Ve bu lider, gider...

Abone Ol

ÖTEDEN beri şampiyonluk için bir numaralı adayımın

Fenerbahçe olduğunu yazıp, söyledim. Neredeyse iki-üç aydan bu yana...

Dayandığım temel de kadronun bütün rakiplerinden daha derin oluşu idi. İsmail

Kartal a bu kadro iki üç numara büyük gelmesine rağmen, saha içindekilerin

anlık gösterileri bile bizim ligi sırtlayacak kadar nitelik ve nicelik

taşıyordu.

Bursaspor ise bizim bu sezonun genelde en iyi futbol

takımı idi. Savunmadaki bazı adam paylaşımı ve pozisyon alma sıkıntıları vardı

ama hücuma gidişte Batı standardı taşıyan bir numaralı ekipti.

İşte bu tipteki iki takımı karşı karşıya getirdi bu final

maçı... Neyin finali mi Tabii bizim Süper Lig in... Fenerbahçe kulübe gider

yapan Ribas ı kadroya bile almamıştı. Zaten alamaz da artık... Kartal, benim

tasarrufum dese de bunu bu ülkede tek kişinin dahi yediğini sanmıyorum. Neyse...

Kuyt da ısınırken, uf olmaz mı Hemen kuruluverdi ileri üçlü... Emenike, Webo

ve Sow oluverdiler. Meireles yokmuş. Ne olur ki Topal, Emre ve Alpar oldu

orası da... Egemen de mi yok Bekir var... Daha kenarda sonradan oyuna giren

Cadlec bile var.

Emenike nin devre arasında yine bir talimatla

çıkarıldığını sanıyorum. Hatta, Hadi Kuyt gitti başka adam yok mu diye

sorunun bile sorulduğuna bahse girerim. Neyse... Fenerbahçe eksik gibi görünen

ama çok takımın direkt oyuncuları olabileceklerle mümkün olduğunca kapanmaya ve

çıkışa da dikkatli davranarak oynadı. Yukarıda da değindiğim gibi Bursaspor top

kazandığında rakip savunmanın toparlanmasına izin vermeden öldürücü hamleler

yapabiliyordu. Nitekim Fenerbahçe ye oranla daha fazla pozisyona girdi ve goller

kaçırdı. Ama Emre nin direkten dönen topuna kafayı koyan Belluci maçın ilk

golünü atmış olmasına rağmen yardımcının ofsayt bayrağı ile sarsıldı.

Devreye gidilirken Bursaspor un lideri değiştirmeyecek

kadar tehlikeli olduğunu herkes gördü ve kabullendi. Sonra kaleci Volkan

devreye girdi. Büyük takımın büyük kalecisi olur kuralını işletti. Ama Volkan

hâlâ topla sakız gibi oynuyordu. Caner in orta alana geçişi Belluci ve

Joshue yi fazlasıyla rahatsız etmeye başlamıştı. Fernandao ki, maçın en etkili

ismi olur diye beklenirken, artık o bölgeyle irtibat da kesilmeye başladı. Haa

bu arada Fenerbahçe çok mu iyi oynuyordu. Hayır! Sadece Bursaspor un muhtemel

organizasyonlarını biraz  olsun azaltmaya

başlamıştı. Ve de bana göre Sow un falü ile kaleci Harun un dağılmasıyla boşta

kalan topu kaleye atmak Webo nun işiydi zaten...

Bu maç, bu sezon en izlenir, zaman zaman Batı

standartları taşıyan bir numaralı oyunu oldu. Bu açıdan her iki takıma da

teşekkür etmek gerekir. Bu arada önemli bir noktaya daha değinmek gerekir.

Üşenmezseniz, her iki takımın da kulübesinde oturan yedeklerine bir bakın!

Bursaspor un bu seneki futbolunu bir kere alkışlayın! Fenerbahçe mi O kadro

genişliği ve zenginliği ile ezeli rakiplerini kendisine bu kadar sık nasıl

yaklaştırdığını, hatta zaman zaman dörder puan geçtiğini bir araştırın

bakalım... Fenerbahçe nelere rağmen şampiyon olacaktır, daha iyi

anlaşılacaktır. Sakın ola ki, kurşunlanan otobüsü falan kastettiğimi

sanmayın... Pardon unutmayalım. Kötü çocuk Selçuk da maça 85 de girdi. İşte İsmail

hocanın koca sezondaki en ciddi ve önemli icraatı...