Unutmamak… Unutturmamak

Abone Ol

15 Temmuz darbe girişimi Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki en kanlı, en travmatik darbe girişimlerinin başında geliyor. Tüm unsurlarıyla devletimizin bekasına kasteden bu isyan hareketi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ele geçirmek ve yönetimi kendi arzuladıkları bir dünya çerçevesinde şekillendirmek isteyenlerin gece yarısı harekâtıyla Anadolu’nun her kentinde dalga dalga yayılmıştır.

Fakat kendi milletinin üzerine silahları doğrultmaktan çekinmeyen bu FETÖ’cü darbeci anlayış, halkımızın dirayeti, basireti, feraseti ile gerisin geriye püskürtülmüştür.

Tankların üzerine çıkan, altına yatan, şehit Ömer Halisdemir gibi kurşunlara göğsünü siper eden cesaret timsali halkımız, bu darbe girişimini kısa zamanda akamete uğratmayı başarmıştır.

15 Temmuz darbesinin yıldönümünde demokrasi tarihimize bir paslı çivi gibi çakılan bu geceyi unutmamak, unutturmamak adına elimizden gelen her şeyi yapmalıyız.

Türkiye, maalesef darbeler ülkesi… Demokrasinin kara dehlizlerinde meydana gelen darbeler sonrasında başbakanını asan ülke kimliğimizle kapkara bir tarihsel gerçek olarak maziye not düşüldü bile. Arkasından gelen 27 Mayıs ihtilali… Ve 12 Eylül darbesi… Ecevit ve Demirel figürasyonu etrafında şekillendirilen 12 Eylül darbesi, kardeşin kardeşi kırdığı “sağcılık ve solculuk” kavramlarıyla insanların ferasetinin ve basiretinin elinden alındığı sürecin sonunda bilerek ve isteyerek önümüze konuldu.

Ve insanlar, terörizm bataklığındaki ülke gerçeğinden kurtulduklarına sevinir bir pozisyonu canı gönülden kabul eder duruma düşürüldü.

Nitekim, darbenin ertesi günü, memleketin her köşesinde terörizmin bir bıçak gibi kesilmesi ve darbeye neden olan unsurların bir anda ortadan kalkıvermesi, insanlarımızın zihinlerinde farklı bir algının yol açmasını sağladı.

12 Eylül darbecilerinin yargılanamaz, hesap sorulamaz bir boyuta geçmesini sağlayan darbe anayasası da bu haleti ruh ile insanlarımızın önüne konuldu. Ve, demokrasinin esamesinin bile okunmadığı bu anayasa yüzde 90’lık bir kabul ile hayatımıza sokuşturulmuş oldu. Maalesef, hâlâ bu anayasanın kırıntıları demokrasimizin üzerinde bir karabasan gibi dolaşıyor. Bu anayasayı toptan değiştirmek gerektiğini söyleyip duruyoruz. Demokrasi, insan hak ve hürriyetleri, basın hürriyeti, din ve vicdan hürriyeti gibi konularda tamamen sorunlu olan bu anayasanın değiştirilmesi için AK Parti yeterli milletvekili sayısına ulaştığı dönemde bile elini kıpırdatmadı. Ne yazık!

Ve yakın tarihimizde meydana gelen post-modern darbe 28 Şubat… 28 Şubat, Türkiye’nin en başarılı hükümetine yapılan en büyük buğzlardan birisidir. Medya, 5’li çete, yargı ve kopkoyu bir militarizm el ele vererek gücünü halkından alan Refahyol hükümetinin alaşağı edilmesi için varlarını yoklarını ortaya koydular.

Herkes zannediyordu ki, 28 Şubat’tan sonra bir daha darbe yapılamaz… 15 Temmuz, bir zamanlar kendilerine akıl almaz fırsatlar tanınan, ortam sunulan ve bu imkânlarla palazlananların, türlü imkânları elde edenlerin, devleti nasıl ele geçirmeye kalkışabileceklerinin canlı bir provası oldu. Maalesef bu prova, 249 vatandaşımızın şehadeti, binlerce insanımızın da yaralanıp gazi unvanını aldıkları kanlı bir prova olarak tarihin kara kaplı kitabında yerini aldı...

Ders alıyor muyuz? Ders aldık mı?

Önemli olan, yaşadıklarımızdan ders alabilmek… İki cihan serveri Hz. Muhammed (sav) Efendimiz, “Mü’min bir delikten iki kere ısırılmaz” buyuruyor. Türkiye sevdamızı birlikte inşa edebilmek adına bir olmak, birlik olmak, dirlik olmak idealini kuşanacağız. Yaşadıklarımızdan ders alıp, geleceğe daha umutlu bakacağız.