...Ve Arda ve biz...

Abone Ol

Değerli okurlar; yaklaşık dört gündür buluşamıyoruz. Bendeniz Madrid’deki Atletico Madrid-Real Madrid derbisine davet edilmiştim. Gitmesen olmaz. Öyle ya her şeyden önce bizim Arda var... Artı, bu derbi öyle sadece futbolun içine kilitlenmiş bir derbi de değil. Cumhuriyetçilerle (yani Arda’nın takımı), kralcıların (Yani Ronaldo’nun takımı) karşılaşacaktı.

Neyse döndük geldik Allah’a şükür. Hemen işe girişeyim o zaman.  Yukarıda tarif etmeye çalıştığım derbide hayatımda görmediğim bir saha içi sertliği yaşandı. Rahatlıkla diyebilirim ki, böyle bir sert düzeyi bizde yaşansa, en az on oyuncu iki veya üç hafta forma giyemez. Bizim Arda, iyi oynadı. Bunu ben TC vatandaşı olduğum için söylemiyorum. Ünlü spor gazetesi AS sahanın en iyisi olarak göstermiş. Marca da en iyi beş oyuncu arasına koymuş Arda’yı... Diğer gazetelerde de en yüksek notu alan üç oyuncudan biri olmuş. Harika bir pasla gol attırdı. Bir kafasını kaleci çeldi. Takımını öne çıkaran, topu tutan, takımını bekleyen adam olarak bütün Atletico hücumlarında başrolü oynadı diyebiliriz. Şimdi önemli bir yere geleceğim. Bu aynı zamanda Türkiye’deki bazı hocalarla, yorumculara da ders olacak.

Real Madrid yenik durumda iken, iki savunma bekini değiştirdi. Üçüncü değişikliği de orta alandan oldu. Bizde olsa ne olurdu Kulübede ne kadar hücumcu varsa oyuna sokulur ve 2-1 yenikken beşlik olunur. Ama Ancelotti, özellikle de Arda’nın devamlı kanat değiştirerek hücumları organize edişine bir önlem aldı. Böylece iki diri bek, yorulmaya başlayan Arda’yı pasifize ettiler. Simeone de Arda’yı oyundan aldı.

Peki, bu kadar sert derbi nasıl bitti Herkes birbirine sarıldı. Hatta maçın en kötüsü hakemin bile elini sıktılar, omzunu sıvazladılar. Kulübeler de öyle yaptı. Bizde bu sertlikte bir derbi olsa acaba maç biter miydi Ders edinilmesi dileğiyle..

Az kalsın unutuyordum. Maçtan bir gün önce ünlü spor gazetesi Marca, kapağına Arda’yı neredeyse poster olarak oturtmuş, içeride de üç sayfa röportajını yayınlamıştı. Ronaldo, Benzema, Diego Costa falan varken...  Gururlandım, iftihar ettim, gözlerim yaşardı. Bravo Arda!

VE BİZ

Maçlardan yorum yazamadım. Yurda gelince pazartesi gecesi TRT’nin bir kanalından özetleri izledim. Galatasaray’da Mancini üstat(!) yine lotaryasını yapmış, bununla da yetinmemiş bitime iki dakika iki oyuncu bile değiştirmiş. Ne hoca ama! Neyse ki benim tahminlerimin tutması için hayli gayret harcıyor.

Fenerbahçe, tempoyla ve pozisyonla sarstığı, yere serdiği Gençlerbirliği’ni iki penaltı ile geçmiş. Alper’in indirilişi penaltı. Gosso’nun Kuyt’a yaptığı insanlık dışı hareketi hem penaltı, hem kırmızı kart. Ama ilk penaltı bence icat. Top omuzdan aşağıda bir yerlere çarpsa kaç metre gider Cüneyt kardeş Peki, bir yirmi metre gitti mi

Beşiktaş dövmüş dövmüş düşürememiş. O pozisyonlar Fenerbahçe’nin öndeki adamlarına gelse maç 6’lık olur. Şimdi Almeida yokmuş. Yandı gülüm keten helva... İster misiniz Enaramo’yu arasınlar.

Trabzonspor malum... Yürümüyor, gitmiyor, yapamıyor. Onur da olmasa barajda dolaşacak. Malouda oyundan alınırken tepki göstermiş. Haklı. Çünkü hiç oynamamalı (!) Adam emekli ama kenardakiler görmüyor. Zokora ve Borceanu ve de Olcan... Gerisi mi Yok ki!

Ligin altı, bizim Uğur Meleke’nin şampiyonluktaki büyük favorilerinden olan Kayserispor düştü gibi... Diğer iki takım için müthiş bir mücadele başlıyor. Hiç ummadık bir isim bile lig değiştirebilir.  Milli maç mı Bakalım TÜRKİYE FUTBOL DİREKTÖRÜ ne yapacak Sizden ricam; dünyanın herhangi bir ülkesinde böyle bir unvan duydunuzsa bana iletin! Ha Hamza mı O, Akhisar’da, bence bizim teknik direktörler bazında tarih yazıyor. Vallahi helal olsun!