Önceki yazılarla birlikte okunmasını tavsiye ederek kaldığımız yerden devam edelim…
Ayette geçen “el-fulk” kelimesi gemi demektir. FLK kökünden gelmiştir.
Önceki yazımızı en sonunda, “gelecek yazımızda “el-fulk” yani gemi kelimesi ile devam edeceğiz” demiştik; kaldığımız yerden devam ediyoruz…
Birinci bâbdan FLK mastarı birisinin veya bir mekânın çevresinde dairevi bir yol üzerinde tekrar geriye dönme hareketini yapmak manasındadır. Bu mastar manasından bu hareketi yapan manasında FULK ise “gemi” anlamında camid isimdir. Eril, dişil, tekil, ikil, çoğul için ortak bir kelimedir. Bir rota üzerinde hareket eden her tür gemi FULK’tur. Uçak, denizaltı, denizde giden gemi, uzay gemisi vb. rota üzerinde hareket eden araçlar bu tanıma dahildir. FELK ise “yörünge” demektir. SEFİNE de “gemi” demektir. Bir şeyin yüzeyini yontmak manasındaki fiilden gelmiştir. Denizin yüzeyindeki suyu yonttuğu için denizde giden gemi için kullanılır. FULK ise her türlü gemidir. Sefine de bir FULK’tur ama sadece denizde giden gemidir. Sefine, fulkun alt kümesidir.
“Gözetimimiz ve vahyimizle gemiyi üret ve zulmedenler hakkında benimle muhatap olma. Onlar boğulanlardır. Gemiyi üretiyordu ve kavminden ileri gelenler ona her uğradıklarında onunla alay ediyorlardı. Dedi ki, ‘eğer bizimle alay ediyorsanız kesinlikle biz sizin alay ettiğiniz gibi sizinle alay edeceğiz. Kime rezil edici azabın geleceğini ve yerleşik azabın kimin aleyhine çözüleceğini ileride bileceksiniz’. Nihayet emrimiz geldi ve tennur feveran etti. Dedik ki, ‘onun içinde her iki eşten ve üzerine söz geçmiş olan dışındaki ehlini ve iman edeni taşı’. Onunla beraber yalnızca az (kimse) iman etti. Dedi ki, ‘akması ve durması Allah’ın ismiyle olan, onun içine binin. Kesinlikle Rabbim bağışlayıcı ve rahimdir’.” (Hûd Sûresi 37-41)
“Onun içinde her iki eşten ve üzerine söz geçmiş olan dışındaki ehlini ve iman edeni taşı…” Burada “fiyha”daki “ha” zamiri “yesnau’l-fulke”deki “el-fulke”ye racidir; “el-fulke” müzekkerdir ama buna raci olan “ha” zamiri müennestir. Burada “el-fulk” müzekker olmasına rağmen müevvel müennestir. “El-sefine” gemi manasındadır. “El-sefine” müennes olduğu için “ha” zamiri onunla mutabakat halinde olur. “El-sefine” kelimesi “el-fulk” kelimesinin alt kümesidir. Bütün sefineler fulktur ama bütün fulklar sefine değildir. Sefine denizde giden gemidir. Fulk ise denizde ve diğer ortamlarda giden gemilerin ortak adıdır. Burada fulkun aynı zamanda sefine olduğu ayette gösterilmiştir.
“Akması ve durması Allah’ın ismiyle olan, onun içine binin…” Burada da “fiyha”daki ve “mecraha”daki ve “mersaha”daki “ha” zamiri “yesnau’l-fulke”deki “el-fulke”ye racidir. “El-fulke” müzekker olmasına rağmen müevvel müennestir. Sefine gemi manasındadır. “Fulk” eril geldiği zaman her tür gemiyi ifade eder. Denizde giden, havada giden, denizaltında giden, uzayda giden her tür gemidir. Dişil geldiği zaman denizde giden gemidir veya her tür geminin çoğul olanıdır. Gayri akil çoğullar dişil tekil olarak kullanıldığından bu şekildedir. Rûm Sûresi’nin bu ayetinde dişil tekil olarak kullanıldığından ya gemiler anlamındadır ya da denizde giden tek bir gemiyi anlatan gemi cinsi anlamındadır.
“Rahmetinden size tattırması için ve gemilerin O’nun emriyle akması için ve O’nun fazlından aramanız için” denmektedir. Bu ifade fiili, fâili ve mef’ûlü olmayan bir mef’ûlün lieclihtir. Yani fiilin işleniş sebebidir. Ama cümlede fiil de fâil de mef’ûl de geçmemektedir. Bir fiilin işleniş sebebi söylenmekte ama o fiil söylenmemektedir. Öncesinde de “ve” atıf harfi gelmiştir. Burada hazf edilen cümle öğeleri hakkında düşünmemiz gerekir. Öncesine baktığımız zaman buradaki üç ayrı durumun rüzgârın gönderilmesi ile ilgili olduğunu düşünürüz. Ancak bunun için üç ayrı durumun da rüzgârla ilişkisi üzerinde düşünmemiz gereklidir.
“Rahmetinden size tattırması” birinci sebeptir.
Tattırma olduğuna göre tadılacak bir şeye sebep olacaktır. Bu da gıdalardır. En temel gıda bitkilerdir ve onların meydana gelmesinde temel unsur sudur. Su döngüsü de yağmurlarla sağlanır... (Konu çok önemli bir merhaleye geldi; kaldığımız yerden devam edeceğiz…)