İktidar ile hizmet hareketi arasında karşılıklı suçlamalar tüm hızıyla devam ediyor ama ortada yargıya intikal eden bir husus bulunmuyor. Varsa da bundan toplumun haberi yok. Sadece yasalarda yapılan değişikliklerle bazı kurumlar yeniden dizayn edilerek hizmet hareketinin etkisinden kurtarılmaya çalışılıyor… Bu arada Başbakan ve hükümetin diğer üyeleri her konuşmalarında bir örgüt ve bu örgütün başının da Pensilvanya’da olduğunu ifade ediyorlar. Kısacası iktidar kanadından yapılan açıklamalarda ortada bir suç örgütünün olduğu, hem de bu örgütün uzun yıllardan beri varlığını koruduğu belirtiliyor ama işi bu kadar ileri götürebileceklerini tahmin edemedikleri için birlikteliklerini 17 Aralık operasyonuna kadar koruduklarını söylüyorlar. Gelinen son noktada Başbakan Erdoğan hizmet hareketine dönük ithamlarını, “Genel başkanınız Pensilvanya’da”, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç da, “Bu kavga ‘üst akıl’ın işi” demek suretiyle yaşanan kavga ve çatışmanın arkasındaki gücün yurt dışında olduğuna vurgu yaptılar. İşin başından beri hizmet hareketinin iktidara karşı yürüttüğü kavgayı sadece kendi gücüne dayanarak yürütmediğine, arkada başka bir gücün bulunduğuna dikkat çekmiştim. Elbette bu gücü açık bir şekilde tarif etmemiş sadece tahminimi ifadeye çalışmıştım. Böyle olunca iktidar kanadından yapılan açıklamalar ile benim tahminimi ifade ederken yaptığım değerlendirme aynı çizgide buluşmuş oldu. Hâlbuki mensuplarının açıklamalarını daha net ifade etmeleri, dolaylı bir takım nitelendirmelerden kurtulmaları gerektiğini sanıyorum söylemeye bile gerek yok.Çünkü benim elimde tahminimin ötesine geçecek belge bulunmazken iktidar mensuplarının çok daha geniş bilgi ve belgeye sahip olmaları ve açıklamalarını bu belge ve bilgiler ışığında yapmaları akla gelir. Bu bakımdan Sayın Arınç’ın, “Bu kavga ‘üst akıl’ın işi” derken bu üst akılın adını koyması, tarifini açık bir şekilde yapması gerekir. Böyle olunca da kavganın sadece hizmet hareketi ile değil ‘üst akı’ ile de yürütülmesi gerekir. Eğer üst akıl ile mücadele yapma imkânı yok ise belirsiz bir üst akıl nitelendirmesinin de anlamı olmaz. Daha doğrusu iktidar koltuğunda oturanlar ile benim tahminlerim arasında fark kalmaz.
Başbakan Erdoğan’ın, “Genel başkanınız Pensilvanya’da” derken kastının, “Siyasete bu kadar meraklı iseniz patinizi kurun mücadelenizi öyle verin” şeklindeki çağrısının bir ifadesi olduğu biliniyor. Ancak, söylenenlerin yüzde 10’u bile doğru ve bu iddialar belgeye dayanıyorsa o zaman Pensilvanya’deki genel başkana yönelik bir işlem ve eylem başlatılması gerekmez mi Bunun da ötesinde meydanlarda halktan hizmet hareketinin okullarına çocuklarını göndermemelerini istemenin hukuki bir dayanağı olması gerekmez mi Yani, yargı tarafından karara bağlanmış bir suç yoksa bir Başbakan’ın insanlardan hareketin okullarına çocuklarını göndermemelerini istemesi doğru bir hareket olabilir mi Söz konusu okullar Milli Eğitim Bakanlığı’nın denetim ve kontrolüne tabi değil mi Bu okullarda yasa dışı eğitim veriliyor ise bunun hukuki bir müeyyidesi olmalıdır. Aksi halde Başbakan’ın ya da bir başka yetkilinin söz konusu okulları cezalandırmak anlamına gelebilecek söz ve eylemlerde bulunma hakkı olamaz diye düşünüyorum. Çünkü hukuk ve adalet herkes için gereklidir. Hangi makamda bulunulursa bulunulsun kimse kendisini yargının yerine koyamaz/koymamalı. Böyle bir uygulamayı birileri kendilerinde hak olarak görür ise başkaları da aynı hakkı kendilerinde bulabilirler. Nasıl ki, 17 Ardalık operasyonunda yapılanlar ve sergilenenleri yanlış bulduk ise bugün gelinen noktada yapılan açıklama ve çağrıların da hukuk ile izahı mümkün olmaz.
Geçmişte kendilerini üstün gören, yargısız infazlarda bulunanlardan çok çektik. Artık istiyoruz ki, herkes yargı karşısında eşit olsun. Adaletin tecellisinde kişisel algılar, öfke ve sempatiler etkili olmasın istiyoruz. Bu bakımdan artık kavgada öfkenin yerini akl-ı selimin alması gerekiyor. Yoksa telafisi mümkün olmayan kırgınlıklar ortaya çıkacaktır.