Vahdetten demokrasiye

Abone Ol

21. yüzyılın Türkiye sinde yaşayan insanların yüzyıllık

bir süreçte demokrasi geleneğini yaşatmak onu hayata hâkim kılmak adına nelere

katlandığına baktığımız da ürperiyoruz.

Filozof Duverger şöyle bir tespitte bulunuyor; Demokrasinin

biçimsel yöntemleri, uygulandıkları zaman, sadece kitleleri kendilerinin çıkarı

için oy verdirten derebeylerinin egemenliğini gizlemeye yarar.

Yine Erhan Köksal şöyle bir tespit yaparak içinde

bulunduğumuz şartları bize bir daha hatırlatıyor; Siyasal ve toplumsal

eşitsizlikleri içerene, baba erkil davranışları destekleyen, otoriter siyasal

yapıları kolaylıkla kabul eden, en azından hoşgörü ile karşılayan, ulusal

hukuksal otoriteden çok, karizmatik, geleneksel, kişisel, olağanüstü otoritelere

değer veren, hatta büyü ve boş inançların devlet yönetiminde etkili olabildiği

bir değerler sistemi (Siyaset Bilimi Sh. 427)

Ülkemizde demokrasi için hangi tercihler gündemde

Demokrat kimliği üst bir yapılanma gibi mi algılanıyor yoksa temel bir var oluş

şekli gibi mi

Demokrasiye yöneltilen eleştiriler de var. Seçimlerde

temsil gibi her seçmen özgür, donanımlı gibi düşünülüyor. Çoğunluk adına karar

verilirken bazen azınlığın çoğunluğa her türlü baskıyı direttiği görülebiliyor

dahası azlık-çokluk fikri inatlaşmaların kapısını da aralayabiliyor.

Temsil adı verilen sistemin aslı işleri emanet iken bu

durum direkt her konuda temsile dönüşebiliyor. Mesuliyet ve Kültür adlı

kitabında P. Jacks şunları söylüyor; Demokrasi vatandaşlara haklarını vererek

başlar, onları ödevler şekline getirmelerini kendilerine bırakır. Vatandaşlar

bu inkişafa muvaffak olamazlarsa o zaman demokrasinin sonu felakettir.

Hakları ödev haline getirebilmek hem bir ahlak seviyesine

hem de bir vatandaşlık şuuruna erişmekle kabildir.

Bu sebepten milli duygularında birlik bulunmayan ve

ahlaki olgunluğa sahip olmayan memleketlerde demokrasinin, az zamanda fertlerin

adi menfaatlerini saklayıcı bir burjuvazi hakimiyetini hazırlaması veya aşağı

tabakanın düşünce ve iradesini hakim kılan bir demagoji haline gelebilmesi

tehlikesi daima vardır.

Kanunun kutsallığı tanınmaz olur. (Sosyoloji. N. Topçu

Sh. 77)

Daha iyi bir demokrasi!

Demokrasimizi işlemediği haller ve yerlerde işler hale

getirme işlediği haller ve yerlerde ise onu daha iyi işlerliğe götürme ihtiyacı

ile karşı karşıyayız.

Demokrasi sadece bir hükümet biçimi gibi düşünülmeli o

bir yaşayış biçiminin eşiği olmalıdır. Demokratik yaşayışın gerektirdiği

davranışlar oluşturulmalı servet, kültür ve değer bakımından insanlar eşit hale

getirilmelidir.

Demokratlaşma süreci için Selahattin Ertürk şu sıralamayı

yapıyor:

1- Her bireye gizil güçlerini ve yeteneklerini hakkıyla

geliştirme olanağı sağlamak.

2- Her bireyin toplumda güçlerini ve ilgilerine uygun

düşen işlerini tutması ve yaşamını sürdürmesi ve gerekli şartları hazırlamak.

3- Her bireyin tuttuğu işin karşılığını hakkaniyetle

almasını olanaklı kılmak.

4- Her bireyin kendi kaderini tayinde söz sahibi olmasına

yani toplumsal uygulamayı kendi gücünce etkileyebilmesine fırsat verecek düzen

oluşturmak. (Diktacı Tutum ve Demokrasi Sh. 166)

Anadolu topraklarının alışık olmadığı bu talepler de ne

müthiş bir enerji saklı bunun farkına varmakla neler yapılabileceği ortada.

Kadim değerler açısından bu konuyu ele aldığımızda

demokrasinin varlığının yerleştirilmesi gereken koordinatın şunları kapsadığını

görüyorum.

1- AHLAK

2- İLİM

3- DEMOKRASİ

4- ADALET

5- HÜRRİYET

Ahlak medeniyetin ilk temel taşıdır.

Bir milletin varlığı ahlakın dayandığı ilk temel, bütün

kusurlardan pak ve münezzeh bir Allah a imandır. İlim dünya gerçeği, demokrasi

toplum enerjisi, adalet KIZILELMA hürriyet ise bütün mahlukatı yaşatma

idealimizdir.

Yüreğimize ötelerden düşen ışık demokrasinin dini dairede

mükemmel bir fonksiyon icra edebileceğini hatırlıyor.

Din ferdi ve toplumsal yanı bulunan fikir ve tatbikat

açısından sistemleşmiş olan inananlara bir yaşam tarzı sunan onları belli bir

dünya görüşü etrafında toplayan bir kurumdur. Efradına cami ağyarına mani bir

tarif olarak buradan hareketle dinin varlık alanında neler yapabileceğini de

şöyle sistemleştirebiliriz.

1- Aklı muhafaza

2- Canı Muhafaza

3- Nesli muhafaza

4- Malı muhafaza

5- Fikri muhafaza

Ülkemizin demokrasi diye çıkmaz sokaklara götürülmek

istenmesinin nedenlerini elbette biliyoruz. Anadolu coğrafyasının var olan

enerjisini heba etmek isteyenler kasıtlı olarak demagoji yaparak insanlarımızı

yönetim erkinden uzak tutmanın hesapları içinde oyun içinde oyun oynamaya devam

ediyorlar.

Zor oyunu bozar!

Kuvvetli iradelerden oluşacak toplum diri duyarlılığını

estetik formatlar içerisinde ifade etme imkanı bulduğun da taleplerin ne kadar

önemli olduğu bir daha gözükecektir. İnsanlığın kültür mirası olan demokrasinin

iki yüzyıllık bir geleneği taşıdığı düşünülecek olursa dini değerler

karşısındaki konumu çok daha iyi anlaşılabilir.

Dünyaya egemen olan güçlerin deli gömleği olarak bizim

toplumumuza giydirmek istediği demokrasiye hayır ama demokrat kimliğin

üzerimizde bir onur gibi taşınmasına evet.

Zulüm ile kim abad olmuş

Kölelik sisteminin makyacı olarak kullanılan

demokratlıktan çok çektik. Evet dünya egemenlik alanıdır, hakimiyeti tesis etme

yeridir ama bununda belirli bazı temel kuralları vardır.

Zarar Kadim olmaz

Elbette önümüzde geçilecek bir yol var biz hem yol

olacağız hem de yolda olacağız.

Demokrasimi evet bu da bizler için gökkuşaklarından

sadece birisi.

Akibet hayır olsun!