Gündem

Uyanalım artık

Uyanalım artık

Abone Ol

İKÖ, daha aktif hale gelmeli

İslâm coğrafyasının bir bölümü işgal, kan ve gözyaşı; bir bölümü ise dolaylı sömürü altında. BM başta olmak üzere uluslararası kuruluşlar bu duruma sessiz kalıyorlar. Tek çare İKÖ nün daha aktif hale gelip, İslâm âlemine sahip çıkması.

Emperyalistlerin işi kolaylaşıyor

Küreselleşme, İslâm âlemine yönelik ciddi bir tehdit boyutu kazanırken, ayrı ayrı davranan 57 İslâm ülkesinin İslam Konferansı Örgütü adı altında tek ve güçlü bir ses olmakta gecikmesi, emperyalistlerin işini kolaylaştırıyor.

BM de daimi temsilcilik

Yemen de yapılan İKÖ Dışişleri Bakanları Toplantısında dile getirilen, BM Güvenlik Konseyi nde daimi temsilcilik talebi meselelerin hallinde önemli bir adım. Ancak Gül ün, BOP savunuculuğu yapması ise akılalmaz bir gaflet örneği.

İSLAM ARSLAN / İSTANBUL

ABD, İngiltere ve İsrail gibi Ortadoğu da ve dünyanın pek çok yerinde kargaşa çıkaran ve zulüm yapan şer odakları, dünyayı talan edip savunmasız sivilleri katletmeye devam ederken İslam ülkelerini temsil eden kurumların tepkileri cılız kalıyor. İnsan hakları ve barış konusunda konu Müslümanlar olunca gerçekçi davranmayan Birleşmiş Milletler ve AB gibi örgütlenmelerin uzantılarının sessizliği sürerken en çok tepki göstermesi gereken ve Müslümanların birliğini savunması gereken örgütlenmelerin varlığının ve ağırlığının hissedilmemesi Müslümanlar arasında hayal kırıklığına yol açıyor. Müslümanlara yönelik düşmanlığın ve işkencenin kurumsallaşmasına, Kitabımız Kur an-ı Kerim e alçakça hakaretler edilmesine rağmen dünya Müslümanlarının topyekun tepki geliştirmesi gerekirken ilgili mercilerin bunu yapmaması garip bulunuyor.

İKÖ den ve Gül den niteliksiz tavır

57 ülkenin ortak olduğu İslam Konferansı Örgütü nün cılız tepkisi İslam dünyasında şaşkınlığa yol açmaya devam ediyor. Yemen‘in başkenti Sana‘da yapılan İslam Konferansı Örgütü toplantısında Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ün, İslam dünyasına şeffaflık ilkelerine dayalı reform tasarısı sunması garip karşılanıyor. Gül, tasarısında İslam dünyasındaki reformların içeriden desteklenmesini, her ülkenin kendi yapısına ve yasal çerçevesine özgü olmasını, evrensel değerlere dayanmasını, ilerlemeye olanak sağlayacak esneklikte olmasını ve sindirerek uygulamaya sokulması gerektiğinin altını çiziyordu. Öte yandan benzer tavrı gösteren, AKP Hükümetinin desteğiyle faaliyet yapan ve Türkiye deki sivil tepkileri susturmayı hedefleyen, hatta bunun için ABD Konsolosuyla toplantılar bile düzenleyen Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı gibi vakıflar ve dernekler ise İslam âlemindeki kan ve gözyaşının dinmesi için bir çaba içine girmiyorlar. Zira bu kurumlar "Müslüman ülkeler, dış müdahaleye gerek kalmadan kendilerini düzenlemeleri gerekiyor." gibi söylemlerle İslam Aleminin batıya entegre edilmesi gerektiği üzerinde duruyorlar. Diğer taraftan bu kurumların tepkileri nötrleme gibi bir işlev  gördüğü yorumları bile yapılmaya başladı. 

Anlamsız bir yaklaşım ?aydınlanmacı ılımlılık Yemen de yapılan İKÖ Toplantısı nda ‘aydınlanmacı ılımlılık‘ (enlightened moderation) kavramının teşvik edilmesi en önemli gündem maddelerinden birini oluşturdu. Toplantıda reform vurgusu çokça yapılırken bununla İslam toplumlarının kurtuluşunun tek gerçek garantisi olduğu anlatılmaya çalışıldı. Her tür zulüm aşağılanmayı yaşamaya devam eden Müslümanların huzur ve barış için neden ve kim için reformlar yapacağı ise İslam dünyasında sorgulanmaya devam ediyor.

İslam Birliği için çaba harcanmalı ABD, İngiltere ve İsrail etrafında öbeklenmiş ahlaksız ve korkak işgalciler, nitelikli tepki görmeyince; Afganistan ı ve Irak ı talan etmek, çeşitli ülkelerde kadife devrimler yapmak ve ABD nin emrine girmelerini sağlamak, Arap ülkelerini ABD üssü gibi kullanmak gibi çalışmalara imza attılar. Gelinen noktada ise İsrail in güvenliği için Suriye ve İran a diş bilemelerine sebep oluyor. İslam ülkeleri hakkında sesini çıkarmayan Birleşmiş Milletler in saygınlığı sıfırlanırken, İnsan hakları savunucuları olarak takdim edilen uluslar arası teşkilatların foyası da ortaya çıkıyor. Bu durum, Müslümanların daha güçlü oluşumları devam ettirmelerinin önemini ortaya koyuyor.

D-8, dik duruş sergiledi

Tüm insanlığı huzur ve saadeti için gerekli olan asil ve dik duruş sergileme gereği, 15 Haziran 1997 de gerçekleşmişti. Bu günün dünyası için en hayati oluşumlardan olan D-8 kurulurken Milli Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, D-8 in maddelerini sıralarken yeryüzünde savaş değil, barışın; gerginlik değil, diyalogun; sömürü değil, işbirliğinin ve adalet ve Hakk a riayet ederek yaşamanın önemine dikkat çekiyordu. Gelinen noktada teslimiyetçi ve her tür baskıya boyun eğen AKP nin bu projeye ilgi göstermemesi sonucu insanlık daha büyük felaketlere doğru hızla gidiyor. Öte yandan adalet, özgürlük ve refah kapılarını açan bir umut olabilecek D-8 oluşumu varken İslam ülkelerindeki ?Reform arayışları ve entegrasyon çabaları ile İslam alemini dönüştürmeye çalışmak da tartışılmaya devam ediyor.