Şeytan İşi Pisliklere (Alkol, Uyuşturucu, Kumar, Şans
Oyunları ) Karşı Savaş
Türkiye de gençliğin uyuşturucu kullanmasında; 1-Yabancı
istihbaratların, 2-Siyonizm in, 3-Batı kültür ve medeniyet değerlerine göre
kurulu Türkiye sisteminin, 4-Mafyanın, 5-Kâr hırsıyla yanıp tutuşan kutsalı
kaybetmiş kapitalist patronların büyük bir etkisi vardır. Bütün bu etkileri
kırması gereken ve gençliği koruması gereken devlet, bunda başarılı
olamamaktadır. Çünkü Türkiye de var olan ve devlete ruh ve şekil veren sistem,
benimsediği seküler-laik değerlerden dolayı yönü ve kıblesi belli olmadığından,
çıkardığı yığınla yasal mevzuata rağmen, bataklık olarak zararlı unsurların
üremesine katkıda bulunmaktadır. Hastalığın sebebi olan seküler değer sistemi
içinde kalınarak hastalığı tedavi etmek mümkün değildir. Yanlış teşhis
yapılmakta ve yanlış tedavi uygulanmaktadır.
O nedenle burada tevhidi değerleri göz önüne alarak
alkol, uyuşturucu meselesinin nasıl ele alınması gerektiği konusu
değerlendirilmektedir.
İnanç Sistemimize/Tevhidi Değerlere Göre Hamr: Alkol -
Uyuşturucu
Değerler sisteminin önemli fonksiyonu, hayatı
anlamlandırıp şekillendirmesidir. İslam dininde, temel değerler (tevhidi
değerler), vahiyle Hz. Peygamber aracılığıyla insanlara bildirilmiştir. Tevhidi
değerler, tüm insanlık için geçerli olup, insanların birbirlerinin hak ve
hukuklarını çiğnemeyecek tarzda, hayatı tanzimi öngören değerlerdir. İnsan
fıtratının ifadesi olan tevhidi değerler, ferdi, milleti, ümmeti ve insanlığı,
bir bütün olarak, bu dünya öteki dünya denklemi içerisinde göz önüne alarak
inşa etmeyi öngörmektedir. Müminler, bu dünyada yaptığı/yapacağı her şeyin
kaydedildiğini, sorgulanacağını ve ona göre ya cennetle ya da cehennemle
ödüllendirileceğine iman ederler. Mümin yaptığı her işi, devlet gücü olsun ya
da olmasın, devlet tarafından görülsün ya da görülmesin, Allah ın gördüğü,
bildiği ve görevli meleklerin her şeyi kaydedip iddianame hazırladığı şuuru
içerisinde yaparlar.
Kuran da yer alan birçok kavram, çok anlamlı, geniş
kapsamlı anahtar kavramlardır. Kuranı kavramların bu özelliği, Kuran ın
muhtevasını zaman ve mekândan bağımsızlaştırmaktadır. Yani bir taraftan indiği
ilk topluma hitap ederken diğer taraftan hitap ettiği ilk toplumdan itibaren
kıyamete kadar gelecek bütün toplumlara da hitap etmektedir ve o güce de
sahiptir. Konumuz açısından Hamr kavramı böyle bir kavram olup hem Kur an ın
nazil olduğu çağa hem de Kıyamete kadar olan çağlara hitap etmektedir.
Hamr, örtmek anlamına gelen bir mastar olup genel
olarak kafayı dumanlandıran şey , sarhoşluk veren şey anlamına sahiptir.
Başlangıçta, çiğ üzüm şırasından keskinleşmiş ve köpüğünü atmış olan şaraba
isim olmuştur. (1) Daha sonra Hz. Peygamberin hadisleri ile hamrın bu
daraltılmış anlamı, genişletilerek, insanın düşünme ve akıl yürütme yeteneğini
dumura uğratan, onu sarhoş yapan, ne dediğini, ne yaptığını bilmez hale
getiren, maddi ve manevi cephesine zarar veren, bağımlılık yapan her şeyin
genel adı olmuştur. Hz. Peygamber in, Her sarhoşluk veren şey hamrdır ve
sarhoşluk veren her şey haramdır. (2) Sarhoşluk veren her içki haramdır. (3)
hadislerini göz önüne aldığımızda hamrın şaraptan, içkiden çok daha geniş
anlamlı, kapsamlı olduğunu görmekteyiz. Hamrın ana özelliği, insana sarhoşluk
vermesi, görme, konuşma, düşünme ve akıl yürütme mekanizmasını zaafa
uğratmasıdır. Nitekim, Ey İman edenler! Siz, sarhoşken ne söyleyeceğinizi
bilinceye kadar namaza yaklaşmayın (4 Nisa 43) ayetinde, içkili hâl düşünmeyi,
konuşmayı ve hafızayı etkilediği ifade edilmekte ve bundan dolayı içkili iken
namaz kılmak yasaklanmaktadır.
Tevhidi değer sisteminde bu özelliklere sahip her türlü
içecek adı ne olursa olsun Hamr kapsamına alınıp haram kılınmaktadır. Ömer
Nasuhi Bilmen in; Nebatatlardan insanı öldüren veya aklını gideren, vücudu
zehirleyen veya herhangi bir suretle sıhhate muzır olan şeyleri yemek haramdır.
Meselâ: Afyon, haşhaş, penç gibi sarhoşluk veren, aklı bozan şeyleri yemek caiz
değildir... (4) şeklindeki açıklamasını
göz önüne aldığımızda Hamr kavramının anlam alanı içerisine sarhoşluk, aklı ve
düşünme mekanizmasını köreltmenin yanı sıra vücudu zehirleme, uyuşturma, sağlığa
zarar verme ve ölüme neden olma özelliklerinin var olduğunu görmekteyiz. Hamrın
insan üzerindeki etkilerinden birinin de bağımlılık meydana getirmesidir.
Bağımlılık, insanın alkol ve uyuşturucudan vazgeçememesi ve günlük hayatının
bir parçası haline gelerek vücudun bunu sürekli talep etmesi halidir. Tıpta
tolerans adı verilen bu durum, vücudun sarhoşluk için daha fazlasına meyletme
özelliğidir. Alınmadığı takdirde meydana gelen etkiler, çok daha vahim bir hal
almaktadır (tedavi altında değilse). Alındığı halde de vücut tahrip olmakta
akıl ve ruh sağlığı daha da bozulmaktadır. Bu, olumsuzlukların olumsuzlukları
beslemesi anlamında bir Pozitif Geri Besleme halidir. Böyle bir durumun
meydana gelmesi, Hz. Peygamberin ifadesi ile cennet kapılarının şahsa kapanması
demektir:
Üç grup cennete giremez: 1-Minnet edici (başa kakıcı),
2-Anne-babasına isyankâr olan, 3-İçkiye müdavim olan (devam eden). (5)
Hz. Peygamberin, Şu muhakkak ki hamr (içki) deva
değildir, bilakis marazdır (hastalık vericidir). (6) ifadesi, hamrın önemli bir
özelliğinin, etkisi ve şiddeti ne şekilde olursa olsun mutlaka insan bünyesinde
olumsuz etki yapması olduğunu bize göstermektedir. Dolayısıyla hamr olan her
şey, zararlı ve haramdır. Dolayısıyla kullanılan maddenin isminin ne olduğundan
ziyade insan üzerinde yaptığı etkiler önemlidir. Hz. Peygamber, ümmetinden bir
grubun isim değişikliği yaparak hamr kullanmaya devam edeceğini, toplumu
yanıltmak isteyeceğini bize haber vermektedir:
Ümmetimden bir taife olur ki alkollü içki içerler ve içkinin
namını tebdil edip istedikleri bir ismi ona takarlar. (7)
Alkol, uyuşturucu/madde kullanımı konusunda kafa
karışıklığının olduğu iki temel nokta; 1-Alınan madde miktarı, 2- Hamrın ham
maddesi meselesidir.
Sigara, alkol, uyuşturucu/madde kullanımında başlangıçta
muhataplara söylenen ya da kişinin kendi kendine söylediği en aldatıcı,
yanıltıcı şeytani söz, Bir defa denemekle bir şey olmaz ifadesidir. Toleransa
götüren yolun ilk kaldırım taşıdır bu ifade. O nedenle tevhidi değerlere göre
çoğu haram olanın azı da haramdır:
Bir şeyin çok miktarda alınması insana sarhoşluk
veriyorsa, onun azı da haramdır. (8)
Her sarhoş edici haramdır. Bir farak (küp) içildiği
takdirde sarhoşluk veren bir şeyin tek avucu da haramdır/tek yudumu da
haramdır (9).
Sana içkiyi ve kumarı sorarlar, de ki: Onlarda hem günah
hem insanlar için faydalar vardır. Günahları ise faydalarından daha
büyüktür. (2 Bakara 219) ayetinde, hamrın bünyesindeki günah boyutunun fayda
boyutundan daha fazla olmasına dikkat çekilmektedir. Bu ayete göre bazı
uyuşturucuların tıbbi sahada kullanımı ile keyf almak, efkâr dağıtmak
arasındaki kullanımını birbirinden ayırmak gerekmektedir.
Dikkat edilmesi gereken şey, hamrın kendisinin
yasaklandığı yoksa hammaddesinin yasaklandığı, haram kılındığı değildir. Genel
olarak içkilerde kullanılan ham maddeler, kimyasal veya farklı yollarla işleme
tabı tutularak aslı özellikleri değiştirilmektedir. O nedenle haram olan, ham
madde değil; ham maddeden değişik işlemlerle üretilen, sarhoşluk veren, aklı,
düşünmeyi, hafızayı dumura uğratan, bağımlılık eğilimi oluşturan, sağlığa,
sıhhate zarar veren üründür:
Şüphesiz buğdaydan da içki olur, arpadan da içki olur,
kuru üzümden de içki olur, hurmadan da içki olur, baldan da içki olur. Ben her
sarhoşluk verenden sizi men ediyorum. (10)
Nitekim, Hurma ağaçlarının meyvesinden ve üzümlerden hem
bir içki yapıyor hem de güzel rızk ediniyorsunuz. Bunda aklı eren kavim için
elbet ibret vardır. (16 Nahl 67) ayetini bu kapsamda değerlendirmek
gerekmektedir. Ham maddesi bal dahi olsa, sarhoşluk veriyorsa, aklı
korumuyorsa, düşünmeyi engelliyorsa ve psikolojik/ruhsal yapıyı tahrip ediyorsa
o günahtır, haramdır ve yasaktır:
Hz. Peygamber (S.A.V.): Ben her sarhoşluk veren şeyi
yasaklıyorum. (11).
Nitekim alkollü içkilerin yasaklandığına dair vahiy
geldiğinde, Hz. Peygamber (S.A.V.)
pazara çıkmış ve bunun alışverişinin de yasaklandığını bildirmiştir(12).
Hamr (Alkol, Uyuşturucu/Madde Kullanımı) Her Türlü
Kötülüğün Anasıdır
İslâm âlimlerine göre şu beş şey, İslam dinin ana gayesi
içerisinde çok önemli bir yer işgal etmektedir: 1-Dini muhafaza, 2-Aklı
muhafaza, 3-Nefsi muhafaza, 4-Nesli muhafaza, 5-Malı muhafaza. Vahiy bu beş
konunun muhafazasına çok önem vermiş ve buna uygun bir hayat tarzı getirmiştir.
Dolayısıyla bunlara zarar verecek şeyleri, haram, batıl ve münker kapsamında
değerlendirerek yasaklamıştır. Bu açıdan hamr (alkollü içkiler ve diğer
sarhoşluk veren maddeler), insanın aklını başından aldığından, düşünce
sistemini bozduğundan diğer dört unsura da zarar veren temel kötülük
kaynağıdır. Hz. Peygamberin (S.A.V.), İnsanı insan yapan aklıdır, aklı
olmayanın dini de yoktur (13) sözünü göz önüne aldığımızda, akla zarara veren,
akıl tutulmasına sebep olan her şey, önce dini/imanı sonra da diğerlerini
tahrip etmektedir. Allah ın bizzat yasakladığı bir haramı yapmaya devam,
Allah a isyan olarak kalbin katılaşmasına ve kalpten imanın silinip atılmasına
sebebiyet vermektedir:
Hz. Peygamber: İçkiden sakınınız. Allah a yemin ederim
ki, içki ile iman bir yerde birleşmez. Yani biri diğerini çıkarır. (14).
Bu nedenle Hz. Peygamber (S.A.V.), İçki (hamr)
kötülüklerin anasıdır. İçkiden sakınınız. Çünkü içki her türlü kötülüklerin
anasıdır. (15) demek suretiyle bu tehlikeye dikkat çekmiştir. İslam da, dine,
imana, mala, cana, akla ve nesle, maddi ve manevi zarar veren bir şeyin
üretilmesi, alınması, satılması, nakledilmesi, reklâmının yapılması ve
kullanılması haram, yasak, günah olup bunları yapanlar lanetlenmiştir:
Cenâb-ı Hak şaraba, içene, dağıtana, satana, alana,
saklamasını isteyene, yüklenip götürene, satıp parasını yiyene lânet
ediyor. (16)
Hz. Peygambere (S.A.V.) göre hamr, şu on zümreye zarar
verir:
Sarhoşluk veren şeylerin on zümreye zararı dokunur:
Bizzat sarhoşluk veren şeye, ham maddesini ezen veya sıkana, ezip sıktırana,
satıcısına, satın alana, nakliyesi ile uğraşana, kendisine götürülen kimseye,
bütün bu işlerden elde edilen kazancı yiyene, içene, içilmek üzere ikram
edene. (17)
Sonuç: Şeytan İşi Pisliklere
Karşı Savaşın Yolu
Hamrda dikkat edilmesi gereken bir başka nokta da, sadece
bireysel olarak insan bünyesi üzerinde fiziki, psikolojik, ruhsal olumsuz etki
yapması, sağlığını bozması değildir. Buna paralel olarak, aile, akraba, komşu
ve toplumsal ilişkileri bozması ve gelecek nesilleri olumsuz etkilemesidir. Hamr
aileyi, toplumu ve gelecek nesilleri hem sağlık açısından etkilemekte, hem de
toplumun arasına fitne ve fesadı sokup dayanışmayı ve güveni yıkmaktadır.
Ayrıca Allah ı anmayı ve namaz kılmayı engellemekte, kutsalın kaybına sebebiyet
vermektedir. Bunun için Kur an-ı Kerim içkiyi (hamr), kumarı (meysir), putları
(tapmaya mahsus dikili taşlar) ve şans oyunlarını (fal okları) şeytan işi
pislik olarak nitelendirip haram, günah, münker, fahşa, rics olarak niteleyip
yasaklamıştır:
Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar (putlar) ve
fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki, kurtuluşa
eresiniz (5 Maide 90).
Şeytan içkide ve
kumarda aranıza düşmanlık ve kin düşürmek, sizi Allah ı anmaktan ve namaz
kılmaktan alıkoymak ister. Artık siz hepiniz vazgeçtiniz değil mi (5 Maide
91).
Bu ayetlerin nazil olduğunu duyan sahabe, hiçbir
sorgulama yapmadan gerekeni yapmış, içki kaplarını dökerek gerekli tavrı ortaya
koymuştur:
Hz. Enes (R.A.): Biz içki âlemindeydik. Ben
dağıtıyordum. Bir adam geldi, `İçki haram edildi dedi. Arkadaşlar derhal, `Şu
içki kaplarını dök, temizle emrini verdiler. O haberden sonra kimse ağzına
içki almadı. (18)
Tevhidi değerlere iman eden ilk Müslümanlar, sahabe
nesli, hamra, şans oyunlarına ve putlara karşı böyle katı, kesin bir tavır
alarak bu dört şeytan işi pisliğin etkisini en aza indirerek, asırlara
hükmedecek bir dünya fetih hareketini başlatmışlar, gittikleri her yere huzuru,
mutluluğu, saadeti ve kurtuluşu götürmüşlerdir.
Buna karşılık Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu dört şeytan işi pisliğe karşı nasıl bir
tavır sergilemekte ve nasıl bir mücadele vermektedir Bir taraftan yığınla yasa
çıkarıp birim kurarak mücadele etmekte; ama diğer taraftan bizzat sarhoşluk
veren şeylerin üretilmesine, alınmasına, satılmasına, nakledilmesine,
reklâmının yapılmasına, içilmesine, törenlerde, kutlamalarda, şenliklerde
önemli ikram olarak sunulmasına imkân vermektedir. Yani sistem bir taraftan
sigara, alkol, kumar, şans oyunları ve fuhşu teşvik ederek toplumu ifsad
etmekte; diğer taraftan halkı bunların şerrinden korumaya çalışmaktadır. Bu,
şeytanın yolundan giderek Rahman ın yoluna ulaşma gayretidir:
Ey iman edenler,
hepiniz topluca İslam a girin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Çünkü o, size
apaçık bir düşmandır (2 Bakara 208).
Bu, bir istikamet kaybıdır; onun için başarı elde
edilememektedir:
Hz. Muhammed (S.A.V.): İstikamet üzere olunuz ki, Allah
da işlerinizi istikamet üzere devam ettirsin. (19)
Kaynaklar
1-Yazır, E.H., Hak Dini Kuran Dili, Azim Dağıtım,
İstanbul,Cilt 2, S: 86-90.
2-Buhâri, Eşribe 1; Müslim, Eşribe 73
3-Buhari, Eşribe 4; Müslim, Eşribe 67,68; Tirmizî, Eşribe
27/2, Hadis No.1864; Nesaî, Eşribe 23
4- Bilmen, Ö.N., Büyük İslâm İlmihali, Bilmen Yay.,
İstanbul, S: 446.
5- Nesaî, Eşribe 51/46.
6- Müslim, Eşribe 12.
7- Ebû Dâvud, Eşribe, 20/6, Hadis No: 3689.
8- Ebû Dâvud, Sünen, c.II, s.294; Tirmizî, Eşribe 3.
9-Ebû Dâvud, Eşribe 5; Tirmizi, Eşribe 2,3.
10- Buharî, Eşribe, 74/2; Ebû Dâvud, Eşribe 20/4, Hadis
No: 3677.
11- Buharî, Megazî 60; Müslim, Eşribe 70; Ebû Davud,
Eşribe 5.
12-İbn-i Mâce, Eşribe 30/7.
13- Beyhakî, Şuab-ı İman)(199).
14- Nesaî, Eşribe 51/44.
15- Dare Kutnî, Sünen, C:IV, S:247.
16- Ebû Dâvud, Eşribe 20/2
17- Ahmed b. Hanbel,Eşribe 30/6, Hadis No: 3380.
18- Nesaî, Eşribe 51/2.
19- Taberânî Kebîr; 797; 2:77, Hadîs No: 1373