Unutulan / Unutturulan Farzlar: İslâm’da Miras Hukuku

Abone Ol

Müslüman olup da İslâm hukukuna göre mîras taksim edenlerin sayısı çok azalmıştır, maalesef… Hâlbuki bu çok mühim bir konudur. Bir defa mirasın Kur’ân’a ve Sünnet-i Seniyye’ye göre taksimine inanmak farzdır. Bu hükmü yerine getirmeyenler -inkâr etmemek şartıyla- günahkâr olurlar ve âhirette mutlaka bunun hesabını verirler. “Ben Kur’an’ı dinlemem!” diyenler -hâşâ- kâfir olur ve tevbe etmeden ölürse ebedî cehennemlik olur.

Mehmet Efe Hoca’nın İslâm’da miras hukuku ile ilgili bir sohbetini dinledim. Mirasla ilgili 560 çeşit taksim olduğunu, miras ilminin 1600 tane meselesi olduğunu belirten hocamız, şu şekilde bazı maddeleri sıralamakta: “Bir adam ölürse, çocukları varsa, karısı mirasın 8’de 1’ini alır. Babası varsa 6’da 1’ini alır. Annesi varsa 6’da 1’ini de o alır. Diyelim o adamın 2 oğlu, 3 kızı var. Erkeklere iki hisse, kızlara bir hisse verilir.

“Bir adamın dört hanımı varsa, bir hanımın hissesi dörde bölünür.
“Sağlıkta mirası taksim etmek câiz değil. ‘Hediye ettim’ diyebilir. Ölen mezara konunca borcu ödenecek, vasiyeti yerine getirilecek (mirasın üçte 1’ini geçmemek şartıyla) kalan miras hemen taksim edilecek.
“Kadın ölürse, çocuğu varsa, kocaya 4’te 1 gider. Diğer kalan mal çocuklara taksim edilir. Ölenin annesi, babası varsa onlar da miras alacak.”

Mehmet Efe Hoca, bir hadis-i şerifte, ilk kalkacak ilmin mirasla ilgili olanı olduğunu belirterek, günümüzde bu ilmi bilenin ve bu ilme göre mirasın taksim edilmesinin azaldığını belirtmekte.
Mirasla ilgili Kur’an-ı Kerim’deki en geniş izahat Nisa Sûresi’nin 11. ve 12. âyet-i kerimelerinde belirtilmiştir. Kur’an-ı Kerim anayasa olduğu için burada temel esaslar belirtilmiş, mirasla ilgili diğer hükümler hadis-i şeriflerden çıkarılmıştır. Ayrıca icma ve kıyasla yüzlerce hüküm tespit edilmiş, böylece çok tafsilatlı bir şekilde “İslâm Miras Hukuku” ortaya çıkmış ve İslâm’ın hükümlerini kabul eden devletler tarafından uygulanmıştır. Bazı devletlerde İslam hukukunun kaldırılmasından ayrı olarak, Batı menşeli İslâm karşıtı komitelerce İslam’ın mirasla ilgili hükümlerine saldırılar olmaya başlamıştır. Bunlardan biri de mirastan erkeğin iki hisse, kadının bir hisse alması ve anneye altıda bir hisse verilmesidir. Bu saldırılara cevap veren İslâm âlimlerinden Bediüzzaman Hazretleri, şöyle demektedir (yerimiz nisbetinde iktibas edeceğiz): “ (…) Kur’ân’a muhalif olan hukuk-u medeniyetin ne kadar haksız olduğunu ispat eden binler misallerinden iki misal:

“‘Felizzekeri mislü hazzi’l ünseyeyni’ [Erkeğin hakkı, iki kadın payı kadardır.] (Nisa Sûresi / 11, 176) olan hükm-ü Kur’ânî, mahz-ı adâlet olduğu gibi, ayn-ı merhamettir. Evet, adâlettir, çünkü, ekseriyet-i mutlaka itibarıyla bir erkek, bir kadın alır, nafakasını taahhüt eder. Bir kadın ise bir kocaya gider, nafakasını ona yükler, irsiyetteki noksanını telafi eder. Hem merhamettir; çünkü o zaife kız, pederinden şefkate ve kardeşinden merhamete çok muhtaçtır. Hükm-ü Kur’ân’a göre o kız, pederinden endişesiz bir şefkat görür. Pederi ona, ‘Benim servetimin yarısını, ellerin ve yabanilerin ellerine geçmesine sebep olacak zararlı bir çocuk’ nazarıyla endişe edip bakmaz. O şefkate, endişe ve hiddet karışmaz. Hem kardeşinden rekâbetsiz, hasedsiz bir merhamet ve himâyet görür. Kardeşi ona, ‘Hânedanımızın yarısını bozacak ve malımızın büyük bir kısmını ellerin eline verecek bir rakip’ nazarıyla bakmaz; o merhamete ve himâyete bir kin, bir iğbirar katmaz. Şu halde o fıtraten nâzik, nâzenin ve hilkaten zaîfe ve nahîfe kız, sûreten az bir şey kaybeder, fakat ona bedel akâribin şefkatinden, merhametinden, tükenmez bir servet kazanır. Yoksa, rahmet-i Hak’tan ziyade ona merhamet edeceğiz diye, hakkından fazla ona hak vermek, ona merhamet değil, şedid bir zulümdür. Belki zaman-ı cahiliyette gayret-i vahşiyaneye binaen kızlarını sağ olarak defnetmek gibi gaddarâne bir zulmü andıracak şu zamanın hırs-ı vahşiyânesi, merhametsiz bir şenâate yol açmak ihtimali vardır. Bunun gibi bütün ahkâm-ı Kur’âniye, ‘Vemâ erselnâke illâ rahmeten lilâlemiyne’ [Seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.’] (Enbiya Sûresi /107) fermanını tasdik ediyorlar.” (Mektubat, 11. Mektup, 3. Mesele, s. 44)

Bizim ülkemizde bilhassa Doğu ve Güneydoğu bölgesinde, kızların babasının, anasının mirasından pay alması hususunda pek ihmalkâr davranılmaktadır. Mirasın İslâm’a göre hakkıyla taksim edilmesi durumu da pek nâdirdir. Bu, içler acısı bir durumdur.