ÜNİVERSİTE HASTANELERİNDE NELER YAŞANIYOR, NELER?

Abone Ol

BU köşede yayınlanan Kocaeli Üniversitesi Tıp

Fakültesi nde neler oluyor yazısına, başta Kocaeli olmak üzere, Türkiye nin

hemen her yerinden farklı tepkiler aldım. 

Mail ve telefonla bana ulaşanlar, Burada da benzer

sahneler yaşanıyor, bunu da yaz, şunu da kaleme al! benzeri taleplerini dile

getirdiler.

Ama Kocaeli nden gelen bir mektup var ki buraya almazsam

olmaz. Şunları söylüyor;

Yazınızı okudum. Öncelikle belirtmem gerekir ki ben

yıllardır Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi nde çalışmaktayım.

Kocaeli Üniversitesi nde 3-4 sene öncesine kadar görev

yapan dallarında iyi isim yapmış olan Doç. ve Prof lar AKP nin çıkardığı torba

yasalarla -ki ben sadece cerrahi hocaları tanırım- özel hastanelere geçti.

İşin ilginç tarafı bu hocaların bazılarının öğretim

üyeliği devam ediyor.

Bu hocalar, üniversitede en büyük ameliyatı 2.000 TL ye

(bunun yarısı hastaneye yarısı doktora verilir) yaparken şimdi özelde bu

ameliyatları bu fiyatın 10-20 katı fiyata yapıyorlar. Zira benim bir yakınım

bir ameliyat olacaktı, ona, Bu ameliyatı sadece özeldeki şu hoca (önceki

anabilim dalı başkanı) yapıyor diyerek yönlendirme yaptılar.

Bu isimler üniversitede ameliyat yapmıyor ama öğretim

görevlisi pozisyonu da devam ediyor. İşin ilginç yanlarından birisi budur.

Bu da şu demek; bunların çoğu eski anabilim dalı başkanı

ve hoca olduğu için üniversitede geriye kalanların çoğu bunlardan kıdemsiz.

Buradaki hocalardan Ş., önceki anabilim dalı başkanı,

şimdi özel bir hastanede  ameliyat

yapıyor. Ama ifade ettiğim gibi üniversitede öğretim görevlisi hâlâ.

Bir husus daha; üniversiteler kanser ameliyatlarını

yapıyor ama ameliyatları yapacak ehil hocaları özel hastaneler kapmış durumda.

Ehil hocalar özele gidince yeni yetişecek uzman olacak

asistanların kalitesi de düşüyor.

***

Böyle uzayıp gidiyor mektup. Bir vurduk bin ah işittik!

derler ya, hani!

Daha ne mektuplar var ama yerim bu kadar

SAĞLIK

SİSTEMİMİZİN EN BÜYÜK SORUNLARI

* Yanlış sağlık modellerinin desteklenmesi.

* Devlet hastanelerinde uygulanan performans sistemi,

amacından sapmış durumda.

* Tüm sağlık kuruluşlarıyla sözleşme yapılmaması. Sağlık

kuruluşları arasında ayrım yapılması.

* Esnek çalışma modelleri kaldırılarak, anlamsız ve katı

çalışma modellerinin getirilmesi.

* Hastane kampüsleri bilmecesi.

* Kamu harcamalarının ciddi boyutlara ulaşması.

* Üniversite hastanelerinin içler acısı durumu

* Sağlık Bakanlığı nın garip yapılanması. Hem hakem hem

oyuncu olması

AMPUL HASAN,

SAKALLI HÜSNÜ, KASKETLİ AHMET!

AMPUL HASAN: Türkiye de darbeler sonrası kızgın halkın

gazını almak için cahil/ahmak/kukla bir lider başkanlığında kurulan güçlü bir

merkez-sağ/muhafazakâr bir parti/anlayışın mürididir. Eğitim seviyesi

ilkokulundan üniversiteye kadar değişebilir. Matematik dersi alabilenler

olmasına karşın onu kullanamaz, ilime uzaktır, mantık kullanımı sınırlıdır.

Partisinin çıkardığı yasaların farkında değildir, okumaz, ekonomiyi takip

etmez, milletvekili bile olabilir, niçin el kaldırdığını bilmez, kutsalları

umursamayan sözler sarf edebilir. Bir kısmı partiden menfaatlenir.

Propagandacı/holigan/fanatik zihniyetlidir. Partisi/lideri için bir hafta önce

savunduğunun tam tersini aynı heyecanla bir hafta sonra da savunabilir.

Liderine tam teslim olmuştur, sorgulamaz. Realiteden uzaktır, insani sınırları

aşabilir.

SAKALLI HÜSNÜ: İslami hassasiyeti olduğunu söyler, ancak

şuur eksikliği vardır, şekilcidir. İslam ın iman-itikat kısmını kurcalamaz,

ilimle uğraşmaz. İçlerinde hacı/hoca/imam olabilir. Geçmişte karşı olduklarını

partisi/lideri için rahatlıkla savunabilir. Sakal kesmenin haram olduğunu

şiddetle savunurken, faiz kullanmaktan rahatsızlık duymaz, İsrail/AB/ABD

mandası/dostluk/yasaları normal karşılar, dinler arası diyalogu desteklemeye

kadar ileri gidebilir.

KASKETLİ AHMET: Güce meyillidir. Merkez sağ/orta

sol/milliyetçi gibi birbirinden farklı anlayışta bile olsa zamanın

güçlü/çoğunluklu partisine oy verir. İlimle uğraşmaz, gerek görmez, beyin

stabildir. Oy verdiği partiyi savunmayabilir, ne yapalımcıdır. 10 yıl önce aynı

zihniyetteki oy verdiği partiye/lidere küfür edip, yeni versiyonuna sahip

çıkabilir.

Lütfen dikkat: Doğru teşhis doğru tedavi getirir. Sakallı

Hüsnü, Kasketli Ahmet, Ampul Hasan bir alter karakterdir. (İkinci kişilik).

Bazen ilk karakterle çelişebilir, değişimler yaşanabilir. Tetikler farklı

yerlerde farklı davranmasına yol açabilir. Gelgitler yaşayabilir. Bu karakterin

anlayışında bir insan hem Müslüman olup; hem faizci, rüşvetçi, ABD ci, İsrail ci,

zinacı, fuhuşçu olabilir, hak yemekten, zalimle işbirliğinden rahatsız olmaz.

Namaz kılıp, oruç tutup Siyonist e/emperyaliste köle olmayı normal karşılar.

Handler/programcısı TV, medya, dizi, film, lider, reis, başkan, hoca, öğretmen,

ABD, İsrail, eş, çevre, mahalle... olabilir. Ona efendi/tanrı gözüyle bakar,

söylediklerini sorgulamaz. Tedavisi Hak, İslam, Kur an, sünnet, ilim, bilim,

matematik, mantık, fizik, kimya...

Lütfen araştırınız: Alterkişilik, kişilik bölünmesi,

öğretilmiş çaresizlik, kukla sendromu, mankurtlaşma vs.) (İlker Siliv).

NOT: 

Bugün, 4 Mayıs 2016, Çarşamba 1)Emekliler hâlâ sürünmeye

devam ediyor. 2) An itibariyle asgari ücretli nasıl geçineceğim diye feryat

ediyor. 3) Bu parlamento ve mevcut AKP iktidarı, 2011 den bu yana verdiği yeni

ve sivil anayasa sözünü yerine getiremedi. 4) 28 Şubat darbesi döneminde kapatılan,

yoksul-zeki Anadolu çocuklarının barındığı Başbakanlığa bağlı Vakıf Öğrenci

Yurtları hâlen kilitli. Dubakalinolacak!