Veballi işler bunlar!

Abone Ol

İdareciler, oturdukları koltukların yüklediği

sorumluluklar, yapmaları icap eden görevler haricinde bir de toplumsal uzlaşma

ve sükunetten sorumlulardır. Yani, işgal ettiğiniz makamın bir görev tanımı

listesi var ve bunları yapmanız bekleniyor ama idareci olmanın getirdiği ağır

sorumluluk, size toplumun huzur ve sükununu da bir görev olarak yüklüyor.

İnsanların selameti de bir bakıma sizin sırtınıza yükleniyor.

Buradan hareketle, idarecinin eylem ve söyleminin

doğrudan toplumun yani insanların halet-i ruhiyesine ve birbirlerine karşı

bakışlarına etki ettiği söylenebilir. Bu sebeptendir ki, siyasetin dilinin ve

tavrının çok önemli olduğu üzerinde durulur. Mesela, 80 Darbesinden önceki

süreçte, `70 li yılların o çok çalkantılı ve karışık atmosferinde siyasilerin

sorumsuz beyanlarının ve üsluplarının da bu kargaşada bir rolünün olduğundan

bahsedilir. Siyaset, sorumsuzca ve hoyratça ağzına geleni söyleyip, züccaciye

dükkanına girmiş fil misali bir eylem-söylem aksiyonuna girişirse, toplumun

sinir uçlarıyla oynamış ve düşmanlıkları körüklemiş olacaktır.

Bugünkü manzara da budur. Partilerin grup toplantılarını

yaptıkları Salı günü, gazeteciler için (haber çıkarma anlamında) bulunmaz bir

nimet olsa da, partizanlığa kendini yem etmemiş insanlar için sinir harbinden

farksızdır artık. Devamlı surette yükselen suçlamalar, toplumu ayrıştırıcı ve

farklı kesimleri birbirine karşı kışkırtıcı söylemler, hakaretler vs havada

uçuşmaktadır. Biz ve bunlar kelimeleri etrafında dönen ve her hafta kendini

tekrarlayan azar seansları , toplumu iyiden iyiye germektedir. Haktan ve

adaletten yana olan birilerinin kalkıp, bunun da bir vebalinin olduğunu

haykırması gerekmektedir.

Bu ülkenin insanları, farklı siyasi fikirlere sahipler,

farklı dünya görüşlerine inanıyorlar diye birbirlerine düşman edilmek isteniyor

adeta. Her kesim, yakın olduğu siyasi partinin etrafında kümelensin, saf

tutsun, siyasi yorumcuların deyimiyle kemikleşsin diye çok pis bir oyun

oynanıyor. Affedersiniz ama bunun adı siyaset falan değildir. Bu veballi bir

iştir ve bunu teknik bir açıklamayla siyaset bilimi dahilinde değerlendirmek

hakkaniyetli bir değerlendirme değildir. İnsanları birbirine düşman etmek,

birbirine karşı hınçlandırmak ve ya ondansın ya bundan ilkelliğiyle

inanmadığı kutuplara zorla itmek siyaset falan değildir. Bu siyaset uğruna her

yol mübah anlayışı, dinen de vicdanen de sakıncalıdır, ayıptır, günahtır.

Misal, oyların dağılımına bakıp sahil partisi veya iç

kesim partisi diye bir tanımlamaya girişmek bile tehlikeli bir ayrışmayı

işaret eder. Bu memleketin her ferdini kendi vatandaşı saymamak, sadece

kendisine oy verenleri, destek çıkanları adam yerine koymak , hakkaniyetten

yana olmak değildir.

Semtlere, ilçelere göre anlatmak gerekirse; Üsküdar,

Fatih, Eyüp bizimdir, Kadıköy, Beşiktaş, Bakırköy bizden değildir

denemez.  Bu memleketin insanı, ne kadar

farklı yaşasa ve düşünse de birbirine muhtaçtır, bir arada yaşamak zorundadır

ve bunu  yaparken de azami bir hoşgörü ve

anlayışla birbirine yaklaşmalıdır. Siyasi ikbal ve kazanç uğruna insanları

birbirine karşı kışkırtıp, herkesi kendi gettosuna hapsetmek, farklı kesimlerin

birbirleriyle iletişiminin ve uzlaşmasının önünü tamamen kesmek, kabul

edilebilecek bir tavır değildir. Toplumun tüm aklıselim kimseleri buna hayır

diyebilmeli, karşı durmalıdır.

80 öncesinde saçma sapan bir sağ-sol kavgası sebebiyle

birbirine düşen, birbirini öldürme noktasına gelen insanlar, bugün öyle veya

böyle bir araya gelip konuşma zemini bulabiliyorlar diye üzülmek normal midir

yani Bu ülkenin insanları birbirleriyle iletişime geçiyor diye endişelenmek mi

gerekir Hayat, sadece siyasetten ibaret değildir. Velev ki siyasi amaçlarla

bir araya geliyorlar. En azından toplumun birbirinden çok farklı kesimleri bir

şekilde oturup konuşabiliyorlar diye bakmak gerekir. Hayatı tahlil ederken, tek

bir siyasi partinin süzgecinden geçirerek bakmak yanlış noktalara götürüyor

bugünkü gibi.

Peşinen söylemeli, Cumhurbaşkanı kim olursa olsun,

insanlar istediğine oy versin. Çatı aday vs ile ilgilileri haşır neşir

olsun.  Derdimiz başkadır. Şahsın kim

olduğu önemli değil, ama böyle bir aday çıkmasını bile hazmedememek ve

Müslümanların hepsinin malum bir aday etrafında kümelenmesini neredeyse farz

kabul etmek apaçık bir zavallılıktır. Zıt siyasi fikirlerin, siyasi nedenlerle

olsa bile aynı noktaya gelebilmesi, yıllarca irtica hortladı , şeriat

geliyor , laiklik elden gidiyor teranelerini dillendiren anamuhalefet

partisinin belli bir noktaya gelebilmesi, değerlendirilmesi gereken bir

hadisedir.

Sonuçta, insanlar özgür iradeye sahiptir, toplumun tüm

kesimleri çatışmak değil bir arada yaşamak peşindedir ve siyasi ikbal için

toplumu kutuplaştırmak ve her meselede bir kavga çıkarmak da vebali ağır bir

iştir.