Usanç ve utanç

Abone Ol

Ekonomi, istihdam, paramızın kıymeti, ihracat, dış politika, tarım, sanayi, hayvancılık ve benzeri konularda hep parlak vaatlerle oyalandık.

İktidar partisi sözcüleri veya bakanlar ya da bizzat Başbakan/Cumhurbaşkanı söze başladığında, hep parlak cümleler kurarak, yeni bir döneme girdiklerini, bu dönemin atılım dönemi olacağını, reform için düğmeye bastıklarını, TL’nin değerinin artık düşmeyeceğini, işsizliğin azalmakta olduğunu, dış politikada bundan böyle belirleyici devlet olacağımızı ve bunun gibi parlak cümleleri 20 yıldır duymakta idik.

Ne ihracatımız trilyon dolara yaklaştı, ne ekonomimiz şahlanabildi, ne kişi başı milli gelirimiz 50 bin dolara yaklaştı, ne işsizlik bitti, ne paramızın değeri korunabildi, ne Büyük Osmanlı Projesi diye bir şey varmış, ne eğitim sorunumuz halledildi, ne Ortadoğu’nun lideri olabildik, ne komşularımızla sorunları halledebildik, ne Avrupalı olabildik, ne doğulu kalabildik, ne israfı durdurabildik, ne borçları azaltabildik, ne reform uygulandı, ne de kalkınabildik. Parlak sözlerden ve dönüşlerden usandık artık, usandık!

Ama artık usanma dönemi de bitti. Utanıyoruz.

İbrik otunda tuzağa yakalanmış kelebekler gibi çırpınıyoruz.

Üstelik 15 Temmuz darbe teşebbüsünün finansörü Birleşik Arap Emirlikleri Emiri’ne, Osmanlı düşmanı Bahreyn şeyhlerine, Amerikan maşası Suud yöneticilerine ülkemizi muhtaç ettiler. Para dilenir olduk. Hem de yabancı sermaye kılıfına sararak yurtta ayakta veya teknoloji üreten ne varsa satarak, kiralayarak para istedik. Bunları da sanki yeni bir teknoloji getiriyorlarmış gibi, yeni bir üretim tesisi kuruyorlarmış gibi de halka pazarladılar.

Van minüt ile azarladığımız, terörist devlet diye dünyaya ilan ettiğimiz, bebek katili olmakla vasıflandırdığımız, Filistinli Müslümanları uyduruk bahanelerle katliama, sürgüne uğratan, evlerini yakıp yıkan, onlarca yıldır ablukada tutup ekmeğe, suya, ilaca muhtaç duruma düşüren, dünyanın çıbanbaşı İsrail’e muhtaç duruma düşürülmenin utancı içindeyiz. Üstelik İsrail Cumhurbaşkanı’nın ülkemize davet edilmesinin utancını yaşatıyorlar bize. Daha kötüsü geçtiğimiz yıllarda yaptıkları gibi Gazi Meclis’imize sokup, konuşturup ayakta alkışlarlarsa bu utancımız katmerleşecek.

Gelmesin topraklarımıza o terörist başı! Gelmesin! Bizi daha fazla utandırmayın. Gelmemesi için biz Milli Görüşçüler elimizden geleni yapmaya kararlıyız. Tabi AKP iktidarının, bizim yapacağımız engellemeleri de engelleyerek bize utanç içinde utanç yaşatmaları çok zorumuza gider.

Hazinemizin tamtakır hale getirilmesi, devletin ödemelerini yapamaz duruma düşürülmesi ayrı bir utancımız. Dünya yüksek enflasyon şampiyonluğuna düşürülmemiz, parası adeta sıfırlanmış bir devlet haline getirilmemizin utancı da apayrı bir utanç.

Üstelik bu utançlarımızın bitmesi bir tarafa, azaltılacağına dair çarelerin hâlâ ufukta bile olmaması utancımıza utanç katmakta.

Milli Görüş’ten başka bütün bunlara bir reçetesi olan var mı? Yok. O halde bu reçeteye mecburuz.

Yeter usandırdığınız!

Yeter utandırdığınız!

Bizi bu utanca mahkûm edenleri de Allah utandırsın, diye niyazımız var. Bu niyazımız dua mıdır, beddua mıdır, onu muhatapları düşünsün!

EĞİLDİKÇE

Millet olarak yedik bunca golleri,

Kafa kaldıracak yerde eğildikçe;

Ey millet gol atmak bunların rolleri,

Yeni gollere hazır ol eğil, dikçe!