Veda Hutbesi (2)

Abone Ol

Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz uzunca, deccal ı anlattı nihayet şöyle buyurdu: ALLAH Teâlâ nın gönderdiği her Peygamber ümmetini bu deccal ile korkuttu. Nuh ve ondan sonra gelen Peygamberler de bu deccal ile ümmetlerini korkuttular. Deccal sizin devrinizde çıkacak. Şayet Deccal ın alâmetlerinden bir kısmını bilmiyorsanız Rabbinizi de bilmiyor değilsiniz. Sizce malûmdur ki, Rabbinizin bir gözü kör değildir. Hâlbuki Deccal ın bir gözü kördür. Onun kör olan gözü üzüm tanesi gibi dışarı sarkıktır. Dikkat ediniz! Şu dört şeyi kesinlikle yapmayacaksınız: ALLAH Teâlâ ya hiç bir şeyi ortak koşmayacaksınız. ALLAH Teâlâ nın haram ve dokunulmaz kıldığı canı, haksız yere öldürmeyeceksiniz. Zina etmeyeceksiniz. Hırsızlık yapmayacaksınız. İnsanlar, La İlahe İllALLAH deyinceye kadar onlarla cihad etmek üzere emr olundum. Onlar bunu söyledikleri zaman kanlarını ve mallarını korumuş olurlar. Hesapları ise, ALLAH Teâlâ ya aittir. ALLAH Teâlâ nın selâmı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

İşte veda hutbesi... Kemâl ifadesi... Son Resûlün genel anlamda son nefesi... Alıcı bulunursa, Arafat semasında saklıdır O nun sesi... Veda hutbesi... Son Peygamberin tüm insanlığa son tavsiyesi... Dünyayı değiştiren sesi. İslâm ın bir başka şeref abidesi... İnsan hakları beyannamesi...

Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz güneş batıncaya kadar vakfede durdu. Tam buradan inmeye karar vereceği bir anda Mâide suresinin üçüncü âyeti:

"Bugün dininizi ikmal ettim. Size verdiğim nimetleri tamamladım ve size din olarak islâmiyeti beğendim" ayeti nazil oldu. Daha sonra devesine binen Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz yavaş adımlarla Arafat tan inerek Müzdelife ye geldi. Burada bir ezan iki kamet ile akşam ve yatsı namazlarını birleştirerek kıldı. Ve istirahate çekildi. Sabah olunca cemaatle birlikte sabah namazını kıldı ve ortalık iyice ağardıktan sonra Müzdelife den Cemretü l-Akabe mevkiine geldi. Şeytanı taşladıktan sonra Mina ya geçen Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz burada da Veda Hutbesinin diğer bölümünü okudu. ALLAH Teâlâ ya hamd ü senadan sonra devamla:

- Ey insanlar! Sizi ALLAH Teâlâ nın kitabına bağlayan Peygamberinizin sözlerini iyi dinleyiniz, O na itaat ediniz. Hac ibadetinizin bütün hareketlerini benden gördüğünüz gibi ifa ediniz. Öyle sanıyorum ki, ben bu seneden sonra bir daha haccedemem. Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz bundan sonra halkla sorulu cevaplı sürdürdü hutbesini: Ey insanlar! Mukaddes ayların yerlerini değiştirip ertelemek inkârcılıkta gerçekten ileri gitmektir. Kâfirler böylece sapıyorlar. ALLAH Teâlâ nın haram kıldığı ayların sayısına uydurmak için, onu bir yıl haram, bir yıl helal sayıyorlar. Böylece ALLAH Teâlâ nın haram kıldığını helal kılıyorlar. Zaman ALLAH Teâlâ nın gökleri ve yeri yarattığı günden bu yana aynı şekilde devam ediyor. Hakikatta ALLAH Teâlâ katında ayların sayısı gökleri ve yeri yarattığı günden beri oniki aydır. Bu hakikat ALLAH Teâlâ nın kitabında mevcuttur. Bu aylardan dördü mukaddes aylardır. Bunlardan üçü birbirini takip ederler. Biri tekdir. Birbirini takip edenler Zilkade, Zilhicce ve Muharrem dir. Cemaziyelahir ile Şaban arasında bulunan Receb ayı ise tek olan mukaddes aydır.

- Ey mü minler! Bu ay hangi aydır "

- ALLAH Teâlâ ve Resûlü daha iyi bilir.

- "Zilhicce ayı değil midir "

- Evet Zilhiccedir.

- "Bu içinde bulunduğumuz belde hangi beldedir "

- ALLAH Teâlâ ve Resûlü daha iyi bilir.

- "Mekke şehri değil midir "

- Evet Mekke dir. "Bugün hangi gündür "

- ALLAH Teâlâ ve Resûlü daha iyi bilir.

- Yevmü n-nahr, kurban kesme günü değil midir "

 - Evet yevmünnahr dır.

Bu diyalogdan sonra Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz sahabelere dönerek:

- Şu halde iyi bilin ki; bu şehrinizde, bu beldenizde, bu gününüzün mukaddes haram olduğu gibi birbirinize kanlarınızı dökmek, mallarınızı haksız yere almak, namuslarınızı kirletmek de haramdır, her türlü saldırıdan masumdur.

- Ey Ashabım muhakkak ki, siz yarın Rabbinize kavuşacaksınız, o zaman bütün bu işlerden ve bu günkü her hâl ve hareketinizden sorulacaksınız.

Ey insanlar! Aklınızı başınıza alın da sakın benden sonra birbirinizin boynunu vuracak şekilde dalâlete, vahşete düşerek cahiliye devrine dönmeyin. Ey İnsanlar! Bu nasihatlerime kulak verip bunları burada hazır bulunanlarınız burada bulunmayanlara tebliğ etsin. Olabilir ki, kendisine tebliğ edilen kimse burada bulunup işiten bir kısım kimseden daha iyi anlayıp bellemiş olur. Ardından Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz iki kez:

- Tebliğ ettim mi " buyurdu. Sahabîler:

- Evet ettin, deyince O:

- "Şahit ol Yarab!" dedi ve tekrar hatırlattı: "Burada bulunanlar bulunmayanlara tebliğ etsin."