Umutsuzluk iklimi

Abone Ol

Köyden kente göç olgusu, 1950 li yıllardan itibaren hız

kazanmış, köylerinde, kasabalarında iş, aş ve ekmek umudu kalmamış insanlar,

tası tarağı alarak büyükşehirlerin yolunu tutmuşlardı. Eski Yeşilçam

filmlerinde sırtında yorganı, döşeğiyle birlikte büyükşehirlere gelenlerin,

Haydarpaşa tren garındaki merdivenlerde İstanbul a bakış sahnesi hep can alıcı

bir anekdot olarak hafızalarımızdadır. İstanbul, ya sen beni alacaksın ya da

sen beni repliği ise, bu umutsuzluk ikliminden beslenenlerin büyükşehirlere meydan

okuyuşunun, içlerindeki umudu tüketmediklerinin yansıması olmuştur. Aslında

büyükşehirlerin insanlara vaat ettiği çok şey olmadığını gelenler kısa sürede

algılamışlardır. Geceli gündüzlü çalıştıkları halde, evlerinde bir tas çorbayı

bile kaynatamayanlar, gün gelip yaşadıkları çaresizlikleri, yeniden şehirlerden

kendi köylerine dönerek gidermeye çalışmışlardır. Büyükşehir zordur Büyükşehir

çaresizlerin, umutsuzların dertlerine merhem olacak niteliklerle dolu değildir.

Gemisini yürütebilenler, bu kaos ortamında kendilerine sıcak bir umut

sağlayabilmişlerdir, ama, genelde zorluklar insanların içlerindeki hevesi

söndürerek, nice aile dramlarının ve faciaların ortaya çıkmasına neden

olmuştur.

Türkiye İstatistik Kurumu nun yaptığı bir araştırmaya

göre, 81 vilayetimizdeki mutluluk profili ortaya çıkarılmış. TÜİK in bu

araştırmasında en mutlu il Sinop, en mutsuz il ise Tunceli çıkmış. İstatistik

Kurumu nun hangi doneleri baz alarak, böyle bir sonuca ulaştığını, sosyolojik

olarak ve detaylı şekilde analiz etmek gerek.

Türkiye nin en mutlu vilayeti Sinop un TÜİK in sorduğu

sorulara Biz Mutluyuz profili çıkacak şekilde cevap vermesini doğru şekilde

okumak lazım. Neden mutlular acaba Ne yiyip ne içiyorlar Ne giyiniyorlar

Hangi çalışma şartlarına sahipler Ve en çarpıcı soru, Türkiye de yaşamıyorlar

mı Türkiye gibi, umutsuzluğu besleyen kaynakların böylesine yoğun olduğu,

gerilim stratejilerinin özellikle gündemde tutulduğu, yolsuzluk ve rüşvet

iddialarının ayyuka çıktığı, siyasetin birbirlerinin altını oymak için türlü

entrikalar çevirdiği ve sürekli stres ve sürekli kaos ortamının bulunduğu bu

ülkede, mutsuz olmak için her argüman sütrede beklerken, nasıl mutlu

olabiliyorlar, bizlere de anlatsınlar

Bu ülkede asgari ücret, asgari yaşama standartlarını

karşılayabiliyor mu Bu ülkenin din ve vicdan hürriyetindeki sıkıntılar tam

olarak giderilebildi mi Demokrasinin üzerindeki vesayet tabloları

giderilebildi mi Geçtiğimiz dönemlerde askeri vesayet başımızda demoklesin

kılıcı gibi sallanıyordu, bu dönemde ise bürokratik vesayet dolayısıyla hükümet

feryat ediyor. Peki, hükümetin icraat makamında olması ve zihinlerimize kadar

işleyen bu vesayet tablosunu gidermek için çalışma yapması gerekmiyor mu

Gerçekten merak ediyoruz Sinop ve mutluluk sıralamasında

onun arkasından gelen illerimizdeki insanlarımız bu ülkenin gündemiyle yakından

uzaktan ilgili değiller mi Gazete okumuyorlar mı Televizyon izlemiyorlar mı

Bizleri umutsuzluğa sevkedecek bunca kanal, bunca yayın,

bunca done önümüzdeki dururken, insanlar mutlu olabildiklerine kendilerini

nasıl inandırıyorlar

Mutluluk elbette göreceli bir kavramdır

İnsanlar, farklı boyutlarda, farklı algılarla mutlu

olabilirler

Ama Türkiye gibi umutsuzluk ikliminin sürekli diri

tutulduğu, hayat standartlarının canımızı çıkartacak nitelikte ağır olduğu bir

ülkede, birileri mutlu olabiliyorsa, helal onlara!