Unutulmaktan Korkarız

Abone Ol

UNUTULMAKTAN korkarız. Çünkü unutulmak, yok sayılmak, hayattan silinmektir. Sanatkârlar eserlerini ortaya koyarken yarınlara kalmak ve yapıtları ile hatırlanmak isterler. Anne babalar ölümlerinden sonra da yâd edilmek için çocuklarına birer hatıra bırakırlar. Şairler şiirlerinin en nadide dizelerinde uzun soluklu yaşamaktan ve hatırlanmaktan söz ederler. Zira insanın en büyük arzularından biri de yaşamak ve zihinlerde iyi bir izlenim bırakabilmektir. Unutulmak yok sayılmaktır… ve hiçbir insan unutulmaktan korktuğu kadar ölümden korkmaz…

Ateist bir komşum, bir eğitim kurumunda resim öğretmenliği yapıyordu ve özel çalışmaları ile sosyal sorunlara değiniyordu. En büyük hayali, kalıcı bir yapıt bırakıp ölümünden sonra da adından söz ettirebilmekti. Ona mademki ahirete inanmıyorsun, ölümünden sonra eser bırakmanın ne manası olabilir dediğimde, “ben kalıcı olmak istiyorum, bunu ancak yaptığım çalışmalarla başarabilirim” demişti. Müslüman ahiret inancına sahiptir ve hayatın bu dünya ile sınırlı olmayacağının bilincindedir.

Ahirete inanmayan bir kişi ise unutulma yok sayılma duygusunu çok daha yoğun yaşıyor.İnsanoğlu nankör ve vefasızdır. Ölenin ardından, olmayacak vaatlerde bulunur, yas tutar, unutmayacağım, tavsiyelerini dikkate alacağım, senin adına iyilik yapacağım, öğrettiklerini, hizmetlerini fedakârlığını hatırlayıp dua edeceğim der. Ama ölümün hemen ardından her şey küllenir ve ölen gerçekten unutulmuştur. Zira insan aynı zamanda unutan bir varlıktır. Unutulmamak, yapılan iyiliklerle anılmak ve geride faydalı bir eser bırakmak erdemli insanın en büyük hayalidir. Fakat ölen gider de geride kalanlar bir yandan zamanla diğer yandan kendisiyle yarışırken, yapılanları hemen unutur ve gideni sadece merasimlerde hatırlar. Bizler beşeri tarafımızla değil, yaptıklarımızla hatırlanmalı ve unutmayan terk etmeyen ve bağışlayan yegane varlığın Yüce Yaratıcı olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız.