Uyuşturucu madde bataklığına çekilmek istenen gençlik?4:

Abone Ol

Şeytan İşi Pisliklere (Alkol, Uyuşturucu, Kumar, Şans

Oyunları ) Karşı Savaş

Türkiye de gençliğin uyuşturucu kullanmasında; 1-Yabancı

istihbaratların, 2-Siyonizm in, 3-Batı kültür ve medeniyet değerlerine göre

kurulu Türkiye sisteminin, 4-Mafyanın, 5-Kâr hırsıyla yanıp tutuşan kutsalı

kaybetmiş kapitalist patronların büyük bir etkisi vardır. Bütün bu etkileri

kırması gereken ve gençliği koruması gereken devlet, bunda başarılı

olamamaktadır. Çünkü Türkiye de var olan ve devlete ruh ve şekil veren sistem,

benimsediği seküler-laik değerlerden dolayı yönü ve kıblesi belli olmadığından,

çıkardığı yığınla yasal mevzuata rağmen, bataklık olarak zararlı unsurların

üremesine katkıda bulunmaktadır. Hastalığın sebebi olan seküler değer sistemi

içinde kalınarak hastalığı tedavi etmek mümkün değildir. Yanlış teşhis

yapılmakta ve yanlış tedavi uygulanmaktadır.

O nedenle burada tevhidi değerleri göz önüne alarak

alkol, uyuşturucu meselesinin nasıl ele alınması gerektiği konusu

değerlendirilmektedir.

İnanç Sistemimize/Tevhidi Değerlere Göre Hamr: Alkol -

Uyuşturucu

Değerler sisteminin önemli fonksiyonu, hayatı

anlamlandırıp şekillendirmesidir. İslam dininde, temel değerler (tevhidi

değerler), vahiyle Hz. Peygamber aracılığıyla insanlara bildirilmiştir. Tevhidi

değerler, tüm insanlık için geçerli olup, insanların birbirlerinin hak ve

hukuklarını çiğnemeyecek tarzda, hayatı tanzimi öngören değerlerdir. İnsan

fıtratının ifadesi olan tevhidi değerler, ferdi, milleti, ümmeti ve insanlığı,

bir bütün olarak, bu dünya öteki dünya denklemi içerisinde göz önüne alarak

inşa etmeyi öngörmektedir. Müminler, bu dünyada yaptığı/yapacağı her şeyin

kaydedildiğini, sorgulanacağını ve ona göre ya cennetle ya da cehennemle

ödüllendirileceğine iman ederler. Mümin yaptığı her işi, devlet gücü olsun ya

da olmasın, devlet tarafından görülsün ya da görülmesin, Allah ın gördüğü,

bildiği ve görevli meleklerin her şeyi kaydedip iddianame hazırladığı şuuru

içerisinde yaparlar.

Kuran da yer alan birçok kavram, çok anlamlı, geniş

kapsamlı anahtar kavramlardır. Kuranı kavramların bu özelliği, Kuran ın

muhtevasını zaman ve mekândan bağımsızlaştırmaktadır. Yani bir taraftan indiği

ilk topluma hitap ederken diğer taraftan hitap ettiği ilk toplumdan itibaren

kıyamete kadar gelecek bütün toplumlara da hitap etmektedir ve o güce de

sahiptir. Konumuz açısından Hamr kavramı böyle bir kavram olup hem Kur an ın

nazil olduğu çağa hem de Kıyamete kadar olan çağlara hitap etmektedir.

Hamr, örtmek anlamına gelen bir mastar olup genel

olarak kafayı dumanlandıran şey , sarhoşluk veren şey anlamına sahiptir.

Başlangıçta, çiğ üzüm şırasından keskinleşmiş ve köpüğünü atmış olan şaraba

isim olmuştur. (1) Daha sonra Hz. Peygamberin hadisleri ile hamrın bu

daraltılmış anlamı, genişletilerek, insanın düşünme ve akıl yürütme yeteneğini

dumura uğratan, onu sarhoş yapan, ne dediğini, ne yaptığını bilmez hale

getiren, maddi ve manevi cephesine zarar veren, bağımlılık yapan her şeyin

genel adı olmuştur. Hz. Peygamber in, Her sarhoşluk veren şey hamrdır ve

sarhoşluk veren her şey haramdır. (2) Sarhoşluk veren her içki haramdır. (3)

hadislerini göz önüne aldığımızda hamrın şaraptan, içkiden çok daha geniş

anlamlı, kapsamlı olduğunu görmekteyiz. Hamrın ana özelliği, insana sarhoşluk

vermesi, görme, konuşma, düşünme ve akıl yürütme mekanizmasını zaafa

uğratmasıdır. Nitekim, Ey İman edenler! Siz, sarhoşken ne söyleyeceğinizi

bilinceye kadar namaza yaklaşmayın (4 Nisa 43) ayetinde, içkili hâl düşünmeyi,

konuşmayı ve hafızayı etkilediği ifade edilmekte ve bundan dolayı içkili iken

namaz kılmak yasaklanmaktadır.

Tevhidi değer sisteminde bu özelliklere sahip her türlü

içecek adı ne olursa olsun Hamr kapsamına alınıp haram kılınmaktadır. Ömer

Nasuhi Bilmen in; Nebatatlardan insanı öldüren veya aklını gideren, vücudu

zehirleyen veya herhangi bir suretle sıhhate muzır olan şeyleri yemek haramdır.

Meselâ: Afyon, haşhaş, penç gibi sarhoşluk veren, aklı bozan şeyleri yemek caiz

değildir... (4)  şeklindeki açıklamasını

göz önüne aldığımızda Hamr kavramının anlam alanı içerisine sarhoşluk, aklı ve

düşünme mekanizmasını köreltmenin yanı sıra vücudu zehirleme, uyuşturma, sağlığa

zarar verme ve ölüme neden olma özelliklerinin var olduğunu görmekteyiz. Hamrın

insan üzerindeki etkilerinden birinin de bağımlılık meydana getirmesidir.

Bağımlılık, insanın alkol ve uyuşturucudan vazgeçememesi ve günlük hayatının

bir parçası haline gelerek vücudun bunu sürekli talep etmesi halidir. Tıpta

tolerans adı verilen bu durum, vücudun sarhoşluk için daha fazlasına meyletme

özelliğidir. Alınmadığı takdirde meydana gelen etkiler, çok daha vahim bir hal

almaktadır (tedavi altında değilse). Alındığı halde de vücut tahrip olmakta

akıl ve ruh sağlığı daha da bozulmaktadır. Bu, olumsuzlukların olumsuzlukları

beslemesi anlamında bir Pozitif Geri Besleme halidir. Böyle bir durumun

meydana gelmesi, Hz. Peygamberin ifadesi ile cennet kapılarının şahsa kapanması

demektir: 

Üç grup cennete giremez: 1-Minnet edici (başa kakıcı),

2-Anne-babasına isyankâr olan, 3-İçkiye müdavim olan (devam eden). (5)

Hz. Peygamberin, Şu muhakkak ki hamr (içki) deva

değildir, bilakis marazdır (hastalık vericidir). (6) ifadesi, hamrın önemli bir

özelliğinin, etkisi ve şiddeti ne şekilde olursa olsun mutlaka insan bünyesinde

olumsuz etki yapması olduğunu bize göstermektedir. Dolayısıyla hamr olan her

şey, zararlı ve haramdır. Dolayısıyla kullanılan maddenin isminin ne olduğundan

ziyade insan üzerinde yaptığı etkiler önemlidir. Hz. Peygamber, ümmetinden bir

grubun isim değişikliği yaparak hamr kullanmaya devam edeceğini, toplumu

yanıltmak isteyeceğini bize haber vermektedir:

Ümmetimden bir taife olur ki alkollü içki içerler ve içkinin

namını tebdil edip istedikleri bir ismi ona takarlar. (7)

Alkol, uyuşturucu/madde kullanımı konusunda kafa

karışıklığının olduğu iki temel nokta; 1-Alınan madde miktarı, 2- Hamrın ham

maddesi meselesidir.

Sigara, alkol, uyuşturucu/madde kullanımında başlangıçta

muhataplara söylenen ya da kişinin kendi kendine söylediği en aldatıcı,

yanıltıcı şeytani söz, Bir defa denemekle bir şey olmaz ifadesidir. Toleransa

götüren yolun ilk kaldırım taşıdır bu ifade. O nedenle tevhidi değerlere göre

çoğu haram olanın azı da haramdır:

Bir şeyin çok miktarda alınması insana sarhoşluk

veriyorsa, onun azı da haramdır. (8)

Her sarhoş edici haramdır. Bir farak (küp) içildiği

takdirde sarhoşluk veren bir şeyin tek avucu da haramdır/tek yudumu da

haramdır (9).

Sana içkiyi ve kumarı sorarlar, de ki: Onlarda hem günah

hem insanlar için faydalar vardır. Günahları ise faydalarından daha

büyüktür. (2 Bakara 219) ayetinde, hamrın bünyesindeki günah boyutunun fayda

boyutundan daha fazla olmasına dikkat çekilmektedir. Bu ayete göre bazı

uyuşturucuların tıbbi sahada kullanımı ile keyf almak, efkâr dağıtmak

arasındaki kullanımını birbirinden ayırmak gerekmektedir.

Dikkat edilmesi gereken şey, hamrın kendisinin

yasaklandığı yoksa hammaddesinin yasaklandığı, haram kılındığı değildir. Genel

olarak içkilerde kullanılan ham maddeler, kimyasal veya farklı yollarla işleme

tabı tutularak aslı özellikleri değiştirilmektedir. O nedenle haram olan, ham

madde değil; ham maddeden değişik işlemlerle üretilen, sarhoşluk veren, aklı,

düşünmeyi, hafızayı dumura uğratan, bağımlılık eğilimi oluşturan, sağlığa,

sıhhate zarar veren üründür:

Şüphesiz buğdaydan da içki olur, arpadan da içki olur,

kuru üzümden de içki olur, hurmadan da içki olur, baldan da içki olur. Ben her

sarhoşluk verenden sizi men ediyorum. (10)

Nitekim, Hurma ağaçlarının meyvesinden ve üzümlerden hem

bir içki yapıyor hem de güzel rızk ediniyorsunuz. Bunda aklı eren kavim için

elbet ibret vardır. (16 Nahl 67) ayetini bu kapsamda değerlendirmek

gerekmektedir. Ham maddesi bal dahi olsa, sarhoşluk veriyorsa, aklı

korumuyorsa, düşünmeyi engelliyorsa ve psikolojik/ruhsal yapıyı tahrip ediyorsa

o günahtır, haramdır ve yasaktır:

Hz. Peygamber (S.A.V.): Ben her sarhoşluk veren şeyi

yasaklıyorum. (11).

Nitekim alkollü içkilerin yasaklandığına dair vahiy

geldiğinde, Hz. Peygamber  (S.A.V.)

pazara çıkmış ve bunun alışverişinin de yasaklandığını bildirmiştir(12).

Hamr (Alkol, Uyuşturucu/Madde Kullanımı) Her Türlü

Kötülüğün Anasıdır

İslâm âlimlerine göre şu beş şey, İslam dinin ana gayesi

içerisinde çok önemli bir yer işgal etmektedir: 1-Dini muhafaza, 2-Aklı

muhafaza, 3-Nefsi muhafaza, 4-Nesli muhafaza, 5-Malı muhafaza. Vahiy bu beş

konunun muhafazasına çok önem vermiş ve buna uygun bir hayat tarzı getirmiştir.

Dolayısıyla bunlara zarar verecek şeyleri, haram, batıl ve münker kapsamında

değerlendirerek yasaklamıştır. Bu açıdan hamr (alkollü içkiler ve diğer

sarhoşluk veren maddeler), insanın aklını başından aldığından, düşünce

sistemini bozduğundan diğer dört unsura da zarar veren temel kötülük

kaynağıdır. Hz. Peygamberin (S.A.V.), İnsanı insan yapan aklıdır, aklı

olmayanın dini de yoktur (13) sözünü göz önüne aldığımızda, akla zarara veren,

akıl tutulmasına sebep olan her şey, önce dini/imanı sonra da diğerlerini

tahrip etmektedir. Allah ın bizzat yasakladığı bir haramı yapmaya devam,

Allah a isyan olarak kalbin katılaşmasına ve kalpten imanın silinip atılmasına

sebebiyet vermektedir:

Hz. Peygamber: İçkiden sakınınız. Allah a yemin ederim

ki, içki ile iman bir yerde birleşmez. Yani biri diğerini çıkarır. (14).

Bu nedenle Hz. Peygamber (S.A.V.), İçki (hamr)

kötülüklerin anasıdır. İçkiden sakınınız. Çünkü içki her türlü kötülüklerin

anasıdır. (15) demek suretiyle bu tehlikeye dikkat çekmiştir. İslam da, dine,

imana, mala, cana, akla ve nesle, maddi ve manevi zarar veren bir şeyin

üretilmesi, alınması, satılması, nakledilmesi, reklâmının yapılması ve

kullanılması haram, yasak, günah olup bunları yapanlar lanetlenmiştir:

Cenâb-ı Hak şaraba, içene, dağıtana, satana, alana,

saklamasını isteyene, yüklenip götürene, satıp parasını yiyene lânet

ediyor. (16)

Hz. Peygambere (S.A.V.) göre hamr, şu on zümreye zarar

verir:

Sarhoşluk veren şeylerin on zümreye zararı dokunur:

Bizzat sarhoşluk veren şeye, ham maddesini ezen veya sıkana, ezip sıktırana,

satıcısına, satın alana, nakliyesi ile uğraşana, kendisine götürülen kimseye,

bütün bu işlerden elde edilen kazancı yiyene, içene, içilmek üzere ikram

edene. (17)

Sonuç: Şeytan İşi Pisliklere

Karşı Savaşın Yolu

Hamrda dikkat edilmesi gereken bir başka nokta da, sadece

bireysel olarak insan bünyesi üzerinde fiziki, psikolojik, ruhsal olumsuz etki

yapması, sağlığını bozması değildir. Buna paralel olarak, aile, akraba, komşu

ve toplumsal ilişkileri bozması ve gelecek nesilleri olumsuz etkilemesidir. Hamr

aileyi, toplumu ve gelecek nesilleri hem sağlık açısından etkilemekte, hem de

toplumun arasına fitne ve fesadı sokup dayanışmayı ve güveni yıkmaktadır.

Ayrıca Allah ı anmayı ve namaz kılmayı engellemekte, kutsalın kaybına sebebiyet

vermektedir. Bunun için Kur an-ı Kerim içkiyi (hamr), kumarı (meysir), putları

(tapmaya mahsus dikili taşlar) ve şans oyunlarını (fal okları) şeytan işi

pislik olarak nitelendirip haram, günah, münker, fahşa, rics olarak niteleyip

yasaklamıştır:

Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar) ve

fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki, kurtuluşa

eresiniz (5 Maide 90).

  Şeytan içkide ve

kumarda aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi Allah ı anmaktan ve namaz

kılmaktan alıkoymak ister. Artık siz hepiniz vazgeçtiniz değil mi (5 Maide

91).

Bu ayetlerin nazil olduğunu duyan sahabe, hiçbir

sorgulama yapmadan gerekeni yapmış, içki kaplarını dökerek gerekli tavrı ortaya

koymuştur:

Hz. Enes (R.A.): Biz içki âlemindeydik. Ben

dağıtıyordum. Bir adam geldi, `İçki haram edildi dedi. Arkadaşlar derhal, `Şu

içki kaplarını dök, temizle emrini verdiler. O haberden sonra kimse ağzına

içki almadı. (18)

Tevhidi değerlere iman eden ilk Müslümanlar, sahabe

nesli, hamra, şans oyunlarına ve putlara karşı böyle katı, kesin bir tavır

alarak bu dört şeytan işi pisliğin etkisini en aza indirerek, asırlara

hükmedecek bir dünya fetih hareketini başlatmışlar, gittikleri her yere huzuru,

mutluluğu, saadeti ve kurtuluşu götürmüşlerdir.

Buna karşılık Türkiye Cumhuriyeti Devleti,  bu dört şeytan işi pisliğe karşı nasıl bir

tavır sergilemekte ve nasıl bir mücadele vermektedir Bir taraftan yığınla yasa

çıkarıp birim kurarak mücadele etmekte; ama diğer taraftan bizzat sarhoşluk

veren şeylerin üretilmesine, alınmasına, satılmasına, nakledilmesine,

reklâmının yapılmasına, içilmesine, törenlerde, kutlamalarda, şenliklerde

önemli ikram olarak sunulmasına imkân vermektedir. Yani sistem bir taraftan

sigara, alkol, kumar, şans oyunları ve fuhşu teşvik ederek toplumu ifsad

etmekte; diğer taraftan halkı bunların şerrinden korumaya çalışmaktadır. Bu,

şeytanın yolundan giderek Rahman ın yoluna ulaşma gayretidir:

  Ey iman edenler,

hepiniz topluca İslam a girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size

apaçık bir düşmandır (2 Bakara 208).

Bu, bir istikamet kaybıdır; onun için başarı elde

edilememektedir:

Hz. Muhammed (S.A.V.): İstikamet üzere olunuz ki, Allah

da işlerinizi istikamet üzere devam ettirsin. (19)

Kaynaklar

1-Yazır, E.H., Hak Dini Kuran Dili, Azim Dağıtım,

İstanbul,Cilt 2, S: 86-90.

2-Buhâri, Eşribe 1; Müslim, Eşribe 73

3-Buhari, Eşribe 4; Müslim, Eşribe 67,68; Tirmizî, Eşribe

27/2, Hadis No.1864; Nesaî, Eşribe 23

4- Bilmen, Ö.N., Büyük İslâm İlmihali, Bilmen Yay.,

İstanbul, S: 446.

5- Nesaî, Eşribe 51/46.

6- Müslim, Eşribe 12.

7- Ebû Dâvud, Eşribe, 20/6, Hadis No: 3689.

8- Ebû Dâvud, Sünen, c.II, s.294; Tirmizî, Eşribe 3.

9-Ebû Dâvud, Eşribe 5; Tirmizi, Eşribe 2,3.

10- Buharî, Eşribe, 74/2; Ebû Dâvud, Eşribe 20/4, Hadis

No: 3677.

11- Buharî, Megazî 60; Müslim, Eşribe 70; Ebû Davud,

Eşribe 5.

12-İbn-i Mâce, Eşribe 30/7.

13- Beyhakî, Şuab-ı İman)(199).

14- Nesaî, Eşribe 51/44.

15- Dare Kutnî, Sünen, C:IV, S:247.

16- Ebû Dâvud, Eşribe 20/2

17- Ahmed b. Hanbel,Eşribe 30/6, Hadis No: 3380.

18- Nesaî, Eşribe 51/2.

19- Taberânî Kebîr; 797; 2:77, Hadîs No: 1373