"Üzerinde durmak istediğim husus, PKK‘nın silahı bırakması ve karşılığında demokrasinin genişletilmesi sürecidir. Destekliyorum çünkü başka yol yok, hatta çok gecikildi bile. Gecikilmesi sorunu müzminleştirdi, derinleştirdi, yaygınlaştırdı..." diyen Milliyet gazetesi yazarı Taha Akyol, hiçbir meselenin Kürt meselesi kadar kritik olmadığını ifade ediyor.
Cumhurbaşkanı Gül‘ün New York‘ta "yerel yönetim reformundan" bahsetmesi elbette anlamlı. Zaten daha önce Ömer Dinçer‘in hazırladığı tasarı, üniter devleti titizlikle koruduğu halde, birçok merkezi yetkiyi de yerel yönetimlere devrettiği için Sezer tarafından engellenmişti.
Başbakan‘ın medya yöneticilerine hitabındaki yumuşak ve kucaklayıcı üslup (inşallah bu defa kalıcı olur!) sanki önemli adımların zemin hazırlığı izlenimini veriyor. Çünkü başka zeminde çatlamalar olunca önemli adamlar atılamayacağını kaç defa tecrübeyle gördü; türbandan yerel yönetim yasasına, YÖK reformuna...
Beri tarafta, DTP‘lilerin üslubunda da bir yumuşama çabası görülüyor: Her ağzını açtığında beni daha bir Türk milliyetçisi yapan Emine Ayna gibi şom ağızlılar pek konuşmuyor. Selahattin Demirtaş, dünkü Radikal İki‘de Kürtçe eğitimi ve Kürtçenin "ticaret dili" olmasını savunurken "Türkçe zorunlu olarak öğretilir ve ortak dil olmaya devam eder" diyordu. Halbuki ticaret kendi dilini belirler, satıcı ve alıcılarının çoğunluğunun dilidir bu... Neyse, başka bir konu...
Üzerinde durmak istediğim husus, PKK‘nın silahı bırakması ve karşılığında demokrasinin genişletilmesi sürecidir. Destekliyorum çünkü başka yol yok, hatta çok gecikildi bile. Gecikilmesi sorunu müzminleştirdi, derinleştirdi, yaygınlaştırdı... Gecikerek de olsa gelinen nokta, dünyada etnik sorunların ateşini en azından "birlikte yaşanabilir" düzeye indirmek için uygulanan metotların devreye sokulmasıdır.
Bu başarılabilirse, o noktadan sonrasını artık ekonomi, kültür ve demokrasi belirleyecektir: Ekonomik dinamizmin çekiciliği veya durgunluğun iticiliği... Kültürel canlılık ya da donukluk... Kişinin kendini nerede hür hissedeceği....
Allah korusun bu uzun ince yolda arabayı devirecek sabotajlar ya da çılgınlıklar olmazsa, uzun vadede ben Türkiye‘nin dinamizmine güveniyorum, iyimserim.
Başbakan‘a öteden beri bu sütunda yaptığım hatırlatmayı tekrar etmek istiyorum: CHP ile ilişkilerin normlalleşmesi ve hükümetin korkuttuğu kesimlerle barışık hale gelmesi zaruridir. Hiçbir mesele Kürt meselesi kadar kritik değildir çünkü.