Uyuyanlar

Abone Ol

Bir ülke, bir şehir, bir ilçe, bu kadar mı uyur.

Bütün billboardlarında ilçenin.

Şarkıcının fotoğrafları.

Yapılacak şenliğe şeref vereceğinin duyuruluşu.

İyi de bu isim, bir şeyler çağrıştırmakta bana.

Okuduğum bir haber.

Olumsuzluk.

Eve gelince araştırınca anımsadım.

Şarkıcı, bir genç kıza cinsel istismardan yargılanmaktadır.

Basına yansıyan edep dışı ifadeler korkunçtur.

Lakin genç adam pişkince sahne alabilmekte.

Şenliğe bir gün var arıyorum, ilçe belediyesinin kültür müdürüne ulaşamıyorum.

Muhtemelen şenliğin şerefli(!) mensuplarını nasıl en itibarlı ağırlama derdinde.

Şenlikten sonra da, “Bir şirkete vermiş organizasyonu, şarkıcının kötü olayından haberi yokmuş” cevabı ile müsterihti.

Koskoca ilçenin yöneticilerinden hiçbiri mi gazete okumadı.

Ya da şarkıcıyı alkışlayan gençler, kız anneleri, hiç mi rastlamadı bu habere ki avuçları patlayana değin vurdular ellerini.

Biz ne ara bu kadar ayakta uyur hale geldik.

Bu yaz iki aydır ilçemizin İSKİ müdürüne ulaşamıyorum.

Evimizden uzakta babadan kalma bahçemizin ağaçları kurumak üzere.

İçinde ev ya da dükkân olmadığı için bahçeye su bağlatamıyoruz.

Fakat anneciğimin hatırası olan kendi elleri ile diktiği cevizler, dutlar, vişneler; bu seneki haşin yaz güneşinde fena hırpalandı,

Pet şişelerle su taşımak 60 yıllık yaşlı ağaçlara yetmemekte.

Güçleri tükenmekte, kurumak üzereler.

Acilen bahçeye su bağlatmamız gerekmekte.

Her aradığımda İSKİ müdürümüzün sekreteri,

“Müdürümüz şehir dışında, haftaya gelecek” demekte.

Haftaya arıyorum daha gelememiş memleketinden.

Uyuyan ilçemiz, yahu bu ne uzun tatil diye sormamakta.

Zaten necip halkımız neyi sorgulamakta ki.

Marmaray’da uygunsuz davranışlar sergileyen kişiyi uyaran vatandaşa tek kişi hak vermiyor.

Yine gözlerini kapatıp uyuyorlar.

Böyle daha iyi der gibi,

Görmemiş olmayı seçiyorlar.

Hiçbir şeyden haberimiz olmuyor diye bazen şikâyet ederiz.

Lakin duyunca da umursamayız.

Şubat depremi için düzenlenen yardım kampanyasına,

TURKCELL, 3,5 milyar TL’lik bağışta bulunacağını açıklamıştı.

6 ay geçmesine rağmen şirket verdiği sözü tutmaz.

Gazeteci İ. Haskoloğlu sosyal medyada gündeme getirir.

Bakarlar ki, bir kişi uyanmış ahaliyi de uyandıracak.

Gazeteciyi ararlar.

“13 Eylül’de yapacakları genel kurul toplantısında alınacak onay sonrası bu bağışın yapılacağını” bildirirler.

Yönetim kurulu üyelerine yüklü maaşlar bağlayacak kadar cömert şirket, konu deprem yardımı olunca farklı davranıyor.

Gazeteci uyanmasa yine milletçe uyuyacağız.

Devlet ve millet olarak neden bu kadar uyur gezeriz şaşmaktayım.

Bu konuda Goethe ne kadar güzel söylemiş:

“Eğer herkes, bir fert olarak kendi vazifesini başarır, kendi meslek ve sanatında gayret gösterirse, o zaman umumun refahı temin edilmiş olacaktır.”

Ülke ve millet olarak iki yakamızın bir araya gelmesi için herkes görevini hakkıyla yerine getirmekten kaçınmamalıdır.

Çiçero da, “Sağlam karakteri olan bir insanı görevinden alıkoyacak hiçbir olay olmaz” derken, iş yine karakter meselesine gelmekte.

Ancak ahlâk ve fıtratı güzel insan, işini düzgün yapar; bu ülkemize ve halkımıza karşı ulvî bir sorumluluktur.