Yaşadığımız çağ insanı yaşayacak kadar nefes almaktan öte bırakmıyor. İnsan ölmesin yeter. Ölürse bir işe yaramaz çünkü. İşe yarayıp yaramaması kapitalizmin ana konusudur. Bundan dolayı işe yaramayanların ölmesi de kapitalist düşüncenin umurunda olmaz. Ölme, düşünme, itiraz etme, konuşma, organize olma, itaat et. Yenidünya düzeninin temel anlayışıdır bu. Sömürülmeye müsait kitleler. Millet olmak her zaman zararlıdır ama kitleler sorun değildir. Millet olmak kapitalizm açısından olmaması gereken bir durumdur. Millet oldun mu şahlanırsın, ayağa kalkar düzeni değiştirmeye kalkarsın. Olmaz, asla izin vermezler.
Maske-mesafe-hijyen konuları yine kimsenin itiraz edemeyeceği bir olgunun, insan sağlığının üzerine bina edildi. Koronavirüs üzerinden tartışmalar bitmiyor.
Bitmeyen tartışmaların içine şimdilik girmeye gerek yok. Sadece dikkat edilmesi gereken bazı noktalara vurgu yapmakta fayda var. Yaşanan bir hadise hakkında gerçeği görebilmek için öncelikle sonuçlara bir göz atmak gerekir. Sağlık sorunlarından bağımsız olarak söylüyorum. Korona dünya gündemine girdikten sonra neler oldu bir bakalım isterseniz:
Akraba, eş, dost, arkadaş ilişkileri yok olma noktasına geldi. Eğitim sistemi çöktü, ticaret bitti. Dünyanın büyük bir kısmında geçim sıkıntısı, açlık ve işsizlik sorunları baş gösterdi. İnsanlar fikirlerini ifade edemez, organize olamaz hale geldi. Toplantılar, konferanslar, kongreler, mitingler ve benzeri toplu organizasyonlar yapılamaz hale geldi.
Eğer bir bilinçaltı mesajı varsa o da “sus, konuşma, toplanma, organize olma, itiraz etme” anlamına gelmektedir. Tüm dünyayı ölüm korkusu sardı. İnsanlar kaygı ve endişe dolayısı ile psikolojik rahatsızlıklara kapıldı. Yaşlılar adeta ölüme terk edildi, yalnız bırakıldı, unutuldu, hareketleri kısıtlandı, hastanelik oldu. Çocuklar ekranlara gömüldü, ekran bağımlılığı zirve yaptı. Daha sayılacak birçok problem var. Sağlığımız için maske, mesafe ve hijyen derken bu sorunlar ne olacak acaba düşünüyor musunuz?
Bir de HES kodu var! Aşıya güven? Batı dünyasının gülen maskeli, kan emici örgütlerinin kirli geçmişi? Kolaya yapılan testin pozitif çıkması? Geçtiğimiz yılın aynı dönemindeki koronadan ve gripten ölenlerin sayılarının açıklanmaması?
Virüsün Çin’den çıkması, Çinlilerin işinde gücünde olması? Başından beri uygulanan tedavi yöntemlerinin neye göre uygulandığı, bugün uygulanan yöntemleri kimin belirlediği, daha önce koronaya karşı kullanılan bir ilacın DSÖ tarafından listeden çıkartılması?
Biz kapitalizmin genel ahlâksızlık kurallarına dönelim. Eğer bir zihniyet dünyadaki mevcut nimetlerin sahip olunan nüfusa yeterli olmadığını söylüyorsa ve bunu sadece Amerika’nın en zengin beş kişisinin Afrika’daki açlık ve susuzluğu bitirecek paranın bilmem kaç katına sahip olduğu bir ortamda söylüyorsa kimse kusura bakmasın düşünen her insan güven problemi yaşar. Tek hedefi daha fazla kazanmak, daha fazla sömürmek, daha fazla tüketmek olan bir toplumdan her türlü kötülük beklenir. Tek hedefi güç sahibi olmak, sahip olduğu güçle canının istediğini yapmak, milyonları evinden, yurdundan, canından etmek olan bir güruha güvenmek için ya aynı zihniyette olmak ya hain ya da aptal olmak lazım.
Dünyayı yaşanamaz hale getirenler, onlara hizmet edenler, destek olanlar, çıkarcılar, menfaatleri uğruna susanlar, elinde imkân olduğu halde hareket etmeyenler bu hayatın geçici olduğunu ya bilmiyorlar ya unuttular ya da hatırlamak istemiyorlar ama bir gün herkes ilahi adaletin önünde hesap verecek.
Muhakkak hesabı en ağır olanlar kör taklidi yapan, dünyalık menfaatler uğrunu dinlerini yamalı bohçaya çevirenler olacaktır. Vay o namaz kılanların, vay o oruç tutanların haline. Vay o Kur’an okuyanların, vay o hadis dersi yapanların haline. Vay onların haline.