Gündem

Vatan toprağı tehlikede

Vatan toprağı tehlikede

Abone Ol

Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı Kemal Özer, Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların (GDO), insanlar ve diğer canlıların sağlığını, güvenliğini, geleceğini ve hürriyetlerini tehdit ettiğini söyledi.

Kemal Özer, "Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi"nin Fatih‘deki çalışma ofisinde düzenlenen basın toplantısında, 26 Ekimde yayımlanan ve GDO‘larla ilgili yönetmelik hakkında Danıştaya açtıkları iptal davasını değerlendirdi. Özer, yönetmeliğin Anayasa‘ya, BM Evrensel Tüketici Hakları Beyannamesi ile Avrupa Tüketici Hakları Bildirgesi ilkelerine, Rekabet Kanunu, Tüketici Kanunu, Sağlık Bakanlığının Kuruluş Kanunu, Orman ve Çevre Bakanlığı ile ilgili kanunlara ve etiket mevzuatına aykırı olduğu gerekçesiyle dava açtıklarını belirterek, GDO‘nun Türkiye‘de meşrulaştırılmasının kabul edilemeyeceğini dile getirdi.

GDO‘nun Türkiye dahil tüm dünyada yasaklanması gerektiğini savunan Özer, "Çünkü GDO, insanlar ve diğer canlıların sağlığını, güvenliğini, geleceğini ve hürriyetlerini tehdit etmektedir. Bilim çevrelerinin söylediği gibi şu bir gerçektir ki GDO ile bitkiler kısırlaştırıldığı gibi hayvanlar ve insanlar da kısırlaştırılmakta, immun sistemi zayıflatılarak her türlü hastalığa açık hale getirilmekte ve farklı canlıların genleri birbirine karıştırıldığı için doğal yapısı bozulmuş insan doğumlarına, alerji ve kanser başta olmak üzere birçok ölümcül hastalıkların artışına neden olmaktadır" dedi. Kemal Özer, GDO‘nun tümüyle yasaklanması için mücadele ettiklerini ve TBMM‘den bu yönde bir karar çıkmasını beklediklerini ifade etti.

Konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını cevaplayan Özer, şunları kaydetti: "Tüketicinin yapması gereken, arz edilene yönelmek değil, kendi arzını oluşturmasıdır. Üretici, o talebe yönelik bir arza mecbur bırakılmalıdır. Kapitalist sistem bunu gerektirir. En büyük sorumluluk siyasilere değil, tüketicilere düşüyor. Eğer bir ülkede milliyetçilikten bahsedecekseniz şimdi tam vaktidir. Ülkenizi ve insanınızı sevdiğinizi iddia ediyorsanız, milliyetçilik yapıp toprağınızı korumanızın vakti. Bu, sadece toprağın düşmanla çevrili olduğu zaman yapılacak bir şey değil. Şu anda, toprağınız saldırı altında, küresel güçlerin saldırısı altına girmiştir. Bu toprak hem üretim yeteneğini kaybedecektir hem de üretim yeteneğinin içinde küresel güçlerin insafına terk edilmiş olacaktır. Ülke, sadece askeri güçlerle korunmuyor. Bu şekilde de koruma vakti gelmiştir. Burada gıdanın bir silah haline dönüştürüldüğünü görüyoruz. Dünya bundan sonra, enerji ve toprak savaşı yapmayacak. Bundan sonra bütün savaşlar gıda savaşı olacak. Bunun en güzel örneği de ‘Irak Savaşı‘dır."