Üstad Sezai Karakoç, Diriliş ve Muhafazakârlık Kavramı

Abone Ol

Üstad Sezai Karakoç’un Diriliş kavramıyla bir özdeşliği ve bütünlüğü var. Sezai Karakoç denilince Diriliş, Diriliş denilince de Sezai Karakoç akla gelir. Bir başka kavram ile bir arada anılması akla bile gelmez.

Sezai Karakoç bir İslâm düşünürüdür.

Sezai Karakoç İslâm medeniyeti, İslâm düşüncesi, İslâm ümmeti, İslâm devleti kavramlarını, ruhunu ve özünü hayatının temel ilkesi edinmiştir. Bu kavramlar ışığında hayatını, emeğini, düşüncesini, çabasını daha doğru ömrünü vermiş ve geçirmektedir.

Sezai Karakoç’u Batı’dan gelen kavramlar ile anmak, onu tanımlamaya çalışmak haksızlık. Çünkü öteden beri Batı’dan gelen kavramaları Müslümanların hayatından ayıklamak ve dışlamakla geçmektedir ömrü. Ve hatta İslâmî özlü daha sağlıklı bir konumda değerlendirme, tanımlama, anlatma gibi büyük ve zorlu bir sorumluluk üstlenmiştir. Müslümanların kafa karışıklığı yaşadığı en karmaşık zamanlara en sağlıklı tanımlamalarla Müslümanlara yol göstermiştir. Hâlâ Müslümanlar üzerine abanan, Batı’dan gelme sağ, sol, milliyetçi, ırkçı, faşizan, materyalist ne kadar kavram ve oluş varsa onları önce tanımlamış, izah etmiş ardından da Müslümanların sahip olması gereken kavramları yeniden hayata kazandırmıştır. Bizler 1970’li yıllarda, bütün Müslüman cemaatlerin, toplulukların materyalist, kapitalist, liberal gibi tanımlananlar sağ şemsiyesi altında toplanmışlardı. İleri derecede bir mason olan Süleyman Demirel’in Müslüman görünümlü haline aldananlara ve kapılmalara rağmen Üstad sağ kavramının bize ait olmadığı gerçeğini öğretmişti yazılarıyla. Okumuştuk ve kendimizi bu tuzaktan korumuştuk ve sakınmıştık. Kaldı ki Süleyman Demirel 28 Şubat sürecinde Kur’an-ı Kerim’deki 270 hüküm ayetinin çıkarılması gerektiğini savunmuştur. Yıllar yılı cemaatleri, Müslüman kesimi bu şemsiye altında “sağ” kavramıyla avutmuştu. Bu kara gölge ne yazık ki bugün de Müslümanların üzerindedir. Kendilerini sağcı sayan milyonlarca insan var.

Üstad Sezai Karakoç’u “muhafazakârlık” kavramı ile bir arada anma yanlışlığı doğrusu tedirgin ve rahatsız edici. Üstad Sezai Karakoç’un muhafazakârlıkla asla bir ilgisi yoktur. Bu kavram da Batı’dan gelmedir. Müslümanlığın tanımı bu kavramlarla yapılamaz. Müslümanlara göre sosyolojik bir karşılığı da yoktur. Bir siyasal partinin kendisini İslâmî kavramlar ile tanımlamak yerine Avrupa’da veya Batı’da karşılığı olabilecek olan “Muhafazakâr demokratlık” kavramını kendilerine seçmiş olanların bir tercihi. Bu, bir bakıma sağcılık kavramının bir başka tanımı. Çünkü Batı’da, tutucular, muhafazakârlar sağcı olarak tanımlanırlar. Bu, ta Fransız İhtilali’nden beri böyledir. Üstad Sezai Karakoç’un demokrasiyi bile tartıştığı bir düzlemde böyle bir kavram başlığı altında değerlendirilmesi absürt, yani saçma bir durum. Günümüz Türkiye’sinin liberal, sağ, kapitalist ve materyalist düşüncenin muhafazakârlığına soyunmuş olanlar ile üstad Sezai Karakoç’un ne ilgisi olabilir Sistemin tahkimi ile meşgul muhafazakârlığın üstad Sezai Karakoç’un Diriliş düşüncesi nasıl örtüşür ki, bu başlık altında sempozyumlar düzenleniyor. Bir de şöyle bir savunma yapılıyor. “Bugünkü muhafazakârları besleyen düşünürler üzerine yapılan bir sempozyum”. İyi de bu tanımlamaya ancak belki Yahya Kemal, Cemil Meriç gibi isimler uyar. Mehmet Akif, Necip Fazıl ve Sezai Karakoç’u ne sağcılıkla ne de muhafazakârlıkla ilgisi var.

Üstad Sezai Karakoç, Suriye konusunda muhafazakârlar gibi düşünmüyor. İslâm milletinin topraklarının bombalanmasına, Müslümanların birbirlerini öldürmelerine karşı. AB’ye ve onların dayatmalarına karşı. Üstad’ın eserleri yeterince okunsa, konuşmaları izlense kesinlikle böyle bir girişimde bulunulmaz. Kimi çevreler kabullendikleri bir dünya görüşünü bir yerlere dayandırmak ve temellendirmek isterler.

Düşünce hayatımızda ilk kez yazılı olarak İslâm Dinarı, İslâm Birleşmiş Milletleri gibi kavramlar üzerine düşünen, bunları yazan üstad Sezai Karakoç’tur. Sütun adlı esere bakılırsa görülecektir.