol

Ölmek için vakit beğenmek mümkün olsa idi eğer.

Yazdan uzak dururdu herkes.

En yakını, anne babayı bile kaybetse insanlar.

Kırkı dolmadan tatiline koşmakta.

Güz gibi değil yaz ki ölenin acısı kışa yayılsın.

Erken rezervasyonun cazip imkânlarından vaz geçemeyen

ahali.

Hele Kredi kartının yün koyunu gibi kırpa kırpa 12

taksite böldüğü avantajlarla varoşların ev kadınlarının hatta yoksulların bile

kaçırmadığı tatil seçeneklerinde.

Hiç beklemiyorlar haftalık ölünün 15 i bulmasını.

Yedisi diye bir şey yok zaten dinimizde demekte gelin.

Kaybedilenin kızı da onay vermekte.

Kabrine yerleştirilen ölüye bay bay yapılarak geçilip

gidilmekte.

Gezi eylemcileri de öyle yaptılar.

Beş can gitmiş kimin umurunda, sahillerin mavi

cennetlerine uçtular.

Gerçi onlar için yeter ki eylem olsun özel uçak tutup

eylemde bulunup eğlencelerine dönecek kadar zaten bol para kazanan insanlar.

Hatta ağzını açıp basit dizilerini ilgiyle izleyen o

düşüncesini beğenmedikleri halk; reytinglerini artırarak önlerine para dağları

yığmaktadır nasıl olsa.

Hani bütün bir sene boyunca tatil yaptığı ucuz yerin

taksitini boğazından kesip ödemeye mahkûm kesim.

Sırtı kalınların söylemi ise, halk devrimi; üstelik halka

karşı.

Bu kavga bitmez çığlıkları.

Bir taannüd, bir pervasızlık.

Yanıltıcı, kandırıcı enformasyonla yeni yetmelerin

kafalarını karıştıran kılıçbalıkları.

Küçük balıkların anaları ağlıyor nasıl olsa.

Ortalık Haşr yeri.

Muhteris adamlar komutayı almışlar.

Tek neşide yok dillerinde.

Halk da korku.

Linç edilme, öfkeli kalabalıkların gözü dönmüş travmaları

ile nasıl baş etmeli endişesi.

Nezaket hak getire.

Dün de öyleydi.

Bayrakta  hilal in

işi ne diye sorgulamışlardı, hilal , İslam ın simgesidir, ne alaka demişlerdi.

İstiklal marşında şüheda nın işi ne diye

haykırmışlardı.

Solcu Tan gazetesi ve sahibi Sertel ler cesurca bunun

kavgasını vermişlerdi.

Sabiha Sertel, Hilal e ve Şehitlere savaş açtığında.

Eşref Edip Bey, beyefendiliğini hiç kaybetmeden, Sabiha

Sertel e dönmeliğini kibarca hatırlatıp asırlarca bu milletin kendilerine

kollarını açıp her türlü imkânı sağlayıp iktisadi hayatımızı yönettiklerini

anlatmıştı.

O kadar naziktir ki hatta hitabında bugün bizim

unuttuğumuz bir kavramı kullanır:

Nisaiyyun bey

Günümüzdeki anlamı, hanımefendi .

Kadın, Mehmed Akif in gericiliği, Tevfik Fikret in

ilericiliği için çırpınırken.

Karşılaştığı hitap tarzı, bu kadar ince.

İdris Küçükömer de sonraları noktayı koymuştu:

Bu ülkenin solcuları gerici, sağcıları ilerici diye.

Solcu Küçükömer öyle bir aforoza uğramıştı ki, yaşarken

öldü muamelesi yapılmış, görmezden gelinmiş, yalnız bırakılmıştı.

Yazmış, kışmış bakılmamış öldüğünde de yası tutulmamıştı.

Gerçekleri söylediği için.