Vakıflar âhiret inancının meyveleridir

Abone Ol

Vakıf kurumlaşmış bir yardım anlayışını ifade eder. Devlet-i Aliyye-i Osmaniyye de bu kurum zirveye çıkmıştır.

Ahiret inancını aklından çıkarmayan Osmanlı ölümünden sonra da devam edecek sevaba önem vermiş, nasla korunan ve "ebedi hayır" olan vakıfları ayakta tutmuştur.

Devletin siyasi ve mâli gücünün artmasıyla paralel gelişen vakıfların ilk tesisi Orhan Gazi zamanında olmuştur.

Osmanlı döneminde devlet, vatandaşın canını, malını korumak, asayişi sağlamak, sınırları korumak, devlet düzenini deruhte etmekle mükellefti.

Günümüz devlet anlayışında devlet görevlerinden sayılan

* Eğitim,

* Sağlık,

* Bayındırlık,

* Diyanet,

* Sosyal yardım hizmetleri Osmanlı da devlet görevleri arasında sayılmıyor, bütün bu hizmetler şahısların kurduğu vakıflar tarafından yürütülüyordu. Vakıflara bu işleri yürütmek için de zengin akarlar bağlanıyordu.

Osmanlı da devlet anlayışı "Devlet-i Ebed Müddet" şeklinde olduğu için vakıflara da ebedilik şartı konmuş, devlet yetkilileri de vakfın hizmetinin devam edebilmesi için her türlü gayreti sarfetmişlerdir.

Vakıflar fonksiyonu toplumun psikososyal yapısı üzerinde devletin lehine olmak üzere büyük etkiler yapmıştır.

 18 inci yüzyılda vakıf gelirleri devlet gelirlerinin yarısı kadar olmuştur. Bundan dolayı Osmanlı yönetiminin halka yaklaşımı "Devlet Baba" olarak taktir edilmiştir. Bu devlet anlayışı Osmanlı nın ortadan kaldırılmasıyla da silinememiştir. Bu devlet anlayışıdır ki, halkımız kendisine zulmedilmesine, haksızlık yapılmasına, ağır vergiler konulmasına, hizmetlerin (!) hergün zamlanmasına rağmen; yönetici hatasından kaynaklanan yanlışlıkları sineye çekmektedir. Bu anlayıştan hareketle "Devlet kutsaldır", "Devlet babadır", "Devlet evlatlarının kötülüğünü istemez", "Devletin mutlaka bir bildiği vardır" yorumuyla gösteri ve benzeri yollarla hakkını arayanlara da iyi gözle bakmaz.

Son derece önemsenmesi gereken diğer bir nokta da şudur: 1856 yılına kadar şehirlerimiz belediye teşkilatından mahrumdu. Bu tarihten önce su, ulaşım, aydınlatma, temizlik, asayiş gibi belediye hizmetleri hep vakıflar tarafından gerçekleştirilmiştir.

* Su kanalları,

* Su kemerleri,

* Maksemeler,

* Çeşmeler,

* Sebiller,

* Kuyular,

* Hamamlar tamamen vakıf kuruluşlarıdır.

Fakirlerin parasız yıkandıkları hamamlar mevcuttu. Sebillerde buzlu su, hatta şerbet dağıtılırdı. Yol, kaldırım, köprü yapımını vakıflar sağlıyordu. Bâzı hayır sahipleri kurdukları vakıflarla "kandilciler" tutuyor, yine vakıf geliri ile kandil ve yağ alarak sokakları aydınlatıyorlardı.

Sokakların temizliği için vakıflar kurulmuştu.

Umumi helâlar için vakıflar kurulmuştu. Buraları temizleyenlerin ücretleri vakıflardan ödeniyordu.

İmarethanelerde, kervansaraylarda yoksullara, yolculara, misafirlere hergün bir veya iki öğün yemek yediriliyordu.

Vakıflar kanalıyla gelir dağılımındaki dengesizlikler asgariye indiriliyordu. Böylece sosyal patlamaların da önü alınmış oluyordu.

Vakıflar, ülkenin ticaretine ve ekonomisine önemli katkılar sağlıyordu.

Her şehirde vakıf ticaret hanları vardı.

Şehirler arası yollarda stratejik mevkilere kervansaraylar yaptırılıyor, buralar sürekli çalışır tutuluyor, böylece yolcu ve tâcirlere yol güvenliği ve konaklama imkânı sağlanıyordu. Yolcuların ayakkabı ihtiyacına varıncaya kadar bu vakıflarla ihtiyaçlar karşılanıyordu. Ücretsiz hizmet sunan kervanvaraylar vakfedenlerin bıraktığı gelirlerle bu fonksiyonlarını yüzyıllar boyu sürdürmüşlerdir. Ya günümüzde böyle mi