Vatan haini mi oldular?

Abone Ol

            Yandaş medyadaki yandaş kalemler dün iktidarın ekonomi politikasını eleştirenlere şöyle diyorlardı:

            “Yabancı yatırımcının ülkeye gelip yüksek fiyattan döviz bozdurması için doları önce 25 TL’ye çıkaracaklarmış.

            Sonra faizde artışa gidilecekmiş.

            Bu, vatan hainliği değil de nedir?

            Parayla ekonomiyi satıyorlar, yazıklar değil, yuh olsun.”

            Peki, aynı yandaş medyanın aynı yandaş kalemleri aynı konuda bugün ne diyorlar?

            Dediklerini okuyunca muhtemelen şaşıracaksınız ama hiç şaşırmayın!

            Çünkü bunlar “rüzgâr gülünden” farksızlar!

            Rüzgâr ne yönden eserse o yöne yatmakta çok mahirler!

            Bakın aynı kişiler bugün ne diyorlar:

            “Kurlardaki artış yabancı yatırımcıların ülkeye gelişine yol açacak.

            Yüksek fiyattan dolar/euro bozdurup hisse senedi ve tahvil alacaklar.

            Merkez Bankası, piyasalara müdahale etmeyecek.

            Rezervlerdeki artış devam edecek.”

            Sanki dün o yükseklerden atıp tutan, dün karşı görüşte olanları vatan hainliği ile damgalayan kendileri değilmiş gibi dün eleştirdiklerini bugün baş tacı ediyorlar.

            Bunu yaparken yüzleri hiç kızarmıyor.

            Şimdi bunu yapmakla “vatan haini” mi oldular? Elbette hayır, sadece farklı bir görüşü dile getirmiş oldular.

            Vatan haini olmadılar ama yandaşlığını yaptıkları insanlar ekonomi politikasında böylesine bir değişikliğe gidince yandaş medyanın yandaş kalemleri dün dediklerinin tam aksini yazar ve savunur oldular.

            Türkçemizde “tükürdüğünü yalamak” gibi bir tabir var ama biz onu kullanmak istemiyoruz.

            Dün böyle yapacaklar için “parayla ekonomiyi satıyorlar” suçlamasında bulunuyorlardı.

            Bugün aynı şeyi kendileri yapıyor. Dün böyle yapanlara “yazıklar değil, yuh olsun” diyorlardı.

            Bugün biz kendilerine böyle de seslenmiyoruz.

            Yani onlara “yazıklar değil, yuh olsun” demiyoruz.

            Onlara sadece dün ettikleri “büyük lafları” hatırlatmakla yetiniyoruz.

            Büyük lokma yiyin ama büyük laf etmeyin diyoruz.