Uzun Hasan ve öküzü

Abone Ol

Tarihimizde saklı ve meçhul kahramanlar vardır. Kahramanlık

ruhu samimiyet gördüğü yerde yeşerir ve uyanışa geçer. Samimiyet iklimi,

kurumuş damarları bile canlandırır ve harekete geçirir. Bu saklı kahramanlardan

birisi Mısırlı fellah, köylü Hasan Tavil, yani Uzun Hasan dır. 1948 yılında

İsrail e karşı cihat seferberliği açılır. Gönüllü taburları oluşturulmaktadır

ve Çanakkale Savaşındaki gibi üniversiteli gençler seferberliğe katılırlar.

Gönüllüler kervanını düzerler. Memur bürosunu, öğrenci okulunu, köylü tırmığını

ve pulluğunu bırakıp cepheye koşmaktadır. Tacir dükkânını ve Uzun Hasan ise

öküzünü bırakıp cepheye akmaktadır. Hayyun ale l cihad nidası perde perde ve

avaz avaz yayılmaktadır. Hasan Tavil isimli Mısırlı fellah ve çiftçi de öküzünü

satarak gönüllüler kervanına katılmak ve öküzünün parasıyla kendisini teçhiz

etmek, yani savaş araç gereçleri almak istemektedir. Dostları Hasan Tavil veya

Uzun Hasan ı caydırmak istemektedirler. En azından kendisi gönüllü ve fedai

olsun ve ön cephede İsrail e karşı savaşsın ama hiç olmazsa öküzünü evladu

iyaline bıraksın. Dedikleri gibi, kahrolası evde evladu iyal vardır. Nefsinle

mücadele etmen ve cihat etmen sana yeter. Bırak malıyla cihadı da başkaları

üstlensin derler. Uzun Hasan ın öküzünü satma işlemine karşı kendisini

caydırmak isteyenlere bir çift lafı vardır. Onlara ayeti okur: Allah

müminlerden, mallarını ve canlarını, cennet karşılığında satın almıştır. Çünkü

onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler, ölürler. (Bu), Tevrat ta, İncil de

ve Kur an da Allah üzerine hak bir vaaddir. Allah tan daha çok sözünü yerine

getiren kim vardır! O halde O nunla yapmış olduğunuz bu alış verişinizden

dolayı sevinin. İşte bu, (gerçekten) büyük kazançtır (Tevbe: 111).

*

Uzun Hasan kendisini caydırmak isteyenlere karşı Allah

cennet karşılığında bizden sadece canımızı değil, mallarımızı da satın alıyor.

Öyleyse bu alış verişi usulüne uygun olarak yapalım der ( Durus en Nekbetü s

Saniye, Prof. Yusuf Karadavi, Müessesetü r Risale, s: 66). Böyle çiftçiye sahip

olan milletler ilelebet payidar olurlar. Lakin böyle Uzun Hasan lara sahip

olmak da ancak samimi yönetimlerin harcıdır. Yönetilenle yöneten arasında güven

ancak böyle teessüs eder. Yoksa her zaman tek öküzünü feda edecek insan çok

bulunur. Önemli olan tek sermaye olan bu öküzü zayi etmemektir. İstismar edilen

yerlerde sermayeler ölür. Öküzler zayi olur.

Fas ta Darkaviyye tarikatı şeyhi Muhammed Harrak, bazı

kabilelere giderek taraftarlarını ve müritlerini ziyaret etmektedir. Karşısına

Uzun Hasan tipinde birisi çıkar ve adam öküzünü alır şeyhinin karşısına

dikilir. İlla bu öküzü hibe etmek istemektedir. Muhammed Harrak bir adama bakar

ve bir de öküzü bakar. Adam çok güzel niyetlerle bezenmiş ve ihlas abidesidir.

Öküzünden başka da bir varlığı yoktur. Size göre hakiki bir şeyh bu gibi

durumlarda ne yapar Elbette Muhammed Harrak ın yaptığını yapar. Hem öküzü

korumalı hem de adamın hayrına vesile olmalıdır. İşte formülü. Bu samimiyet

abidesi köylüye Şeyh Muhammed Harrak şöyle cevap verir : Senin hayrını ve

adağını kabul ettik. Biz hayrını aldık kabul ettik ve sana geri iade ediyoruz.

Ayrıca şu paraları da al bununla da öküzüne bir eş alırsın ve bizim gibi

ileride misafirlerin gelirse hazırlıklı olursun (Abdulmecid Sağir, İşkaliyyetü

Islah el fikri s Sufi, Daru l Afak, Fas, s: 264) Muhammed Harrak nerde, şimdi

şeyh kılığına girmiş bazı türediler nerde! Bu güzel niyet ancak böyle bir güzel

niyetle mükafatlandırılır.

*

Muhammed Harrak ın davranışı Şah-ı Geylani nin

davranışıdır. Bağdat ta Geylani nin dergâhı ve Rıbat ı inşa edilmektedir. Fakir

iki genç evlenirler ve aralarında sözleşirler. Mihr olarak genç Rıbat ın

inşaatında çalışacaktır. Eşini de alarak Geylani nin huzuruna çıkarlar

kavillerini aktardıktan sonra Şeyh ten kendilerine iş göstermesini isterler.

Geylani duruma bakar. Anlar ki kendisine gönüllerini sunmaktadırlar. Onların bu

tekliflerine karşı gerçek bir mürebbi olarak şunları söyler: Niyetinizi ve

sözleşmenizi kabul ediyorum. Lakin benim de bir teklifim var. Bir gün

mihrinizin karşılığı olarak meccanen, ikinci gün de nafakanız için ücretli

olarak çalışacaksınız. Şeyh simsarlık yapmaz ve bu güzel niyetin sahiplerini

mağdur etmez. Tasavvuf budur, İslâm medeniyeti budur. Böyle şeyhe böyle mürit,

böyle müride böyle şeyh.