Uzlaşamayanlara oy verecek yok mu?

Abone Ol

Türkiye’de ilk defa, halkın oy vererek Meclis’te temsil

yetkisi verdiği siyasi partiler, anlaşıp uzlaşarak birlikte çalışma iradesi

gösteremedikleri için seçimler yenileniyor. Mazereti ne olursa olsun, 4 siyasi

parti, bundan böyle hükümeti kuramama ayıbını üzerlerinde taşıyacaklar.

Hükümetin kurulamayıp Meclis’in tıkanması bir sonuçtur.

Bunu hazırlayan iki temel sebep var: 1. Mekanizmanın adil olmayışı, 2.

Meclis’teki partilerin 13 senedir amansız bir ağız dalaşına tutuşmaları.

1. Bütün siyasi partiler darbe ürünü anayasanın bırakılıp

yeni bir anayasa yapılmasında mutabık oldukları halde, bildiğimiz ağız dalaşı

sebebiyle bir türlü sonuca ulaşılamamıştır.

Darbe ürünü adaletsiz baraj sistemi ve seçim kanunları

konusunda düzenlemeye gidilmemiş, AKP bu durumu kendi menfaatine uygun

görmüştür. 4 parti TV’lerden 7 / 24 devamlı tanıtma imkânı bulurken, seçime

girme hakkı elde eden diğer partiler yok sayılarak, 4 partinin seçime girdiği

imajı oluşturulmaya çalışılmaktadır. Haksız uygulamalarla ülke düzlüğe(!)

çıkacak, öyle mi AKP, yüzde 50 değil de, yüzde 80 oy alsa bile, kimse boşa

ümitlenmesin! Vicdanları kanatan uygulamalarla hayırlı icraatlar yapılamaz.

2. 13 senedir Meclis’teki siyasi partilerin birbirine

söyledikleri çirkin sözler hafızalarımızda. Yüzler geriliyor, öfkeli konuşmalar

yapılıyor, düşmanca bir üslup kullanılıyor. Bir atasözümüz, “Öfke gelir, akıl

gider” şeklindedir. Öfkeli tavrın sonucu hayrolur mu

ADALET YOKSA DEVLET ÇÖKER

AYM Başkanı Zühtü Aslan, 27. 4. 2015 günü üst düzey

devlet erkânı önünde, vesayetçi sistemin adaletin tesisini önlediğini anlattı:

“Yargı bağımsızlığı, yargının hiçbir kurum ve hiçbir kişiden emir, talimat ve

telkine maruz kalmamasını gerektirir. Vesayetçi anlayış demokrasi ve hukuk

devletini etkisizleştirir.”

Varlık sebebi halkın problemlerini çözmek olan siyasi

partilerden öyle sözler duyduk ki! Siyasette “hain” sözü günlük konuşulur oldu;

“şerefsiz” sözü vazgeçilmez(!) görülmeye başlandı.

Bu sözler kimlere karşı kullanıldı, biliyor musunuz

Halkın seçtiklerine karşı! Bu tavırla halk hiçe sayıldı; milletin Meclis’i,

milletvekilleri itibarsızlaştırıldı. Fakat onlar demokrasiyi(!) kimseciklere

bırakmadılar.

Sert ve kutuplaştırıcı bir üslup kullanarak birbirinizle

oturup konuşamazsınız. Nitekim bu sebeple uzlaşamadınız.

Halkın seçtikleriyle birlikte çalışma iradesi gösterip

uzlaşamayanlar halktan hangi yüzle oy isteyecekler Beceriksizliğin mükâfatı

(!) olarak mı Bundan sonra uzlaşabileceklerini gösteren bir işaret görüyor

musunuz

Siyaset her alanda uzlaşma kültürü gerektirir.

Milletvekili, komisyonlarda çalışırken; seçim bölgesini ve ülkesini temsil

ederken, devamlı halkın seçtiği diğer milletvekilleriyle birlikte çalışmak ve

uzlaşmak zorundadır.

4 siyasi parti, benlik ve kibir sebebiyle rakibine,

“Gelin, asgari müştereklerde birleşelim”, “Türkiye yangın yerine döndü; anneler

ağlar, çocuklar yetim kalır, ülke kan ağlarken kendi kırmızıçizgilerimizi

değil, Türkiye’nin kırmızıçizgilerini önceleyelim” diyemedi.

ŞİMDİ İPİN UCU HALKTA

1 Kasım’da seçimler yenileniyor. Türkiye, birlikte

çalışma ve uzlaşma kültüründen yoksun 4 partiye mahkûm değildir. Şimdi ipin ucu

halktadır. Akl-ı selimle hareket edip milletimizin geleceğine sahip çıkma

zamanıdır. Ağız dalaşını siyaset sananların; birbiriyle uğraşarak terörü

azgınlaştıranların hesabı mutlaka sandıkta görülmelidir.

46 yıllık Milli Görüş hareketi birlikte çalışma ve

uzlaşmanın adresi olmuştur. Milli Görüş’ün olduğu yerde hep milletimizin

meseleleri konuşulmuştur. Milli Görüşçüler en sıkıntılı günlerinde bile

itidalli olmuşlar; milletimizin geleceğini, halkımızın huzur ve barışını

öncelemişlerdir.

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak;

“Saadet’in Meclis çatısı altında bulunmasına yoğun bir talep var” diyor. Çünkü

Saadet Partisi’nin bulunmadığı bir Meclis’in ülkeyi düzlüğe çıkaramayacağı

yaşanarak görülmüştür. Milli Görüşçüler 46 senedir nöbet yerlerini terk

etmemiş, milletimize hizmeti büyük bir şeref bilmişlerdir. Şimdi sadıklarla birlikte

olma zamanıdır.

4 siyasi parti ellerinde bulundurdukları milletvekilleri

sebebiyle sayısal üstünlüğe sahip olabilirler. Bu üstünlük, çözüme hizmet edip

milletin derdine deva olmadıktan sonra ne işe yarar ki! Bir tanesi bile

“Türkiye’nin içine düşen ateşi, gelin birlikte söndürelim”, “Meclis’i

olağanüstü toplayıp çözümü Meclis’te arayalım, halkımızı ferahlatalım”

demedikten sonra.

4 parti, 4 aydır Baykal’ın deyimiyle “tiyatro” oynadılar.

Birbirinden uzaklaşmak için ne mümkünse yaptılar. Hükümeti kurma sürecini

oyalamakla geçirdiler. Şimdi 4’ü de oylarını artıracaklarını söyleyerek gezip

dolaşıyorlar. Hangi hizmetleri(!) sebebiyle dersiniz

Halkla oyun olmaz. Halkın 1 Kasım’da oynayacağı

“tiyatro”yu hep birlikte göreceğiz.