Bakılmaktan yorulmuş pencereler vardır. Oturulmaktan yorulmuş
sandalyeler olduğu gibi. Ya da bir gülümsemenin sürekli yorduğu
dudakların anlam bütünlüğü... Kırgın bir niyet taşımamalı insan. Neye
niyet ettiyse ya da neye niyetliyse tam olarak onu yapmalı. Burada
kararsızlıktan söz etmiyorum. Kararsızlık başka bir şey fakat kırık
niyet başka. Kırık niyetli insanlar bir şeyi tam olarak içlerine
oturtamazlar. Ufuklarındaki direkler bir yere gelir orada karşılaşır;
her iki ucun tamı tamına birbirine denk gelmediği fakat boyut açısından
aralarında herhangi bir fark olmadığı durumdur. Ne diyelim hocam; aşağı
tükürsen sakal yukarı tükürsen bıyık. Bu yüzden biz Türkler hem bıyık ve
hem de sakal bırakmışız tarih boyunca.
Cumhuriyetten sonra tarihten çıkıp tali bir yola girdik mi Girdik. O
zaman ne sakala ne bıyığa hacet kalmadı. Nokta. Hadi gidelim. Gidelim
biraz sakal bırakalım cumhuriyete.
Bakılmaktan yorulmuş pencereler vardır. Oturulmaktan yorulmuş evler
olmadığı -evet olmadığı- gibi. Bir sabahı sapsarı güz yapraklarından
sıyıran nedir Ya da tersi; sapsarı güz yapraklarından sıyrılmadan
yatmış kalmış sabahı kim alıp hayatına katar Ziyarete gidip evde
unuttuğumuz vakitler gibi.
Çocuk karşıdan karşıya geçecekti ki ve ve ve geçemedi... Acı bir
fren. Tadına bakmadım bu frenin. Tadını madını bırak çocuğa ne oldu Ne
çocuğu Ha evet çocuk olduğu yerde duruyor hayır araba çarpmadı. O emin
olduğu bir yere dinelmiş yirmibirinci yüzyıla meydan okuyor. Hem meydan
okuyor ve hem de meydanları okuyor.
Kırık niyet ufuktan çıktı gitti...
Bakılmaktan yorulmuş pencereler vardır. Olsun ne yapalım. Ben bir
senaryo üzerine çalışıyorum. Film senaryosu. Benim kahramanım olmak
ister misiniz. Ciddi misin Gayri ciddi bir tarafım mı var, öyle mi
görünüyorum. Diyelim öyle görünüyorsun. O zaman sen çukurdasın birader
biraz yukarı çık da karşılaşma imkânımız olsun. Olur mu ki. Olur olur.
Otobüste dört kişiydiler. Birisi yirmibeş yaşında. Diğerleri kaç
yaşında Bilen biri olarak ben de merak ettim doğrusu. Kaç yaşında
acaba Kaç yaşında olmasını istersiniz. Otuz yaş iyi mi Eh idare eder.
Eee birinin yaşını daha söyledin ya diğerleri ne olacak. Bir saniye
birader, adamlar yaşlarını bilmediğimiz için ölüp gitmezler herhalde az
sabret. Ben sabır mabır dinlemem arkadaş. Arkadaş mı Hey nereden
kaynaklanıyor bu samimiyet. Kimsin sen otur yerine üç. Kaşıkçı elması
oldu mübarek Allah Allah. De bire nedir öbür iki adamın yaşları Diyelim
ki hiç demiyorum, meraktan çatır çatır çatlayıp ölecek misiniz Ölecek
misiniz ölmeyecek misiniz bana bunun cevabını bir verin ondan sonra
yolumuza devam edelim. Her kahraman illaki hayatı tadacaktır.
Bakılmaktan yorulmuş pencerelerin canı cehenneme.
Cumhuriyet bayramının da...
Başka başkalarının da...
Otobüs bir ilkbahar gününde güney şehirlerimizin birindeki taşra
kokulu otogardan yavaş yavaş kalktı. Eller hasretle sallandı. Otobüsün
içindekilerden biri hasretle sallayacağı bir eli olduğuna durdu sevindi.
İki dakika durdu üçüncü dakikada tekrar elini hasretle salladı.
Başka bir yerdeki bir adam da sinirden parmaklarını çıtlattı.
Hava karardı.
Bindokuzyüz otuz sekizin sekizi yan yattı. Ben o arada söylediğim
türkünün nakaratını tekrar edip duruyordum nakaratı bırakıp bir miktar
güldüm.
Yeter mi
Buraya kadar mı yani.
Oturulmaktan yorulmuş sandalyeler bir çay bahçesinde. Bahçe de
sandalyelerden usanmış. Yılmış, bıkmış iyice. Hani nerdeyse kalkıp
gidecek, ben tutuyorum handiyse. Çıkarım mı var, tabiî ki yok. Benim ki
bir kamu hizmeti. Kamu yararı yani. Yarar mı Neyi yarıyor hemşerim. Ben
buna gülerim. Gül.
Yirmibeş yaşındaki arkadaşım bu çay bahçesine geldi miydi Dil, tarih
ve coğrafya fakültesinden pardon ne fakültesi dil, tarih ve coğrafya
açısından sorunun cevabını şuan bilmiyoruz. Fakat hiçbir bilimin
bilmediği bir açıdan biliyoruz ki buraya gelmeyi hayal etmişti. Şurada
oturmayı, çayını avuçlarına alıp ellerini ısıtmayı, karşısındaki kim ise
artık ona sevimli bir şekilde gülümsemeyi, alacağını vereceğini, belki
de bu parkın biraz da çevre düzenlemesini, mahallenin havasını tuzunu
biberini, biraz da şöyle taptaze kırmızısından domates koysak güzel bir
salata olurdusunu, örneğin bir köpek yavrusunu, belki belki de bir insan
kuzusunu biraz biraz düşünmüştü.
Yirmibeş yaşındaki arkadaşım senaryo gereği değil gerçek öldü. On yıl önce ölmüştü... Onu uzaklara gömdük... Çok uzaklara...
Bakılmaktan yorulmuş pencereler vardır ben artık bakmıyorum.