Umut ve endişe yan yana

Abone Ol

Terörün sona erdirilmesi adına atılan adımlar toplumun

bir kesiminde ümit rüzgârları estirirken, bir kesiminde ise endişeye yol

açıyor. Bazıları sıkça, Ne oluyor diye soruyor. Bununla da kalmayarak

oldukça karamsar bir tablo çiziyor. Toplumun bir daha eskinin kara günlerine

dönmesini, gerek halkımızın gerek siyasilerin darbe ile yüz yüze gelmesini

istemeyenlerin sayısı, bu toplumda darbe isteyenlerden çok fazla olduğunu

biliyorum ve bu beni iyimserliğe itiyor. Ama endişelilerin sayısının az olması

bu kesimin dikkate alınamayacağını/alınmaması gerektiği anlamına

gelmez/gelmemeli. Bu bakımdan terörü sona erdirmek adına yürütülen

çalışmalardan toplumun mümkün olduğunca bilgilendirilmesi gerekiyor. Toplumu

eğer bir takım merkezlerin sızdırdığı haberlere mahkûm ederseniz bu çabalardan

istenen sonucun alınması çok zorlaşır. Sonuç alınsa bile toplum kesimleri

arasındaki ayrışmayı engellemek güçleşir. Bunu söylerken CHP ve MHP nin çizdiği

karamsar tablo ve takındığı tavrı onaylıyor değilim. Hatta Bahçeli nin,

İktidar olduğunuz dönemde size teslim edilen terörist başını niçin

asmadıkları sorusuna verdiği cevap gerçekten ürkütücüydü. Çünkü Bahçeli

Öcalan ın asılmamasını sağlayan kararın altındaki imzasının hâlâ arkasında

olduğunu söyledikten sonra, Madem asmak istiyorsunuz, bunu siz yapın sözleri

parti çıkarının insanı hangi noktalara kadar götürebildiğini göstermesi

bakımından dikkat çekiciydi.

Bu arada CHP nin ise terörü sona erdirme adına atılan

adımların başlangıcında iktidara kredi açtıklarını belirtirken gelinen noktada

karamsar bir tablo çizdikten sonra ileri sürülen bir takım şartlar açılan

krediden vazgeçildiği anlamına geliyor. İki muhalefet partisinin bu sert

tutumunun topluma yansımamasını beklemek elbette mümkün değildir. Bu sert tavır

ister istemez CHP ve MHP tabanlarını bir hesaplaşma noktasına sürüklendiği

görüntüsü ortaya çıkıyor. Bu ise toplumun bir kesiminde zaten var olan

endişeleri daha da artırıyor. Hatta diyebiliriz ki yargı önüne çıkartılan

darbeci unsurları ümitlendirir bir noktaya itiyor. Bunun içindir ki, başlatılan

sürecin sonunda çıkartılacak bir aftan bir yandan terör yandaşları öbür yandan

darbecilerin yararlanacağı kulaktan kulağa fısıldanıyor.

Kısacası toplumun endişeli kesimin tesirinde kalmaması

için görüşmelerin mümkün olduğunca şeffaf yürütülmesi, toplumun

bilgilendirilmesi gerekiyor. Eğer toplum yeteri kadar bilgilendirilmezse

fısıltı gazetesine teslim olur ki, bu da karanlık odakların işine yarar.

İktidarın darbeler dönemi kapandı rehavetine kapılarak biz yaptık oldu anlayışı

ile hareket etmemesi gerekiyor.

Bu ülkede darbeler döneminin kapanmasını ve terörün sona

erdirilmesini gönülden destekleyenlerdenim. Ancak, toplumun hassasiyetlerini

dikkate almak da şarttır. Bir takım anket sonuçları açıklanarak iktidar

kanadının, Toplumun çoğunluğu bizi destekliyor, bu bakımdan yaptıklarımıza

toplumun tamamı bize güvenerek destek vermeli yaklaşımı doğru olmaz. Bu ülkede

darbecilerin hiçbir zaman toplumun çoğunluğunu arkalarına alarak darbe

yapmadıkları unutulmamalı.

Kaldı ki, Türkiye nin sorunu sadece terör değildir.

Terör, bölgemiz ve ülkemiz üzerinde hesapları olan güçlerin bu milletin başına

musallat ettiği bir beladır. Bu güçlerin bölgemiz ve ülkemiz üzerindeki

hesapları son bulmuş olmadığına göre, dünyadaki gelişmeleri de yakından takip

etmek, gerekli tedbirleri almak durumundayız. Toplumu sadece terörü sona

erdirme çabaları ile meşgul ederek diğer gelişmeleri uzun süre gizlemek mümkün

olmaz.