Bugün üzüntüye âşık olan insanlardan bahsedeceğim. Ne yazık ki, günümüzde birçok kişi mutsuz olmayı kendine hayat biçimi olarak seçmiş durumda. Büyük bir kısmı ise üzüntüye âşık olmuş, ancak farkında değil. Bu tarz insanlar üzülmek konusunda o kadar başarılıdırlar ki, gün içinde kendilerini mutsuzluğa düşürecek binlerce detay yakalayabilir, sıradan bir olayı bile büyütüp ciddi şekilde üzülecek bir konu haline dönüştürebilirler. Sürekli acılarını, sıkıntılarını dile getirmek isteyen bu kişiler için geçmişteki olaylar çok iyi bir malzemedir. Önceden yaptıkları hataları, o hataları neden yaptıklarını ve sonuçlarını hatırlayıp üzüntü nöbetleri geçirmekten adeta haz alırlar. Geçmişleri gibi gelecekleri de onlar için tasa kaynağıdır. Belki hiç yaşamayacakları, ömür boyunca karşılaşmayacakları olayları düşünüp üzülme potansiyelleri vardır. Üzüntü aklı kapattığı için genellikle karşılaştıkları problemleri de o an çözemezler.
Yaşama Sevinçleri Kalmaz
Üzüntüye âşık olan kişiler, bir süre sonra çevrelerindeki nimetleri göremeyecek hale gelirler; sağlık, gençlik, zenginlik gibi her türlü imkânları bulunsa da hep üzülecek şeylere odaklandıkları için sahip oldukları nimetlere karşı gözleri kör olur. Adeta üzüntüye gönlünü kaptıran bu insanlar yavaş yavaş karamsarlığı ve mutsuzluğu sevmeye başlar; melankoli hastalığına tutulurlar. Mutsuz olacakları şeyler, sahip oldukları nimetlerden daha çekici hale gelmeye başlar. İnsanlar arasına karışmak, neşelenmek, eğlenmek, gülmek istemez; bir kenara çekilip kederlenmeyi tercih ederler. Allah’ın sonsuz adaletini, yarattığı olaylardaki hayır ve hikmeti göremedikleri için karşılaştıkları olaylar artık onları derinden etkiler. Adeta tutku derecesinde bağlandıkları bu hissin, aslında nefislerinin onlara oynadığı bir oyun olduğunu fark edemez; bir süre sonra yaşama sevinçlerinin içlerinden sökülüp atılması tehlikesini önceden göremezler.
Nefsin Oyunlarına Kanmayın
Daha çocuk yaştan itibaren bu insanlar -başkalarının telkinleriyle- hangi olaylarda üzülmek gerekir, hangi durumlarda ağlamak, ne zaman feryat etmek gerekir teker teker öğrenirler. Bazı çevrelerin “Müslüman’ın gözü yaşlı olur” şeklindeki yanlış düşünceleri de Müslümanların bu şekilde pasif hale getirilmelerinde etkilidir. Halbuki Müslüman; çalışkan, neşeli, hayattan lezzet alan ve verilen nimetlerden ötürü Allah’a şükreden insandır.
Keder telkin edilen kişiler; en ufak bir şeyde bile kızmaya, öfkelenmeye hakkı olduğunu zanneder. Hemen kızmaya, gerilmeye, yanlış anlamaya, küsmeye ve içine kapanmaya eğilim gösterir. Oysa hiç kimsenin böyle bir hakkı yoktur. Bu nefsimizin bize oyunudur. Allah, nefsimize uymamızı istemez, çünkü nefis var gücüyle kötülüğü emreder. Bu gerçeği bilen bir mümin gücü yettiği kadar nefsini eğitmeye çalışır.
Mutlu Olmanın Tek Yolu
Kişi ancak Allah rızasına uygun bir hayat yaşarsa mutlu olabilir. Kur’an ahlakını tam olarak hayatına adapte ederse, Allah’ın emir ve isteklerini kendi nefsinden üstün tutarsa, Allah’a kul olmaya ve yakın olmaya niyet ederse mutluluğu yakalayabilir. Aksi durumda mutsuzluk ve üzüntü kişinin peşini bırakmayacak, sürekli onu takip edecektir.
Üzüntüyü ve üzülecek olayları sahiplenmemek çok önemlidir. Allah kaderi en güzel şekilde yaratmıştır. Ne bedenimiz bize aittir, ne ruhumuz; hepsi Allah’a aittir.