Bismillahirrahmanirrahim;
Hamdımız âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Cenabı Allah’adır. Salâtımız ve selamımız ise Peygamberimiz, âli ve sahabeleri içindir.
Hiç düşündünüz mü? Neyi? “Uydum kalabalığa düzeni” diye tanımlayabileceğimiz düzeni enine boyuna bir kez olsun düşünün. Üstat Necip Fazıl “Destan” adlı şiirinde şöyle der: “Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!” Kalabalık; aralarında fiziki yakınlık bulunmasına rağmen, karşılıklı ilişki, birleştirici, bütünleştirici bir bağlantı bulunmayan veya ilişkileri yüzeysel olan geçici bir süre için birbirine bağlanan insan topluluğudur. Buna güruh da denir. Kalabalıklar şükretmezler, neyi niçin ve nasıl yaptıklarını bilmezler. Düşünmeden hareket ederler ve gerçekler karşısında kör ve sağır kesilirler. Böylesi kalabalıklara uymak insanı haktan uzaklaştırır. ENAM 116: “Yeryüzünde olanların çoğunluğuna (kalabalığına) uyacak olursan, seni Allah’ın (İslam) yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar sadece yalan söylerler.” Çoğunluk hak sebebi değildir. İnsanların kalabalığı bu tarafa gidiyor diyerek faizci düzene uyanlar, Allah›ın bildirdiği saadet yolundan uzaklaşmış olurlar. Rabbimizin hak dediğine 5 milyar insan batıldır ve kötüdür dese, Rabbimizin hak dediği batıl olmaz. Kınanan kalabalıkların “zan ve yalan düzenine” uyanlar, sadece zelil olurlar. YUNUS 36: “Onların çoğunluğu (kalabalıklar) zandan başkasına uymaz. Gerçekten zan ise, haktan hiçbir şeyi sağlayamaz. Şüphesiz Allah, onların işlemekte olduklarını bilendir.” Bir adam çıksa “faiz dünya gerçeğidir ve iyidir” dese ve bu söze de milyonlar tabi olsa biz yine “faiz haramdır ve zulümdür” diyen Rabbimizin hükmüne tabi oluruz. “Uydum kalabalığın düzenine” diyemeyiz.
BİR DÜZEN
Bir düzen faizi emrediyorsa bu düzene uyulmaz. Çünkü faiz hem haramdır ve zulümdür. BAKARA 275: “Faiz yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu, onların, “Alışveriş de faiz gibidir” demelerinden dolayıdır. Oysa Allah, alışverişi helal, faizi haram kılmıştır. Bundan böyle kime Rabbinden bir öğüt gelir de (o öğüte uyarak) faizden vazgeçerse, artık önceden aldığı onun olur. Durumu da Allah’a kalmıştır. (Allah, onu affeder.) Kim tekrar (faize) dönerse, işte onlar cehennemliklerdir. Orada ebedi kalacaklardır.” Bu işin şakası yoktur. Kim bütün bu ikazlara rağmen “faiz düzenine” rıza gösterip yürütürse Allah ve Resulü ile savaşıyor demektir. BAKARA 279: “Eğer (faiz hakkında söylenenleri) yapmazsanız, Allah ve Resulüyle savaşa girdiğinizi bilin…” Bir Müslüman faiz hakkında Allah ve Resulünün hükmünü bildikten sonra, nasıl olur da faiz düzeninden razı olabilir? Erdoğan iktidarı 2019 yılı bütçesine 117 milyar lira faiz gideri koymuştur, haberiniz olsun. Bir düzen içki ve kumarı emrediyorsa buna da uyulmaz. Çünkü içki ve kumar şeytan işi pislik olan şeylerdendir. Yılbaşı yaklaşıyor. Millet, “piyango” bileti almak için kuyruk olmuş, iktidar bu durumdan memnun gözüküyor. MAİDE 91: “Şeytan, içki ve kumarla, ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak; sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık vazgeçiyor musunuz?” Bir Müslüman, bu açık hükme rağmen bu günahları emreden bir anlayışla hiçbir zaman beraber olmaz. Bir düzen, zinayı ve yasak ilişkileri teşvik ediyorsa böyle bir düzene de itibar edilmez. Bir düzen milletine materyalist eğitimi dayatıyorsa bu düzenden hayır gelmez. Böyle bir düzen adil bir düzen de olmaz. TC Anayasası düzenin adil olmasını ister. Faiz düzenini yürütenler mevcut anayasaya göre de suç işlemektedirler. Mevcut anayasanın 5. Maddesine göre devlet; “vatandaşın maddi ve manevi varlığını” korumak zorundadır. Erdoğan iktidarının yürüttüğü “faizci düzen” vatandaşın maddi ve manevi varlığını tahrip ediyor.
SATARAK KALKINMA
17 yıllık AK Parti ve Erdoğan iktidarında geliştirilen “satarak kalkınma” modeli gereği satılan tesis ve fabrikalara bir göz attığımızda bu konuda “takdire şayan!” işler yapıldığı görülecektir. Adapazarı, Amasya, Kütahya, Erzincan, Erzurum, Kastamonu, Alpullu, Elbistan, Muş, Bor, Kırşehir, Yozgat, Burdur, Çorum, Ilgın, Turhal, Afyon Şeker Fabrikaları, Çimento Fabrikaları, Paşabahçe Cam, Trakya Cam, Anadolu Cam, Soda Sanayi, ERDEMİR İSDEMİR, ÇELBOR, TAKSAN, Seydişehir Eti Alüminyum, Gerede Çelik Konstrüksiyon ve Teçhizat Fabrikaları, DİTAŞ Doğan Yedek Parça İmalat, TÜMOSAN, ORTADOĞU TEKNOPARK, T.Z.D A.Ş. Sakarya Traktör İşletmesi, SÜTAŞ Malatya İşletmesi, HEKTAŞ Veteriner İlaçları ve Halk Sağlığı İlaçları, Gemlik, Samsun, İstanbul, Kütahya Gübre Fabrikaları, Adana, Tokat, Bitlis, İstanbul, Malatya, Samsun Sigara Fabrikaları ve bağlı işletmeleri, Tuzlalar, Sümer Holding, ASELSAN Hisseleri, PETKİM, TÜPRAŞ, BURSAGAZ, ESGAZ, Elektrik Üretim AŞ, 60 civarında Akarsu Santrali, Termik Santraller, TEDAŞ, bankalar, Mazıdağ Fosfat Tesisleri, Divriği Demir Madeni, Hekimhan Demir Madeni, Alümina Madeni, Güney Ege Linyitleri İşletmesi, Bursa Linyitleri İşletmesi, ETİ Holding işletmeleri, Bakır İşletmeleri,
SEKA İşletmeleri, İskenderun, Derince, Mersin, İskenderun İSDEMİR, Ereğli ERDEMİR Limanları, Türkiye Denizcilik İşletmesi, THY Hisseleri, Turizm ve dinlenme tesisleri,
Emekli Sandığı işletmeleri, T. TELEKOM, AyCell, TELSİM, AVEA gibi daha nice stratejik tesisler elden çıkarılmıştır. Bu satışların tamamına yakını yabancılara satılmıştır. Satılan fabrika ve tesislerin ekserisi kapatılmıştır. Bu fabrika ve tesisleri elinden çıkaran ülkemiz, “daha da güçlü!” hale gelmiştir diyebiliriz değil mi? Bu icraatların tamamı “uydum kalabalıklar düzeninin” milletimize hediyesidir. Üstat Necip Fazıl’ın: “Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak!” dediği gibi gerçekten Türkiye, çıkmaz bir sokağa girmiştir.
YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE
Yeniden Büyük Türkiye, ancak Milli Görüş yani Saadet Partisi iktidarı ile kurulabilir. Bundan gayrisi boşuna oyalanmaktır. Yeniden Büyük Türkiye, üreten bir Türkiye’dir. Üreten Türkiye ise, muhtaç olmayan, muhtaçların derdine çare olan bir Türkiye olmak demektir. Çare Vardır. Çare Saadet Partisi’dir. Selam hidayete tabi olanlara…