Ve kazanan? Propaganda!

Abone Ol

DÜNYANIN en güçlü silahı nedir diye sorsanız hiç

düşünmeden vereceğim cevap bellidir. Propaganda gücü! Uluslararası arenada elde

edeceğiniz bir propaganda gücü, sizi her hatanızda muteber kılmaya yetecektir.

Kaybettiğiniz savaşları kazanmanızı, savaş çıkarmanızı, masumları öldürmenizi,

ekonominizi canlandırmanızı sağlayacaktır. Ulusal anlamda da elde

edebileceğiniz bu güç, yanlışlarınızı manipüle edebilmek için biçilmiş

kaftandır. İktidarları belirleyen şey artık siyaset üretmeleri değil, elde

ettikleri bu güçten başka bir şey değildir!

Bu güç öyle bir güç ki; bilgiyi zehirler, doğrusunu

bilmene rağmen üstünde durmadan geçmene razı olur, seni meleklerin cinsiyetiyle

meşgul eder, insanlık alır, adamlık satar. İşin sonunda sen güdülmeye devam

edersin, onlar da gütmeye

Savaş zihinlerde başlar. Sadece ordunuzun savaşması

savaşı kazanmanıza yetmez. Halkınızı da bu savaşa inandırmak zorundasınızdır.

Tarih boyu bu propaganda gücü kendini her zaman belli etmiştir. Savaşın

içindeyken bile kahramanlar üretilmiş, dönemin kitle iletişim araçlarından

vatandaşlara hikâyeleri satılmış, bu sayede halk savaşın zorluklarına razı

edilmiştir. Teknolojinin gelişmesi kendi savaşlarını haklı çıkarmak isteyen

emperyal kafalar için büyük bir nimet. Dünyanın en eli kanlı milletlerini başka

elbiselerle satıyorlar. ingiltere futbolda, fransa modada, amerika özgürlükte

rakip tanımıyor. Gerçekte ise yedi sülalesinin boğulmasına sebep olacak kan

biriktirmiş ülkeler bunlar. Propaganda gücü ile öldürdükleri masumların geride

bıraktıklarını kendilerine hayran bırakabiliyorlar. Bile bile lades diyoruz

bizde. Lafla doyuyoruz. Fazlasına ihtiyaç bile duymuyoruz. Fikrimiz zayi,

aramıyoruz ama! Yoksa kuruluş felsefesi Almanya ya savaş ilan etmek olan, daimi

üyelerinin dünyanın en büyük silah ticareti hacmine sahip ülkeleri olan bir

yapının dünyaya adalet getirebileceğine inanmamızın başka bir açıklaması

olabilir mi !

Firavun zulmettiğine inanmıyordu. O, yaptıklarını hakkı

olarak görüyordu. Bir görevdi ona verilen. Yapıyor olduğu şeyleri yapması

normaldi. Şimdiki firavunların kodu da aynı. Fedakârlıktan anladığı limanını,

ticaret merkezini feda ederek milyonların canına kastetmek. Dünya ayağa

kalkamaz nasıl olsa. Çünkü savaş başlamadan çekilecek filmlerin senaryosunun

siparişi verilmiştir. Ve biz olan biteni haberlerden değil, filmlerden

dinlemeyi ayrı bir seviyoruz.

Afganlar ruslarla girdikleri mücadeleyi kaybetselerdi

eğer; Rambo filmi ya çekilmez, ya da Rambo ruslardan taraf olurdu emin olun.

Biz de onlardan öğrenmiş gibi bir ara yaptık biliyorsunuz. Kaybettiğimiz

mücadeleleri sinemada kazandık. Bir seansta alındı çuvalların öcü. Müslüman

zengin olmalıydı, idealist değil. Huzur sokağı dizisi yapılmasaydı yeni moda

başörtülerini nasıl pazarlardık. Reklam versen dünya para. Dizi yapınca üstüne

bir de para alıyorsun. Propaganda işte. Önümüzdeki 10 yılda yüz milyar dolarlık

pazar oluşmuş. Birden olmuyor abiler ablalar. Gizlide olmuyor olan. Kullanılan

silahın nasıl bir yara açtığının farkında değiliz. Bu propaganda gücünün

farkına varmadan yapacağımız her eylem zayıf, gireceğimiz her savaşın sonu

başından bellidir. 8 tane köşe yazarına sipariş verip yazı yazdırmayla olmaz bu

işler beyim. Küçük insanlar küçük düşünür. Büyük düşün diyeceğim ama seni de

yormak istemem. Firavunlar biraz da korkuyorlar. Haklılar. ingiltere,

dedelerini kestiği Hintlilerin üçüncü kuşağına mecbur kalmak üzere. fransızlar,

Cezayirli nüfusuna dur diyemiyor. Ve bu firavunlar biliyor ki her öldürdükleri

canın ardında kendilerine nefes alan iki düşman büyütüyorlar. Rakamsala olarak

baktığınızda Afrika nın nüfusu avrupayı yürüyerek talan etmeye yeter.

Müslümanlar bir araya gelebilse ve sadece ayaklarını vursalar yere aynı anda

dünyayı sallarlar. Biliyorlar. Biraz rehavet var onlarda. Ellerindeki

propaganda gücüne güveniyorlar. Bizim o silahın farkına varamayacağımızı,

hakkıyla kullanamayacağımızı varsayıyorlar. Kendi ürettikleri silahla

vurulacaklar. İronik olan bu olacak. Tüm dünyada Müslüman Teröristtir

algısını propaganda gücü ve kültür emperyalizmiyle başardığını zanneden bu

çapsızlara vereceğimiz cevap kendi cinsinden olmak zorundadır. Bunun farkında

değilseniz, sizin bu güçten anladığınız kabataşta gezen deri pantolonlularsa

vay bize vaylar bize!

Zulmünü haklı görenlere de kötü bir haber vereyim.

Herkesi güdemiyorsunuz. Yaptıklarınızın notlarını tutan, öldürdüklerinizin

çetelesini tutan, hikâyelerinizi masaya yatıranlar var. 

Size bir sır vereyim ama aramızda kalmasın; İntikamcı

değiliz. Kültürel ve propagandist alanda alacağımız intikamla sizi de kurtaracağız!

Dünyanın geri kalanıyla! Sakın ha herkese anlatın!

Kalbinizin sahibine emanet olun (emperyalistler hariç)

Eyvallah!!!

Not: Yazının içinde geçen bazı ülkelerin baş harfi

bilerek küçük yazılmıştır. Tashihlik bir durum yoktur!