Üzgünüz!

Abone Ol

MİLLİ Görüş camiası olarak “haciz haberleri” ile gündeme gelmekten dolayı üzgünüz! Zira böyle “gündeme gelmenin” bizlere hiç “yakışmadığına” inanıyoruz. Küçücük çocuklar bile “okul harçlıklarından biriktirdikleri” üç beş lirayı “Milli Görüş davasında kullanılmak üzere” Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ’na gönderirken böylesine bir “haciz haberi” camiamızı gerçekten çok üzmüş bulunuyor.

Aramızda bir takım “anlaşmazlık konularının” olmasından daha doğal bir şey olamaz. Ama bu “anlaşmazlık konularının” gündeme “haciz haberleri” ile sokulmasını doğal bir şey olarak görmek mümkün değil!

Bu yüzden “bize yakışmadığını” söylüyoruz. Bu yüzden “üzüntümüzü” dile getiriyoruz. Kim camiasının “böyle kavgalar” ile anılmasından rahatsızlık duymaz ki! Beklentimiz aramızdaki anlaşmazlık konularının “medyanın diline” düşmeden giderilmesiydi. Ne yazık ki bu becerilemedi! Camianın “müthiş fedakârlığı” ile elde edilen birikimlerin “haciz kararlarına” konu edilmesi kabullenilebilir gibi değil. Bütün bu olumsuz gelişmelere rağmen inanıyoruz ki “sabreden taraf” kazanacaktır. Yani bu yaranın daha fazla “kaşınmaya” tahammülü kalmadığını düşünüyoruz. Mutlaka “bize yakışan” yapılmalıdır.

Hiç olmazsa bundan sonra “bu hassasiyet” gösterilmelidir.

Camiamız bu tür haberler ile gündeme gelmemelidir.

“Haciz” haberleri ile değil “Milli Görüş’ü sahiplenme” haberleri ile gündem oluşturulmalıdır.

Çünkü camiamızın bu tür haberlerle “gündeme getirilmesinin” kimseye bir faydası olmayacaktır.

Bu nedenle “biz haksızlığa uğrayan tarafız” ya da “asıl mağdur olan biziz” yollu açıklamaların bir kıymeti yoktur.

Bu tür haberler, bu haberlerin gündeme girmesine sebep olanlara duyulan “sempatiyi” azaltmaktan başka işe yaramaz ki!

Kanımızca bu tür haberlerle gündem oluşturulması “büyük bir strateji hatasının” sonucudur.

Bu strateji hatası camiamızın “gözünden kaçmayacak” kadar büyük bir hata olmuştur. Yapılan strateji hataları sonunda “bir mülk, bir otomobil ” kazanılabilir ama “siyasi itibar” kaybına uğranılacağı unutulmamalıdır.

Bu haciz “bir mülke, bir araca” konulmuş haciz olmaktan çok “Anadolu insanın fedakârlığına” konulmuş bir haciz olarak anılacaktır.

Yine unutulmamalıdır ki sonuç itibarıyla kazanan “Milli Görüş” davasını sahiplenenler ve yolda koşuşturanlar olacaktır. Siyasi bir mücadelenin “mal kavgası” haline dönüştürülmesi bize göre telafisi imkânsız bir hata olmuştur.