Saadet Partisi Genel İdare Kurulu Üyesi, eski Ümraniye Belediye Başkanı Mehmet Bingöl’ün kızı Güzeyya Uçar, Almanya’da doğum yaparken aşırı kan kaybından hakkın rahmetine kavuştu.
Bebeği kurtuldu. Öyle anlaşılıyor ki Güzeyya adı bebeğinde yaşamaya devam edecek.
Güzeyya Uçar İstanbul’da dualarla son yolculuğuna uğurlandı.
Nereden bakarsanız bakın acı bir vefat.
Allah (cc) Güzeyya hanımefendiye rahmetini esirgemesin, cennetine koysun inşallah.
Acılı aileye de sonsuz sabr-ı cemil dileklerimi buradan iletiyorum.
***
Bu son derece üzüntü verici olayda benim dikkatimi çeken, Prof. Dr. Bülent Uçar’ın eşinin ardından yazdığı mektup.
Almanya’nın Osnabrück İslam Din Eğitimi Fakültesi Dekanı olan Bülent Uçar, bu mektubu sosyal paylaşım sitesinde yayınladı.
Milli Gazete başta olmak üzere birçok gazete de bu mektubu alıntıladı.
Bugüne kadar belki binlerce mektup okudum.
İtiraf edeyim ki; bu yaşıma kadar bir eşin arkasından yazılan bu derece etkili, duygulu, kapsamlı bir mektup daha okumadım.
O mektubu köşeme de almak istiyorum.
***
İşte o duygu yüklü satırlar:
“Siz hiç kendinizi... Hiç omuzunuz bükük gezdiniz mi Hiç boynunuz eğik yürüdünüz mü Hiç ‘Ocağıma ateş düştü’ dediniz mi ... Hiç ‘Evimin direği yıkıldı’ diye düşündünüz mü Dostlarım, hiç yavrunuz size ‘Bulutlar gitsin, bulutlar gitsin, güneşim gelsin’ diye haykırdı mı Hiç kendinizi kalabalıklar içinde yapayalnız ve aciz hissettiniz mi Dostlarım, 10 yıl boyunca Rabbimin lütfuyla, izniyle, inayetiyle hiç hak etmediğim halde dünyada cenneti yaşattı bana. Melek ruhlu, güler yüzlü, temiz kalpli gönül çiçeğim. Namazlarında titiz, Kuran’ına düşkün, dinine sadık, herkese tatlı dilli, insancıl ancak doğrulardan da asla fedakârlıkta bulunmayan, cefakâr, çilekeş, vefakar, biricik gönüldaşım, sırdaşım, yüreğimin sevdası, gönlümün yarası artık bizi terk etti.
Zaten ben onu hiç hak etmemiştim. O bu dünyaya hiç yakışmamıştı zaten... Ben şehadet ederim ki, onun bir kusurunu, hatasını, günahını görmedim. O yaşadığı gibi Mevlâma geri döndü. Ben ondan razıyım, Rabbim sen de razı ol, o da bizden olur inşaallah.
Bütün işleri onun desteğiyle, yardımıyla yaptım. Hiç, hiç üzmedi, hiç üzmedi... Keşke üzseydi. Bana nur topu gibi yavrular verdi. Onları çok ama çok nezih bir şekilde yetiştirdi, yetiştiriyordu. Gücümdü, dayanağımdı, güvendiğim limandı.
Allah’ım, Senden gelene razıyım. Sen onu bizden fazla sevdin ki, onu dünyanın kirlerinden arındırmak istedin. Ben aslında onu hiç hak etmemiştim. Aldın onu katına, aldın onu huzuruna. Rabbim, ona şehadet mertebesini nasip et, bizler için de şefaatçi et. Allah’ım, derdim büyük, gönül yaram derin, kalbim pırpır, pırpır attı iki haftadır...
Kalbim pırpır attı, fakat senden gelene razıyız. Biricik eşim mütevekkildi. Yaptığım bütün işleri onun desteğiyle, yardımıyla yaptım. Her şeyi onun güler yüzüyle yaptım. Yaptığım bütün işlerde o bana en azından ortak, bana göre bu işlerin bilinmez kahramanıdır. Onun ismi yavrumuzda ve daha başka hayırlarda yaşayacak inşallah bundan böyle...
Müslümanlığı ondan öğrendim. Rabbim sana teslimim, bize sabır ihsan eyle, bize güç, kuvvet ve kudret ver. Allah’ım sana hamdolsun, şükrolsun ki, 10 yıl boyunca, bana böyle güzel ve temiz bir insanla yaşama fırsatı verdin. Onu bana yoldaş ettin. Sana hamdolsun, sana şükrolsun. Müslümanlığı ondan öğrendim esasen...”
Mektup bu cümlelerle son buluyor.
Ve siz okurlarıma da sormak istiyorum;
Sizce de çok etkili bir mektup değil mi
Ve bir de temenni; Esasen en çok sevdiğimiz, saygı duyduğumuz, hürmet ettiğimiz insanlar daha hayattayken keşke bu gerçek duygularımızı yüzlerine haykırabilsek, onlara, “Biliyor musun, seni çok seviyorum.” diyebilsek…
Peygamberimiz de (s.a.v.) öyle buyurmuyor mu, zaten…
Esma’dan babasının mektubuna cevap...
Sevgili babam ve değerli öğretmenim...
Rabiatul Adeviyye’de son kez bir araya geldiğimizde, “Sen bizimle olduğunda bile bizden ayrısın” diyerek sana olan sitemimi dile getirmiştim. Sen de bana, “Bu hayat birbirimize doyacak kadar geniş değil. Birbirimize doyalım diye Allah’tan cennetinde bize bu sohbeti vermesini temenni ediyorum.” demiştin.
Bunun bana verdiğin son ders olacağını tahmin edememiştim. Gaddar kurşunların tetiğini çeken ellere karşılık kalem tutan ellerinle mektup yazarak cevap verdin. Öfke kusan konuşmalara tehditlere karşılık salavatlarla tekbirlerle cevap verdin. Bütün insanlığa, Müslümanlara, babalara örnek oldun. Ve yıllarca hasret kalınan “Vahdet”i tahakkuk ettirdin.
Anlamadığım bir şey oldu; mektubunda cenaze namazımı kıldıramadığın için üzgün olduğunu yazmışsın. Oysa bütün cenaze namazlarımı senin kıldırdığını gördüm; Rabiatul Adeviyye camisinde imam sendin cemaat de sendin. Kahire’de, İskenderiye’de, İsmailiye’de, Sultan Eyüp’te, Fatih’te, Kocatepe’de, Halilürrahman’da, Tillo’da, Mekke’de, Medine’de, Piriştine’de, İşkodra’da, İslamabad’ta, Gazze’de, Şam’da, Erbil’de, Bakü’de, Keşmir’de hatta Berlin, Paris, New York’ta ve daha nice yerde imam da sendin, cemaat de sen. Sen Ümmet olmuştun, Ümmet de sen. Her yer, herkes sen olmuştu. Şunu söylemek istiyorum ki şehit olduğumu mektubundan anladım. O merasimlerin zevklerinin tarifi kabil olmayan öyle bir düğün gibi geldi ki, kırk yerde, kırk düğün eğlencesi zannetmiştim. Kefeni gelinlik, seni de nikah kıyan imam, arkandaki cemaatin de nikah şahidi.
Duydum ki beni şehit edenler seni de soğuk ve karanlık zindana atmışlar, sakın kendini yalnız hissetme, kendini yalnız hissettiğin zaman benim senin yanında olduğumu unutma, sen beni görmesen de ben her zaman senin yanındayım.
Onlara haykır ki; Unutmasınlar Le Ğalibe İllallah (Allahtan başka galip yoktur); Bir Türk kardeşimin dediği gibi; “Bırak küffar tam alnımdan vursun beni.” Veya zindanın karanlığında boğsun.
Son olarak hakikat sussa, adalet sussa, insanlık sussa, bütün dünya sussa... Kadir-i Mutlak olan Hz. Allah susmayacak ve elbette takdir tahakkuk edecektir. Kalan derslerimize Allah’ın Resulü’nün rahle-i tedrisatında devam etmek temennisiyle… Allah’a emanet olunuz. (Esma kardeşim adına Abdullah BAYCAR)
NOT: Bugün 9 Eylül 2013 Pazartesi… İktidar ve TBMM’de grubu bulunan partiler, 2012 yılında yeni ve sivil anayasa vaadini yerine getiremedi. Sınıfta kaldı. Umutlar bu yıla sarktı. Cemil Çiçek, liderlerle görüşerek yeni bir süreç başlattı. Mısır’daki askeri darbe ve katliam bu süreci gölgelememeli. Du bakali n’olacak Her şeye rağmen yine de takipteyiz…