Üstadım Tahir Büyükkörükçü

Abone Ol

Ben hayatımın ilk yıllarını Konya da geçirdim. Orta ve

lise tahsilini bu ilimizde yaptım. Benim için bu zaman dilimi hayatımın inşası

oldu. Burada âlimlerle, ariflerle, gönül sultanlarıyla karşılaştım, tanıştım,

bilgi aldım; edeb, ahlâk ve terbiye öğrendim. İmam Hatip Okulu ndaki

hocalarımın her birerleri ilim, irfan ve edeb abidesi idiler. Dışarıdan takip

ettiğim hocalarım da ne mübarek insanlardı. Benim yaşım itibariyle ifade

ediyorum, hepsi Rahmet-i Rahman a kavuşmuş olmalılar. Allah (c.c.), ilim,

irfan, edeb abidesi, ahlâk numunesi hocalarımdan razı olsun ve rahmetiyle

muamele etsin.

Kendisinden feyiz aldığım ve ilminden cürmüm nispetinde

istifade ettiğim zatlardan biri de Müslümanların medar-ı iftiharı Tahir

Büyükkörükçü idi. Tahir hocamın irtihalinin sene-i devriyesi münasebetiyle bu

yazıyı ele aldım.

Merhum hocam Tahir Büyükkörükçü ile ilgili beyanları

Medine-i Münevvere de Bâki mezarlığında medfun olan hocamız Ali Ulvi Kurucu nun

hatıratından nakletmek istiyorum. Ali Ulvi Kurucu merhum, Tahir Büyükkörükçü

hocamızı önce Medine-i Münevvere de bir hacc münasebetiyle gittiğinde

tanışıyor. Türkiye ye geldikleri zaman da kaldığı süre içinde Konya da uzun

süre birlikte kalıyorlar, geceleri uzun süre sohbet ediyorlardı.

Ali Ulvi Kurucu üstadımızın Tahir hocamızla ilgili

beyanında der ki:

Tahir Büyükkörükçü Hocaefendi bir ara siyasete de girdi.

Konya dan milletvekili seçildi. Partisi kapatılıp, dava açılınca, beş sene de

hapis yattı. Zindan çilesini de çekti.

Bir din âlimi siyasetin çok bozuk olan şu zamanda

siyasete girebileceğini ne faydası olacağını elbette düşünmüş olmalıdır. Bir

defa meseleye şu noktadan da bakmak lâzım: Samimi, dindar, hak yemez, halkı

tanır ve yapılacak şeyleri bilir. İyi insanların, siyasetten uzak kalmaları,

memleketi, devleti ehil olmayan hatta çıkarcı kötü olan kimselerin eline terk

etmek olmaz mı ve bu günah değil mi

Herhalde işin doğrusu, kârı-zararı ve her zaman ait

vaziyetin nezaketini göz önüne alarak, nefsinin hilelerine kapılmadan ve din

görevlilerinin halk üzerinde tesirinden faydalanmaktan başka bir şey düşünmeyen

politikacı canbazlara aldanmadan, ayrıca aklı eren hak söyler dostlarla

müşavere ederek, icabına göre karar vermektir.

Ali Ulvi Kurucu hatıratında devamla diyor ki:

Tahir Büyükkörükçü hocaefendinin vaazlarının ne kadar

güzel ve dolgun olduğu kendisini Burdur da dinlemiş olan büyük edip ve şair

Necip Fazıl Kısakürek bey in beğenmesinden de anlaşılabilir. Necip Fazıl

kendisini dinledikten sonra tebrik etmiş ve şunları söylemiş:

Tahir Büyükkörükçü yü bir çölde, bir çorak vadide

yetişmiş güle benzettim. Tevhid-i Tedrisat Kanunu ndan sonra Arapça okumak, din

ilimlerini tahsil etmek şöyle dursun, Kur an-ı Kerim in bile yasak edildiği bir

devirde, böyle bir vaiz böyle anlayışlı bir insan, söylediklerini, benim gibi

müşkilperest bir kimseye dahi dinletebiliyorsa, bu kabiliyeti bir deha ederi ve

bunu, İslam ın mucizesi olarak sayarım.

Tahir Hocaefendi, Haremeyn e âşıktır. Bütün vaktini

Harameyn de geçirirdi. İbadetten öyle bir zevk alma hali vardı. Çarşıya torunlarına

birşeyler almak için bir defa çıkardı. Hapishanede kaldığı beş senelik zaman

dilimi içinde Hacc a gelemediğine çok üzülmüştür.

Tahir hocamız Konya da Üçler mezarlığında metfundur.

Kabri hocamız Hacıveyiszade Mustafa Efendi nin kabrinin yakınındadır. Konya ya

yolunuz düşerse ziyaretinizi talep ederim.

Ruhu şâd olsun. İnnalillahi ve inna ileyhi raciun...