Var olmanın sorumluluğu

Abone Ol

Allah-u Teâlâ bu kâinatı, boşu boşuna yaratmadı.

Bütün varlıklar, kendilerine özgü dilleriyle Allah ı (cc)

anmak ve O na kulluk etmektedirler.

Bu durum,  Kur an-ı

Kerim de şu şekilde açıklanıyor: Biz yeri, göğü oyun olsun diye yaratmadık.

(Enbiya/16) 

Bu kâinattan sorumlu olan insan için de:

İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı zanneder

(Kıyâme/36)  ayeti kerimesiyle Allah-u

Teâlâ başta insanı sorumlu tutuyor.

Demek ki evrende her zerrenin bir misyonu, bir

sorumluluğu vardır.

Yeryüzüne Allah ın halifesi olarak gönderilen insanın

sorumluluğu,   bütün varlıkların

üstündedir.

İslâm dinine göre insan sorumlu bir varlıktır.

Çünkü kendine iyi ile kötü, doğru ile yanlış açık ve net

bir şekilde bildirilmiştir.

Kişi aklını kullanarak özgür iradesi ile dilediği seçimi

yapma yetkisi yalnız insana verilmiştir.

Ancak bu özgürlüğü, yaptığı seçiminden dolayı onu sorumlu

kılar ve de davranışlarının karşılığını dünyada veya ahrette mükâfat veya

ceza olarak görür.

***

Yüce Allah, (cc) her şeyi insan için yarattığını Kur an-ı

Kerim de açıklıyor.

Bunun için de: İnsanı, yeryüzünün halifesi olarak

yarattığını açıklıyor.

En kıymetli, en değerli varlık olarak insanı merkeze

alıyor.

İnsanın yaratılışı sorumluluk esası üzerine kurulduğundan

kâinatta sorumluluk yüklenme bilincine sahip olan tek varlık insan dır.

İnsanı diğer varlıklardan ayıran temel özelliklerin

başında inanan bir varlık olmasıdır.

İnsanda yeme içme ve barınma gibi bedensel ihtiyaçları

nasıl doğuştan geliyorsa, inanma duygusu da doğuştandır.

Çünkü Allah (cc) insanı doğuştan inanma eğilimi olan bir

varlık olarak yaratmıştır

Allah-ü Teâlâ, İnsanoğluna dünyayı etkileme, değiştirme,

geliştirme becerisi vermiş ve sahip olduğu gücü, iyi ya da kötü yönde kullanma

da insanın iradesine bırakmıştır.

Ancak, kulun yaptığı her hareketinden dolayı muhakkak

hesaba çekileceğini de bildirmiştir.

Kur an da bu durum şu ayetle açıklanıyor: Sizi boşuna

yarattığımızı ve bize tekrar döndürülmeyeceğinizi mi sandınız (Müminun /115)

***

İslâm dini, hem dünya ve hem de ahret nizamı olduğu için

insanların, yaptıkları işlerinden dolayı yalnız bu dünyada değil, ahiret

hayatında da sorumlu olacaklarını bildirmiştir.

İnsanın varoluşunun yegâne gayesi, Yüce Allah ı tanımak

ve ona kulluk olduğunu Kur an-ı Kerim de ve Peygamber Efendimizin (sav)  hadislerinde devamlı dile getiriliyor.

Ayeti kerime de: Ben cinleri ve insanları ancak bana

ibadet etsinler diye yarattım (Zariyat/56) buyruluyor.

Bunun yanında, var olan her canlı ve cansız varlıklar,

Âlemlerin Rabbi olan Allah (cc) tarafından kendileri için tayin edilen sınırlar

çerçevesinde hareket etmekle sorumludurlar.

Her birinin belirlenmiş bir yaratılış gayesi ve amacı

vardır.

Bu konuyu Allah (cc) bize şöyle bildirmektedir:

Kâinatta hiçbir şey yoktur ki hamd ile Allah ı tespih

etmesin, Onu anmasın, O na dua etmesin. Fakat siz onların bu tespihlerini,

zikirlerini, dualarını fark etmiyorsunuz. (İsra/44)

Kâinatta, Akılları hayrete düşürecek nitelikte kurulu bir

düzen ve denge vardır.

Gökteki cisimler, dağlar, nehirler, denizler, çöller,

hayvanlar, ağaçlar, hava ve yeryüzündeki diğer varlıkların tamamı, Allah ı

tespih etmekte, O na secde ve itaat etmektedirler.

***

Allah a karşı sorumluluklarımızın yanında, kendimize,

içinde yaşadığımız topluma, mensubu bulunduğumuz millete ve devlete karşı da

sorumluluklarımız bulunmaktadır.

Hatta Allah ın yarattığı diğer canlılara karşı da

sorumluluklarımız vardır.

İnsan yaratılışı icabı öncelikle Allah a (cc) karşı

sorumlumdur.

Sorumluluklarımızın en önemli boyutu, bizi yaratan

Rabbimize karşı olan sorumluluklarımızdır.

Yüce kitabımız Kur ân bu sorumluluğu kısaca kulluk

olarak tarif etmektedir.

İnsanın dünyada ki en önemli sorumluluğu Rabbini tanıması

ve ona kulluk yapmasıdır.

Tüm insanlar, özellikle de Müslümanlar, bu dünya

hayatında imtihan için bulunduklarının bilincinde olmak zorundadırlar.

Dünya hayatı yalnızca ahreti kazanmak için hazırlanmış

bir tarla konumundadır.

Müslüman, diğer Müslüman kardeşini en az kendisi kadar

düşünür.

Kendisine yapılmasını uygun görmediği şeylerin

başkalarına da yapılmamasını ister.

Hadis-i şerifte: Kendisi için sevdiğini, din kardeşi

için sevmeyen kâmil mümin olamaz. (Buhari)

Dinimize göre insan bir imtihan dünyasındadır.

Başıboş ve sorumsuz olarak bırakılmamıştır.

Dünyada ektiğini, ahrette karşılığını görecektir.