Vahşi Laisizme Hayır

Abone Ol

Kapitalizmin vahşisi olduğu gibi laisizmin de vahşisi olabilir. Bir sistem, bir görüş veya bir politika ne zaman vahşi olur. Bunun kriteri nedir Ceza çizgisi nereden geçer

Hemen cevap verelim. Eğer bir görüş, insan haklarına aykırı ise o görüş medenî değil, vahşîdir. Yani insan haklarının şu veya bu şekilde çiğnenmesini öngörüyorsa ya da uygulamaları ile göz göre göre insan haklarının çiğnenmesine sebebiyet veriyorsa, medeniyet çizgisinin altına düşmüş sayılır.

Kapitalizmin vahşi kapitalizm olarak nitelendirilmesinin gerekçesi de, insan haklarının acımasızca çiğnenmesine yol açacak şekilde, aşırı olarak uygulanmış olmasındandır. Mesela bir ülkede mutlu azınlık egemenliği varsa, buna rağmen geniş halk kitleleri, yaşam standartlarına erişmek için gereken imkanlardan mahrum bırakılmışsa, açlık ve yoksulluk sınırının altına düşen kitleler, sosyal adaletten nasibini alamıyorsa, o zaman o ülkede vahşi kapitalizmin zulmü mevcuttur.

Jakobenlik, başka bir deyimle, vahşi lâiklikte de durum bundan farksızdır.

Meselâ lâikliğin tarif edilmesine bile müsaade edilmiyorsa,

Birileri kendi lâiklik anlayışını topluma zorla dayatıyorsa,

Batı ve Doğu ülkelerindeki lâiklik modellerine gözler, kulaklar tamamen tıkanmışsa,

Daha hassas, daha insanî ve daha fazla toleransa yer veren bir lâiklik anlayışına tartışmasız olarak hayır deniyorsa,

Başörtüsü yasağı uygulamasında olduğu gibi, kanunî mesnedi olmadan, keyfî olarak bir yasaklama devam ettiriliyorsa,

Anayasa nın 38 nci maddesinde: "Yasaklar, cezalar ve güvenlik tedbirlerini ancak ve ancak TBMM koyabilir, başka makamlar koyamaz diye kesim hükümler mevcut olmasına rağmen, yargı veya yürütme, Meclis in yetki alanına girerek, yasama yapıyor, yasak koyup uyuluyorsa", bu tecavüz ve uygulamalar, hükümsüzdür, haksızdır. İnsan hakları prensiplerine taban tabana zıttır. Gerçek manada lâikliğe de aykırıdır.

Bazı öğretim görevlileri, eğer, Meclis bu konuda insan haklarına uygun bir düzenleme yaparsa, yeni kanunlar çıkarırsa biz de, "başörtüsü ile üniversiteye girecek kız talebelerin notlarını kırar onları sınıfta bırakırız diyecek kadar ileri gidiyorlarsa", insan hakları kavramına ve prensiplerine karşı dahi savaş açılıyor demektir.

Böyle olduğu için AB yetkilisi Lajendik bile, beyanat vererek, "Türkiye deki başörtüsü yasaklamasının insan haklarına aykırı olduğunu açıklamak zorunda kalmıştır.

Bu tür dayatmayı yapan bir kısım medya, bir kısım lâikler, şu sıralarda TBMM nin, müzakere olarak oylamaya koyacağı Anayasa değişikliği tekliflerini söz konusu ederek, bu teklifleri yapan partilerin kapatılabileceğine dair üstü kapalı veya açık tehditlerde bile bulunmuşlardır.

Hissî davranışların bu noktalara kadar getirilmiş olması, ortada başörtüsü meselesinden daha önemli ve derhal ele alınıp TBMM tarafından halledilmesi gereken bir problem olduğunu göstermektedir.

Gözüken odur ki, Türk demokrasisinin işlemesini engelleyen, işlerliğini sekteye uğratacak bir arıza vardır.

Yapılacak iş, yeni Anayasa da, TBMMiçin yasama alanına şu veya bu şekilde yapılması muhtemel müdahaleleri önleyecek kesin hükümler konulmasıdır. Yasama alanını her ne suretle olursa olsun ihlâl eden kişi veya yetkililer hakkında cezai yaptırımlar getirilmesidir.

Bir kelime ile, jakoben (vahşî) lâiklik uygulamalarının önlenerek, insan haklarına uygun bir lâiklik sisteminin anayasamıza konulması ve teminat altına alınması icap etmektedir.

Yakalanan bu tarihi fırsat en iyi şekilde değerlendirilmelidir. Çünkü, TBMM de Anayasa yı değiştirecek parlamento aritmetiği her zaman ele geçmez.