UNI-CEFA!..

Abone Ol

UNICEF; Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu…

UNICEF, geçen gün, giderek istikrarsızlaşan dünyada çatışma ve krizlerden etkilenen çocukları desteklemek için 9,9 milyar dolar tutarında insani yardım çağrısında bulundu!

Fonlar, dünya genelinde 109 milyon çocuğu destekleyecek acil durum programları için kullanılacakmış!

2025 yılı için finansman ihtiyacına göre, öncelikle aşağıda belirtilen müdahalelere yönelik fon çağrısında bulunuyor, adı geçen kuruluş:

* Afganistan $ 1.188.778.304

* Sudan $ 840.000.000

* Kongo Demokratik Cumhuriyeti $ 804.295.490

* Filistin Devleti $ 716.540.000

* Lübnan $ 658.200.000

Bir yandan Filistin’in bu listeye nasıl oldu da girdiğine hayret ederken öte yandan bunun da bir aldatmaca olabileceğini, bir soru işareti ve de ünlem işareti olarak şuraya bırakıyorum.

Bir soru işareti ve bir ünlem işareti daha; peki, geriye kalan 5,5 milyar dolardan fazla para nerelere harcanacak acaba?

***

2024 yılında elde edilen önemli sonuçlardan bazıları ise şöyleymiş:

* 26,4 milyon çocuk ve kadın, birinci basamak sağlık hizmetlerine erişmiş!

* 6-59 aylık 12,2 milyon çocuk aşırı zayıflık taramasından geçirilmiş!

* 17,4 milyon insana içme ve evsel ihtiyaçlar için yeterli miktar ve kalitede su sağlanmış!

* 9,7 milyon çocuğa erken öğrenme de dahil olmak üzere örgün veya yaygın eğitim hizmetleri sunulmuş!

* 12,6 milyon çocuk, ergen ve bakım veren, toplum temelli psikolojik ve psiko-sosyal destekten yararlanmış!

Bağışçılar, UNICEF'in tematik insani yardımlarının yüzde 50'sinden fazlasına katkıda bulunmakla birlikte, sadece dört acil duruma (Afganistan, Etiyopya, Suriye ve Ukrayna) odaklanmışlar!

Bu da UNICEF'in 107 ülkede müdahale ettiği 412 acil durumun çok küçük bir kısmını oluşturuyormuş!

Diğer yandan Burkina Faso, Lübnan, Uganda, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Mali ve Myanmar gibi ülkelerde insani yardım operasyonlarına yeterli finansman sağlanmıyormuş ve bu ülkelerde fon ihtiyacı daha kritik bir düzeyde bulunuyormuş!

***

İyi güzel de…

Bir yıldan fazladır Filistin/Gazze’de on binlerce bebek/çocuk, Siyonist bombalar altında can verdi?

Halen de Gazze soykırımı devam ediyor.

Nerede UNICEF, nerede Birleşmiş Milletler, nerede anlı şanlı insan hakları örgütleri…

UNICEF mi, UNI-CEFA mı? Siz karar verin!

3 BİN İMZA YA DA İLİÇ ALTIN MADENİNDE NELER OLUYOR?

Büyük bir facianın meydana geldiği, dokuz işçinin hayatını kaybettiği, korkunç bir çevre felaketinin yaşandığı Erzincan/İliç’teki Anagold Altın Madeni…

* İliç altın madeni yeniden işletmeye açılacak mı?

* İşten atılarak mağdur edilen yüzlerce işçi ne olacak?

Bu gibi sorular çok fazla soruluyor, bölgede… 

İliç Maden Çalışanları Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Bedri Şuvak, bu konulara işaret ediyor. İşte dikkat çeken uyarılar;

* “Yığın liçindeki toprak kayması sonucunda dokuz canımızı kaybettiğimiz acı hadisenin üzerinden aylar geçti. Hepimizin hafızasında Erzincan'ın kurtuluş yıl dönümü olarak yer alan 13 Şubat'ın bizim için bundan sonra acı bir hatırası var.”

* “Kazada hayatını kaybeden arkadaşlarımız; Ramazan Çimen, Hüseyin Kara, Mehmet Kazar, Adnan Keklik, Fahrettin Keklik, Kenan Öz, Abdurrahman Şahin, Uğur Yıldız ve Şaban Yılmaz'ı bir kez daha rahmet ve dua ile anıyoruz. 13 Şubat’tan sonra her şey tamamlanıyor gibi görünse de bazı şeylerin yeri asla doldurulamayacak.” 

* “Arkadaşlarımızın acıları henüz bir nebze olsun dinmeden yüzlerce arkadaşımızın ekmek kapısı kapandı. Geçim sıkıntıları büyüyen emekçi dostlarımız kış mevsiminin getirdiği işsizlik ortamında çaresiz durumdalar. 13 Şubat'ta İliç'te ölen de biz olduk, ekmek kapısı kapanan da yine biz olduk.”

* “Bu korkunç kazanın sebebi olan kişi ve şirketlerin de aynı zamanda en ağır cezalara çarptırılması İliç halkının önceliğidir.”

* “Maden firmasının ana yüklenicisi Çiftay firması da bu süreçte İliçli işçileri işten atarak ekmek kapılarını kapatmıştır. Bölge halkını ve çalışanları mağdur eden bu firmanın artık burada çalışma yapmasını istemiyoruz ve bir an önce İliç’ten ayrılmasını istiyoruz. Bu firmanın İliç’te yeri kalmamıştır.”

* “Şu anda saha içerisindeki enkaz kaldırma çalışmalarında yöre dışından 600’e yakın personel halen görev yapmaktadır. Anagold firmasının bu süreci doğru yönetemediği gözler önündedir.”

* “Madenin tekrar çalışması için 3.000’den fazla imza toplandı. Dolayısı ile derneğimiz kamu yararı için maden faaliyetlerinin devam etmesini desteklemektedir.”

***

Yetkililerin dikkatini çekme anlamında önemli uyarılar…

 “YURTDIŞINDAKİ TÜRKLER, YAĞMURDA HATIRLANAN ŞEMSİYE Mİ?”

Münih (Freising), Almanya’dan mektup gönderen Şaban Turhal, gurbetçilerle ilgili atılması gereken bazı adımlara dikkat çekiyor. Okuyalım;

* “Yurtdışında yaşayan milyonlarca Türk vatandaşı, Türkiye’nin gücüne güç katmıştır. Ancak Türkiye siyaseti açısından bakıldığında, bu milyonlarca insanın gündemdeki yeri genellikle seçim dönemleriyle sınırlı kalıyor. Adeta yağmur yağınca akla gelen bir şemsiye gibi…”
* “Neden hiçbir siyasi partide yurtdışındaki Türklerden sorumlu bir genel başkan yardımcısı yok? Bu, yurtdışındaki vatandaşların sorunlarını ve beklentilerini doğrudan siyasetin merkezine taşıyacak bir adım olmaz mı?”
* “Siyasi partilerin delegasyon sistemlerinde de büyük bir eksiklik göze çarpıyor. İstanbul ve Ankara’dan sonra en büyük seçmen kitlesi yurtdışında bulunmasına rağmen, yurtdışındaki seçmenler için neden en az bir İzmir kontenjanı kadar delege ayrılmıyor? Yurtdışı seçim bölgesi veya Yurtdışı Türkler Bakanlığı talepleri dile getirilirken, siyasi partiler bu anlayışı önce kendi bünyelerinde hayata geçirmeli. Ancak o zaman bu talepler samimiyet kazanır.”
* “Türkiye siyasetinin yurtdışındaki Türkleri artık bir “şemsiye” olarak değil, daimi bir köprü olarak değerlendirme zamanı çoktan geldi. Yurtdışındaki Türkler, Türkiye’nin küresel bir güç olarak ilerleyişinde vazgeçilmez bir rol oynamaktadır.”

***

Yetkili isimlerin dikkatine diyoruz…

“BÜTÜN DÜNYADA DURUŞMALAR TEK OTURUMDA BİTER, BİZDE VAR MI?”

* “Şu anda Türkiye’de bütün mahkemelerimizde yapılan hukuk uygulamasının Batı uygulaması ile alakası yok! Bütün dünyada duruşmalar tek oturumda biter, bizde var mı? Mümkün değil! Bunu bile düzeltememişsiniz! Batı ile alakası yok çünkü hukuku almadı Türkiye, yasa aldı!” (Prof. Dr. Sami Selçuk, Yargıtay eski Başkanı, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) konferansından...)