Uyuz gitmeden kaşıntı bitmez

Abone Ol

Bazı bakanların değiştirileceği söylentilerinin arkasından gerekli atamalar yapıldı. Sağlık Bakanı’nın görevden alınması veya ayrılması, bize göre geç kalınmış bir icraattır. Sağlık politikaları ve uygulamalarına bakıldığında gerek Kovid-19 döneminde ve gerek de sonraki dönemde Bakan’ın sınıfta kaldığını söylemeyen hemen hemen hiçbir vatandaş yok. Bu dönemde süren hastalıklardan engellilik oranının dikkate değer şekilde artması bunun bariz bir neticesidir. Örneğin otizmin, serebral palsinin, MS hastalıklarından kaynaklanan engellilik durumlarındaki artışı gibi...

İktidar, seçimlerde başarısız olan adaylara ulufe dağıtır gibi makam ve mevkiler veriyor. Öteden beri liyakate değil de sadakate önem verdikleri için böylesi örnekler maalesef çok yaşanmakta. Görünen o ki, artık sadakat kadrosu gayet daralmış, ekonomik krizi aşma konusunda da yine bir denenmişi denemek zorunda kaldıklarından Maliye Bakanı’nın vatandaşa dayattığı ağır şartlar karşısında iktidar, siyaseten artık karşı çıkamıyor. Yakında seçim olmadığı için de aslında bu durum iktidarın işine de geliyor.

Ne var ki olan emekliye, asgari ücretliye ve engelliye oluyor. Bu cümleleri geçmiş haftalardaki yazılarımızda çok kullandık. Belki nakarat olur rahatsızlık verebilir ama uyuz gitmeden kaşıntı bitmez.

Açlık sınırının altında olan asgari ücrete, Maliye Bakanı, “Türkiye’de asgari ücret düşük değildir” diyerek zihinsel engellileri bile hayrette bıraktı. Acaba Bakan’ın IQ’sunda bir problem mi var?

Bu arada 2 Temmuz 1993 Madımak Oteli faciasının yıl dönümüydü... Bu vesileyle kimden gelirse gelsin her türlü terörü şiddetle reddediyoruz. O dönem Sivas Belediye Başkanlığını yapan Sayın Temel Karamollaoğlu’na çamur atan, iftira edenlerin de geç de olsa özür dilemelerini beklemek de bir hakkın teslimi adına uygun olacaktır.

Her türlü terörün karşısında olmamız gerektiğini çeşitli vesilelerle söylüyoruz, ama bizim söylemlerimiz bir kavli duadan öteye geçmiyor. Esasen olayların özünü kavramak ve ona göre tedbir almak, siyasi erkin hassasiyetle üzerinde duracağı asli görevlerindendir.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın Suriye Devlet Başkanı, “Beşer Esad’la görüşebiliriz” açıklamasından sonra birtakım nahoş olayların cereyan etmesi bir rastlantı değildir. Türkiye - Suriye yakınlaşmasından rahatsızlık duyan bazı şer odaklarının provakatif eylemleri karşısında toplumun azami derecede hassasiyet göstererek buna meydan vermemesi gerekmektedir. Başta Kayseri olmak üzere birçok ilde yaşanan olaylar, konunun ne kadar hassas olduğunu ortaya koymaktadır.

Ülkemiz ve bölgemizde bu derece önem arz eden olaylar varken ana muhalefet partisinin genel başkanının sözleri şöyle: “HAMAS, gecenin bir yarısı zeplinlerle günahsız insanların üzerine bomba yağdırdı. Meselenin orada başladığını görmek lazım” diyor. Biz de diyoruz ki, 1948’den bu yana tam 76 yıldır Filistin halkı zulüm ve işkence altında. Bıçak kemiğe dayanmış. Kör müsün bunu görmüyorsun da Siyonistleri günahsız, masum gösteriyorsun. 38 bin kişi kadın, çocuk, yaşlı demeden katledilmiş, siz hâlâ konuşuyorsunuz. Yazıklar olsun... Vesselam...