Veda Hutbesi’nden günümüze uzanan mesajlar

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim.

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, vefatından yaklaşık üç ay önce yaptığı ilk ve son hac olan Veda Haccı sırasında, Arafat'ta ümmetine tarihin en önemli konuşmalarından birini yaptı. Müslümanlar için Efendimiz’in her sözü kıymetlidir; ancak Veda Hutbesi, onun 23 yıllık peygamberlik hayatının özeti niteliğinde olması sebebiyle ayrı bir öneme sahiptir.

Yaklaşık 120 bin sahabinin hazır bulunduğu Arafat'ta yapılan bu konuşma, sadece o gün orada bulunanlara değil, kıyamete kadar gelecek bütün Müslümanlara hitap eden evrensel bir mesajdır. Bu sebeple Veda Hutbesi'ne yalnızca tarihi bir metin olarak değil, hayatın her alanında uygulanması gereken bir rehber olarak bakmak gerekir.

MÜSLÜMAN’IN CANI, MALI VE ONURU KUTSALDIR

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, hutbesindeki ilk ve en önemli uyarısını insanların temel hakları üzerine yaptı:

"Kanlarınız, mallarınız ve ırzlarınız birbirinize haramdır."

Efendimiz, bir Müslüman’ın canını, malını ve onurunu; Kâbe'nin, Mekke'nin ve kutsal zamanların dokunulmazlığıyla eş tuttu. Böylece insan hayatının, insan haysiyetinin ve mülkiyet hakkının ne kadar büyük bir değer taşıdığını ortaya koydu.

Bir Müslüman, kimsenin malına haksız yere el uzatamaz; kimsenin şeref ve haysiyetini zedeleyemez. Hukuken suç sayılmasa bile, Allah katında bir kulun hakkını ihlal etmek büyük bir vebaldir. Çünkü Peygamber Efendimiz’in ümmetine bıraktığı ilk ve en önemli emanetlerden biri budur.

AHİRET ŞUURU VE EMANET BİLİNCİ

Veda Hutbesi'nin önemli başlıklarından biri de ahireti unutmamaktır. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, bütün insanların bir gün Allah'ın huzurunda hesap vereceğini hatırlatarak şöyle buyurdu:

"Hepiniz Rabbinizin huzuruna çıkacaksınız."

Ahiret bilincini kaybeden bir insanın günahlara karşı direnci de zayıflar. Hırsızlık, yalan, zulüm ve her türlü kötülük, çoğu zaman hesap gününün unutulmasının sonucudur. Bu nedenle Müslüman, ölümün bir yok oluş değil; ebedi hayata açılan bir kapı olduğunu hiçbir zaman aklından çıkarmamalıdır.

Efendimiz’in üzerinde önemle durduğu bir diğer konu ise emanettir. İnsan olmak, Müslüman olmak, aile sahibi olmak, çocuk yetiştirmek ve sahip olunan bütün nimetler birer emanettir.

"Emanete dikkat edin."

Bir kişinin malı, sırrı, görevi veya sorumluluğu bize emanet edilmişse, buna ihanet etmek Müslüman’ın karakteriyle bağdaşmaz. Emanet bilinci, İslam ahlakının temel taşlarından biridir.

CAHİLİYE ANLAYIŞINA VE ŞEYTANIN TUZAKLARINA DİKKAT!

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hutbesinde:

"Cahiliyeye ait ne varsa ayağımın altına aldım"

buyurarak İslam'ın; faiz, ırkçılık, zulüm, kan davaları ve insan haklarını hiçe sayan bütün anlayışları reddettiğini ilan etti.

Özellikle faiz konusunda çok açık uyarılarda bulundu ve cahiliyenin en belirgin özelliklerinden biri olan faiz düzenini kaldırdığını ilan etti. Bu durum, Müslümanların ekonomik hayatta da Allah'ın hükümlerine bağlı kalmaları gerektiğini göstermektedir.

Efendimiz ayrıca şeytanın tuzaklarına karşı da ümmetini uyardı:

"Şeytana dikkat edin."

Şeytanın insanları büyük günahlara çoğu zaman küçük görülen hatalarla sürüklediğini belirten Peygamberimiz, Allah'ın hükümlerini değiştirmeye veya isim değiştirerek meşrulaştırmaya çalışmanın da büyük bir tehlike olduğunu hatırlattı.

KADIN HAKLARI, KARDEŞLİK VE KUR'AN'A SARILMA ÇAĞRISI

Veda Hutbesi'nin en dikkat çekici mesajlarından biri de kadınlarla ilgilidir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem:

"Kadınlara iyi davranınız"

buyurarak kadınların Allah'ın emaneti olduğunu hatırlatmış, onların haklarının korunmasını ümmetine vasiyet etmiştir.

Kadınların miras hakkının gözetilmesi, onurlarının korunması ve aile içinde adaletli davranılması gerektiğini özellikle vurgulamıştır. Bu, İslam'ın aile kurumuna verdiği önemin açık bir göstergesidir.

Peygamber Efendimiz, daha sonra ümmetine iki büyük emanet bıraktığını ifade ederek şöyle buyurmuştur:

"Size Allah'ın kitabını ve sünnetimi bıraktım."

Müslümanların birlik ve beraberliklerini korumalarının yolu Kur'an'a ve sünnete bağlı kalmaktan geçmektedir.

Hutbenin son bölümlerinde ise insanlar arasında üstünlüğün soyla, ırkla, makamla veya servetle değil; yalnızca takva ile olacağını bildirmiştir:

"Hiçbir Arap’ın Arap olmayana, hiçbir Arap olmayanın da Arap’a üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvadadır."

Böylece ırkçılığı, sınıf üstünlüğünü ve insanları dış görünüşlerine göre değerlendirme anlayışını tamamen reddetmiştir.

VEDA HUTBESİ’Nİ HAYATA TAŞIMAK

Veda Hutbesi, sadece okunup geçilecek tarihi bir metin değildir. O, kıyamete kadar yaşayacak Müslümanların hayat ölçülerini belirleyen ilahi bir rehberdir.

Bugün Müslümanların kendilerine şu soruyu sorması gerekir:

"Peygamber Efendimiz’in Veda Hutbesi'nde bıraktığı mesajlar evimizde, işimizde, aile hayatımızda ve toplum içerisinde ne kadar yaşıyor?"

Cana saygı, mala saygı, onuru korumak, ahireti unutmamak, emanete sahip çıkmak, faizden uzak durmak, kadın haklarını gözetmek, Kur'an ve sünnete sarılmak ve Müslüman kardeşliğini korumak...

İşte Veda Hutbesi'nin temel esasları bunlardır.

Eğer bu ölçüler evlerimizde, ailelerimizde ve toplum hayatımızda canlı tutulursa, Veda Hutbesi yalnızca tarihte kalmış bir konuşma olmaktan çıkar; hayatımızı şekillendiren bir rehbere dönüşür.

Allah Teâlâ, bizleri Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin Veda Hutbesi'nde işaret ettiği ölçülere uygun yaşayan kullarından eylesin. Ashab-ı kiramdan razı olsun. Bizleri de Sevgili Peygamberimiz’le cennetinde buluştursun.

Âmin...